Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Îslam'da ırk sorunu ve Kürdler

Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri

Burada, AB ile ilgili bir değerlendirme yapmak gerekiyor. 16 Mart 1988'de, Saddam Hüseyin rejimi Halepçe'de, Kürdlere karşı zehirli gaz kullandı. Altı binden fazla Kürd, çok kısa bir zamanda, zehirli gazların etkisiyle boğuldu. Binlerce insan yaralandı.

Fakat bu insanlığa karşı işlenmiş suç konusunda, dünyanın hiçbir yerinde bir tepki gelişmedi. Ne Paris'te, ne Londra'da, ne Roma'da,ne Berlin'de, ne Washington'da, ne Moskova'da bir tepki gelişmedi.Tel Aviv hariç dünyanın hiçbir yerinde, gösteri yürüyüşü vs. olmadı, protesto olmadı.

Saddam Hüseyin rejimi 1988 yaz ayları boyunca, Haziran, Temmuz Ağustos aylarında, Enfal soykırımını sürdürdü. 20 Ağustos 1988, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı'nın bitiş tarihidir. Bundan sonra Enfal daha yoğun bir şekilde sürdürülmüştür. Yüzlerce çukur açılmış, Kürdler, 75 kişi 75 kişi kurşuna dizilip bu çukurlara doldurulmuştur. Batı demokrasileri, ABD, Sovyetler Birliği,Türkiye, İran, Suriye gibi devletler elbette biliyorlardı. Ama Irak'ı destekleme politikası bu soykırımların da önünü açtı.

Batı'nın demokratik devletleri, 16 Mart 1988'de Halepçe'de yaşanan soykırıma karşı sesini yükseltseydi, Saddam Hüseyin 1988 yaz sonbahar ayları boyunca soykırıma varan bu kitlesel cinayetleri işleyebilir miydi?

Bu günse, AB devletleri, Kürdlerin referandum sürecine karşı duyarsız. Bu demokratik süreci tanımıyor. Varılan % 93 sonucu tanımıyor. Irak'ın birliği diyerek insanlığa karşı suç olan soykırımlara bile onay veriyor. Acaba evrensel demok-rasinin bir istisnası mı var?  ‘Kürdistan'da demokrasi işletil-meyebilir, Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürdleri, Kürdistan'ı istedikleri gibi yönetebilir, her türlü idari ve cezai yaptırımı uygulayabilir, katliamlarla, soykırımlarla yönetebilir' şeklinde bir istisnası mı var? Bu istisnaya Katalanlar da mı eklendi?

Acaba, ümmetçi enternasyonalin, ‘Bütün İslam hakları kendi bağımsız devletlerini kurabilir, Kürdler hariç…' şeklinde bir anlayışı mı var? Kur'an'da, ‘Bütün İslam milletleri kendi devletlerini kurabilir, Kürdler asla…' şeklinde bir ayet mi var?

Irak'ın birliği diyerek, otoriter, mezhepçi, soykırımcı, ırk devletinin yaşamasına yol veren, Kürdlerdeki demokratik gelişmeyi tanımayan, AB,  Andrey Sakharov Barış ve İfade Özgürlüğü Ödülleri düzenlemekten de geri kalmıyor. Bu Andrey Sakharov (1921-1989) adının istismarından başka bir şey değildir.

Andrey Sakharov, Kürdlere yaşatılan soykırımı ayrıntılı bir şekilde incelemiş, Kürdlere, Kürdistan'a yapılan tarihsel haksızlığın bilincine varmış, Kürdlerin yaşadığı acıları duyumsamış, Kürd sorununu, Kürdistan sorununu Birleşmiş Milletler'e götürmek için çaba harcıyordu.

Ölümü, bu projenin yaşama geçmesine izin vermedi. Kürdlere yaşatılan bu acılar, AB'nin umurunda bile değil…

Demokratik Kürdistan'a karşı, otoriter, ırkçı, mezhepçi, soykırımcı devlete arka çıkan AB, Saddam Hüseyin Ödülleri düzenlemelidir. Bu ödülleri kazanmak için, Türkiye'den, İran'dan, Irak'tan, Suriye'den, Avrupa'dan o kadar çok aday olur ki, AB, birinci, ikinci, üçüncü seçmekte epey zorlanabilir. Ama, AB, bu zorluklara da katlanarak Saddam Hüseyin ödülleri düzenlemelidir. Böylece, Andrey Sakharov'un güzel adı da istismar edilmekten kurtulmuş olur…

14-15 Ekim tarihlerinde, başkan Trump, İran'a ambargodan, İran'a yaptırım uygulamaktan söz ediyordu. Haşdi Şabi'yi yaptırım listesine aldık diye gürlüyordu. 16 Ekim'de, Kürdistan'a karşı, İran'ın yanında yer aldığı görüldü. Irak'a her yatırım, Haşdi Şabi'ye yatırımdır, İran'a yatırımdır. ABD, Kürdistan'a karşı İran'ın yanında yer alarak, İran'a karşı dile getirdiği ambargoyu bizzat kendisi delmektedir. Haşdi Şabi, Kürdlere, Kürdistan'a, ABD'nin İŞİD'le savaş kapsamında Irak'a verdiği silahlarla saldırmaktadır. ABD bu ağır silahları, Irak'a, Haşdi Şabi'ye vermiş ama Kürdlere vermemiştir.

Son 20-25 yıllık zaman içinde,30 civarında yeni devlet kuruldu. Sovyetler Birliği dağıldı. 15 yeni devlet çıktı. Yugoslavya dağıldı 7 devlet çıktı. Çekoslovakya kendi içinde ikiye bölündü. Eritre bağımsızlık kazandı. Güney Sudan bir referandumla Sudan'dan ayrıldı. Endonezya'ya karşı mücadele yürüten DoğuTimur Bağımsız oldu. Filistin Birleşmiş Milletler'de gözlemci devlet statüsü kazandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çoktandır, devlettir. Bütün bunlar, dünyada çok doğal karşılanmıştır. Ama sıra Kürdistan'a gelince, yer yerinden oynamaktadır. Irak çok "kutsal" bir devlet...

Türkiye Tarafı

Kerkük'ün Kürd düşmanı Haşdi Şabi'ye ve Irak güçlerine teslimi Türkiye'de, devlet ve toplum katında, basında, büyük sevinçlerle, coşkulu ifadelerle karşılandı. "Barzani'ye haddi bildirildi" deniyordu. "Barzani'ye darbe vuruldu", "Barzani'ye bir darbe daha", "Barzani'ye bir darbe de şuradan geldi", "Barzani hiç beklemediği bir yerden de darbe yedi" gibi açıklamalar, arka arkaya coşkulu bir şekilde sıralandı. Bu tür haberler sağ basında da, liberal basında da, sol basında da görüldü. Ümmet kardeşliği, İslam kardeşliği, halkların kardeşliği böyle olur…

Halbuki, Kürdlerin, Kürdistan'ın küçük bir kazanımının, Türk tarafını nasıl üzüntülere sevk ettiği yakından  biliniyor. Türk tipi kardeşlik böyle oluyor, böyle yaşanıyor. "Et tırnak gibi bir bütünüz" kardeşliği, "kederde kıvançta biriz" kardeşliği böyle yaşanıyor. "Diyarbakır'daki, Doğu'daki Kürd kardeşlerimizi bizden daha çok seven yoktur" kardeşliği böyle oluyor, böyle yaşanıyor..

Sonuç

Referandum elbette gerekliydi; % 72 katılım, % 93 olumlu oy bunun ne kadar gerekli olduğunu ortaya koydu. % 70 den aşağı bir katılım olsaydı,% 51-52 civarında olumlu oy olsaydı referandum yine geçerli olurdu, ancak, "Kürd halkı bağım-sızlık istemiyor" şeklinde bir propagandanın önü de açılırdı. Şimdi ise bu sonuçlardan hiç söz edilmiyor. Böyle bir olgu yokmuş gibi davranılıyor.

Bu kaostan nasıl çıkılacaktır? Düşmanlarla işbirliği yaparak yaşamanın yaşam olmadığının bilincine varan bir Kürd nesli muhakkak kendini gösterecektir. Düşmanın kılıcını sallayarak yaşamanın uluslararası planda Kürdlerin onurunu kırdığının bilincine varan bir Kürd nesli muhakkak ortaya çıkacaktır.

Bu yeni nesil, Kürd/Kürdistan politikasında daha etkili olacaktır.

Burada haddim olmayarak bir konuya dikkat çekmek gereğini duyuyorum. Bütün bu süreçte en Kürdi olan Başkan Mesut Barzani'dir. En dik duran, en diri duran Başkan Mesut Barzan'idir. Hedefteki isim Başkan Mesut Barzani'dir. Binbir türlü suikast planı hazırlıkları sır değildir. Başkan Mesut Barzani korunmalıdır. Böyle planlar, şüphesiz her zaman vardı. Ama günümüzde daha çok vardır.  İkinci olarak Qosret Resul korunmalıdır. Kerkük Valisi Necmettin Kerim… Korunması gereken üçüncü kişi de Necmettin Kerim'dir.

Îsmail Beşikçi

 

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa