Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Îslam'da ırk sorunu ve Kürdler

Felaket:

Kürdlerin kendi aralarında kurumsallaşmamaları kürdler için en büyü felakettir. Çünkü Türkiye'de kürd sorunu ulusal bir sorundur, rejim ya da siyasi bir sorun deĝil. O yüzden inancı ve siyasi görüşü ne olursa olsun kürdün bir araya gelmesi ve haklarını elde etmesi için siyasi mücadele vermesi gerekir kanatindeyim. Eĝer siyasi görüş olarak bir parti kuracaksak o zaman mevcut Türk siyasi partilerinin bir benzeri kurmuş oluruz. Örneĝin (bugünkü durum itibariyle diyorum) HDP ile Huda-Par kanaatimce CHP ile AKP'nin kürd versiyonlarıdır.

Yöneticiler kürd ve türklerden oluşuyor, hatta HDP'yi türkler idare ediyor diyebiliriz. Huda-Par yöneticileri genelde kürd-dür ama, siyasi düşünce bakımından AKP'ye çok yakındır. HDP ile Huda-Par Türk siyasi partilerinden daha ziyade birbirlerine rakip ve düşmandır.

Kürd kurumlarıyız diyenlerin sadece Türkiye parçası için deĝil, diĝer parçalar için de Kurdistani parçalayanlardan pek farklı düşündüklerini zannetmiyorum. Örneĝin Güney'in 25.09.2017 referandumunda PKK de Türkiye ve Îran gibi karşı çıkmıştır. Yukarda örneĝi mevcuttur.

1990'lı yıllarda PKK ile Hizbullah güç birliĝi yapıp siyasi olarak kürdlere bir statü istiyeceklerine birbirlerine karşı silah kullanıp yüzlerce ailenin yok olmasına, binlerce insanın hapishanelerde çürümesine sepep oldular.

Derin devlet onları birbirine karşı iyice kullandı. Zamanın emniyet müdürü derin devlet adamı Mehmet Aĝar ikisi için basında çıkan haberlere göre böyle demişti "Biz iti ite kırdırdık!" demişti.

Bu sözünden sonra akıllandık mı?

Elbette hayır.

Bugün hala PKK ve Hizbullah, HDP ile Huda-Par düşman gibiler.

1993'ün başında birgün evde oturuyordum. Bir komşum bir gençle bize geldiler. Önceleri yeĝenim dediyse de sonradan anlaşıldıki PKK'nin Mersin sorumlusuymuş. (1975-76'da medresesinde okuduĝum Malazgirt'in Xirbê Quddûs Begê köyünden hatta ben ordayken küçükken camiye gelip yanı-mızda elifba okumuş dediĝine göre) Mersin'e örgüt sorumlusu olarak gönderilmiş. Benim de burda imam olduĝumu duyunca o sebeple beni ziyarete gelmişti. (Örgütsel hiçbir baĝım yoktu buna raĝmen paralel yapı 12,5 ceza almama sebep oldu)

Sohbet esnasında aramızda şöyle bir sohbet oluştu.

"Serok emir verdi nerde bir şeytanok görürseniz öldürün" dedi

Şeytanoklar kimdir dedim.

Hizbullahcılar dedi

Yanlış yapıyorsunuz dedim. "Eĝer Hizbullaha saldırırsanız çok zarar edersiniz, şöyleki:

1- Hizb size karşı güçlü deĝil, ya kendisi sırtını bir güce verir İran veya Türkiye olabilir, ya da başka güç onlara destek verir size karşı mukavemet etmesini saĝlar.

2- Siz dindar olgun yetişmiş deĝerli din adamlarını, onlar da yetişmiş demokrat sosyalist kürdleri öldürür, hatırı sayılır insan bırakmazsınız coĝrafyamızda.

3- Başka güçler de sizin adınıza onlardan, onların adına da sizlerden çok insan götürür.

4- Siz bunlar ajandır haindir işbirikçidir v.s. diye propaganda yapacaksınız, onlar da sizin için bunlar koministtir, dinsizdir, helal haram namahrem bilmez deyip propaganda yapacaklar. Kürd halkı müslümandır size karşı allerji duyar.

5- Küdler arası kan davasına sebep olursunuz, aileler arasına giren kin ve husumet yüzlerce yıl devam eder kürdlerin bir araya gelmesini engeller.

6- Sonuçta yine Hizb ile masaya oturup onları Kurdistan coĝrafyasında  ikinci bir güç kabul edeceksiniz, yaptıĝınız da size kalır.

7- Hizbi çok iyi tanımıyorum ama tanıdıĝım bazı şahıslar var, onlar siyasi islami bir cemaattır. Savaş başlarsa durum deĝişebilir. Keşke siz de siyasi bir kurum olsaydınız, kan dökülmeden yakılıp yıkılmadan mücadele etseydiniz halkımız için daha hayırlı olurdu.

Genç ikna olmuştu, bunu serokuma söyliyeceĝim demiş kalkıp gitmişlerdi.

İki hafta sonra bir daha eve geldi, çay içtik ve dediki.

Ben senin dediklerini telde serokuma anlattım, serokum dediki "Mela Nureddin'e selam söyle eĝer çalışmak istiyorsa gitsin Avrupada Dindarlar Birliĝi başına geçsin hizmet etsin eĝer bizimle çalışmıyorsa burnunu her "bok"a sokmasın."

Dedimki saĝolasınız ben illegal helede şiddet içeren örgütlerle çalışmam, burnumu da boklu işlere sokmam. Bugün yine geldin şimdi misafirimsin ama kalkıp gidince bir daha yanıma gelmeyin, sizinle hiçbir şekilde görüşmek istemiyorum.

Kalktı gitti.

Sonra ne mi oldu?

Neden PKK'yi şikayet etmedin diye polis beni gözaltına aldı, 15 gün işkenceden sonra basına "terörist imam, bütün eylem ve bombaların emrini veren imam, bomba uzmanı v.s." gibi yalanlarla teşhir edildim, mahkemeye çıkarılıp serbest bırakıldım.

Neden tutuklanmadım diye PKK diş biledi. Ondan sonra da her yakalanan militan ya da milis üzerime ifade verdi ve Mayıs 1994, Kasım 1995'te yine göz altı. Kasım 1995-Nisan 1996 Mersin ve Konya hapishanelerinde kaldım. Tahliyeden altı ay sonra PKK ve Polisin ayrı ayrı raporları*delil kabul edilerek 12,5 yıl siyasi ceza kestiler.

Sonra duydumki 1993'lerde hem Hizb hemde PKK öldürülmemin hayırlı olduĝunu tavsiye etmişler.

 
 

Malper/Anasayfa