Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Îslam'da ırk sorunu ve Kürdler

Kürt halkının hakkını savunmak kürdçülüktür, ırkçılıktır. İslamda Irkçılık yoktur haramdır!.

İslama göre neyin haram olduĝunu türkçülerin aĝzından deĝil. Kur'an'dan ve Sünnetten öĝrenmeliyiz.

Gerçekten bir kürdün; ben kürdüm demesi ile ırkçı oluyor mu? O zaman insanın aklına şu soru gelir. Neden bir türk ben türküm, dilim, devletim olsun dediĝi zaman ırkçı olmuyor.

Acaba türkler için islamda bir imtiyaz mı var?

Kuran bu konuda ne der?

"Hucurat ve Rum Surelerinde insanların eşit olduĝu, renklerin ve dillerin Allah'ın ayeterinden olduĝu apaçık söylenmektedir.

Şimdi bu iki ayet ışıĝında konuyu biraz irdeliyelim!

İnsanların yaratılış veya kanun karşısında farkı nedir?

„Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır.“ (Hucurat/13)
Genelde imanı zayıf ya da münkir insanların sorduĝu bir sor var. „Mademki insanların tümü bir ana ile bir babadan dünyaya gelmiş, türemişlerdir o zaman insanlar ya da topluluk veya milletler arasındaki farklılıklar niye, neden kimisi efendi kimisi köle ve neden kimisi zengin kimisi fakir v.s.“
Aslında soru çok yerinde ama günümüzdeki farklılıkların sebebi islam deĝil, toplumlar ya da devletler islamla idare edildiklerinden böyle bir farklılaşma meydana gelmiş deĝil, aksine toplum ve idare islamdan uzaklaştıĝı için aslında rahmet olan farklılıklar günümüzde azaba dönüşmüş durumdadır.
Yukarıya aldıĝımız Hucurat Suresi'nin 13. Ayetinde Cenab-i Allah pek açık bir şekilde ifade ediyor.
 

1- İnsanlar yaratılış itibariyle eşittirler. Aynı ana ve aynı babadan olmalarına raĝmen, deĝişik dillerle konuşuyor, deĝişik renk ve sıfatlara sahip, deĝişik millet ve kabilelere bölünmüş insanlık toplumu eşittir.


Peki nerde?
Yaşamda. İnsan haklarında. Dilini kullanmada.
Irkının ve kabilesinin özelliklerini muhafazada.
İslam'a uygun kültür, örf ve adetlerini yaşama ve korumada.
Ve buna benzer insan yaşantısıyla ilgili bütün konularda eşittir.

Birine verilen haklar diĝer ırk ve kabilelere de verilmiştir, aralarında hiçbir fark yoktur. "Farklı dil ve renklerde oluşları Yüce Allah'ın büyüklüĝünün alametlerindendir." (Rum/22)

Çok renklilik ve çok kültürlülük rahmettir, zenginliktir, çeşitliliktir, mozayiktir!. Yeterki insanlar bunu dürüst bir şekilde kullanabilsinler. Yeterki insanlar Allah'ın ayetlerinden olan farklılıkları rahmet olarak algılasınlar, o farklılıkları tanısınlar. Farklılıklar parçalanarak, birbiriyle çatışmak, çekişmek, daĝılmak, birbirinden ayrılıp kopmak için deĝil, hele üstünlük taslayarak birbirini boĝazlamak ve bir kısmını efendi diĝer kısmını köleleştirmek için deĝil!.. Aksine biribiriyle tanışıp kaynaşması içindir.

Tanışmak; bir ırk diĝer ırkın rengini, dilini, kültürünü tanımasıdır.
Tanışmak: bir ırkın diĝer ırkı enaz kendisi gibi bilmesi, ona saygı duyması, kendisine, ırkına, milletine istediĝini, arzu ettiĝini ona da istemesidir. Kendisine reva gördüĝü her şeyi diĝer din kardeşlerine de reva görmesi, kendi veya ırkı için istemediĝi hiçbir şeyi diĝer ırklara da istememesidir.

Burada bahsettiĝimiz konularda müslüman veya gayri müslim arasında fark yoktur. Çünkü Ayet “Ey insanlar” diye hitap etmekte, “ey müslümanlar veya müminler” diye hitap etmiyor!
Evet insanlar yaratılış itibariyle eşittir ve eşit haklara sahiptir dedik,. Ne yazıkki bazı ırklar zamanla deĝişik şekilde yaratılmayı farklı temellere dayandırarak kendisinden ayrı olanları farklı gören hatta kendisinden daha aşaĝı gören zihniyetlere sahip oldular. Bu da dünyada büyük zülümlere, işgallere, hak-hukuk ihlaline sebep olduĝu gibi, müminlerde inanç üzerinde de olumsuz etkiler yaptı. “Ben farklıyım, ben iyiyim, ben hizmet edilmeye layıkım, ben herkesten daha çok cesurum, ben efendiyim başkası benim kölemdir” zihniyeti Kur'an'a tam ters zihniyetlerdir. Kimileri belki de farkında olmayarak bu konuda küfre kadar yakınlaşıyorlar.
Bu tür sapık düşüncelerin yeryüzünde büyük katliamlara sebep olduĝu hepimizin malumudur. Yakın zamanda Nagazaki ve Hiroşima'ya atılan bombalarla, Halepçe'de yapılan kürd katliamı insan zihinlerinden silinmeyecek kadar büyük örneklerdir. Örnekler sadece bunlar mı?
Yahudilerin İsrailoğullarını Allah'ın seçkin kulları olarak kabul etmeleri ve kendi dini emirlerinde bile İsrailoğullarından olmayanların haklarını ve seviyelerini, İsrailoğullarından daha aşağı tutmaları, Hindularda Kast sisteminin kurulması ve Brahmanların yüksek tabaka diĝer bütün insanların aşaĝı ve pis kabul edilmesi, Yecuc ve Mecuc ırkından Cengizhan'ın Orta Asya'da yaptıĝı büyük katliamlar, avrupalıların Amerika kıt'asına giderek Kızılderili'lere yaptıkları katliam ve jenosid ve benzerleri!..
 
2- İnsanlar farklıdır: Nerede? Elbetteki takvada!
Adem ve Havva'nın çocukları olmalarına raĝmen, deĝişik millet ve kabilelere ayrılan insanlar Allah nezdinde de farklıdırlar. Bu farklılık sadece takvadadır ve mükafat veya cezası da ahirette yine Allah tarafından takdir edilir. İnsanların takva derecesine göre bu dünyada muamele görmesi, birinin diĝerinden üstün kabul edilmesi sözkonusu deĝildir. Hak hukuk konusunda bir Halife ile bir kölenin farkı olmadıĝı gibi, bir beyazla siyahın veya bir kürdle türkün de farkı yoktur!..  Bunu en güzel bir şekilde izah eden yukardaki ayettir. „Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır.“

Bu konuda çok sayıda ayet ve hadis vardır. Onlardan  sadece birkaç tanesini nakledelim.
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah (a.s.)  buyurdular ki: "Ey Ebu Hureyre, verâ sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah'a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkârlığı esas al ki insanların Allah'a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kâmil) mü'min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kâmil bir) müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür." (Kutubi Sitte H.No:7257)
Yine bir başka Hadis'te şöyle buyuruyor: "Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar ataları ile övünmeyi bıraksınlar yoksa, yüce Allah'ın katında pislik böceğinden daha değersiz hale gelirler." (Tefhimul Kur'an Hucurat/13)
Efendimiz Veda Haccı'nda da şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Dikkat edin, Rabbiniz birdir. Hiçbir Arabın Arap olmayana üstünlüğü yoktur ve hiçbir Arap olmayanın da hiçbir Araba üstünlüğü yoktur. Siyah renkte olanın hiçbir beyaz renkte olana, beyaz renkte olanın da hiçbir siyah renkte olana üstünlüğü yoktur. Üstünlükler ancak takva iledir. Şüphesiz ki Allah katında en değerliniz Allah'tan en çok sakınanınızdır. Dikkat edin, tebliğ ettim mi?" Hepsi de "Evet tebliğ ettin ya Rasulallah" dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz'de (s.a) , "Öyle ise burada olanlar olmayanlara bunları ulaştırsın" buyurdu." (Beyhaki) 

 

Özetlersek:

İnsanlar takva yönüyle birbirinden farklı olsalar da, dünya hak-hukuk konusunda eşittirler. Bu konuda mümin yada münkir arasında fark yoktur. Birine iman etmediĝi için zülüm yapamazsınız, hakkına tecavüz edemezsiniz!

Bir millet veya bir toplum sahip olduĝu her hakka diĝerleri de sahiptir. Bu hak Yüce Allah tarafından verilmiştir. Yerli ve yabancı taĝutlarının ittifakıyla 50-60 kusur devletciĝe bölünmüş islam diyarında ne yazıkki bu ayet kısmen de olsa uygulanmamaktadır. Bir kısım ırklar diĝer kısma zülmetmekte ve haklarını gasbetmektedir. Ne yazıkki kimisi bunu islam adına yapmakta ve en büyük iftirayı da Allah'a etmektedir.

Evet, aslında islam anlayışına göre bütün müminlerin bir tek devlet çatısı altında olmaları gerektiĝi halde, kimi ırklar kendilerine özgü devletler kurmuşlardır, kimisi onlarcasını ve bazı ırklar ise bu haktan mahrumdur.
Eĝer bir ırkın devlet kurma hakkı varsa diĝerinin de vardır. Eĝer bir ırk dilini serbestçe kullanabiliyorsa ve bunu kanunlarla teminat altına almışsa diĝer dillerin de aynı haktan yararlanması gerek.

Eĝer bir ırk her şeye sahipse, diĝeri ise çoĝundan mahrumsa bu Allah'ın adaletine ters düşer ve kanıtı da işte Ayeti Kerime.

„Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır.“ (Hucurat/13)

 Devam ediyoruz, o zaman ırkçılık nedir?
Peygamber efendimiz buyurdu "Irkçılıktan sakının." Sahabe sordu "nedir ırkçılık ya Resulellah?" Efendimiz buyurdu "Zülümde kendi kavmine yardım etmektir."

Böylece ırkçılıĝı, başkalarına zulüm ettiği halde, sırf kendi ırkı olduğu için ırkına yardım etmektir; şeklinde tarif etti. Kendi ırkını herşeyin üstünde görmek, başkalarının hak ve hukukuna riayet etmeden ırkını desteklemektir.

Bir insanın kendi ırkını sevmesi veya ona yardım etmesi  ırkçılık olur mu?

Elbetteki olmaz, her ırk kendi ırkını daha fazla sevebilir, iyilikte sevapta ona yardımcı olabilir bunun dinimizde bir sakıncası yoktur. Irkçılıĝı lanetleyen efendimiz bir soruya da şöyle cevap verdi.

„Allah'ın Resulüne sordular: Hak konularda kişinin kendi kavmine yardım etmesi asabiyetten (ırkçılıktan) midir? Hayır dedi. Fakat batıl olan konuda kavmine yardım etmesi asabiyettendir. Ve şöyle dedi: Sizin en hayırlınız günaha (zulme) girmedikçe kavmini müdafaa edendir

Ebu Davud Bir başka hadis te şöyle:

Allah'ın Resülüne asabiyet (ırkçılık) nedir? Diye soruldu. Allah'ın Resulü: zulümde kendi kavmine yardım etmendir; dedi. (Buhari)

Elbetteki zülümde kavmine yardım edemezsin. Kavmin vursun yaksın yıksın, başka halka zülüm etsin sen de yardım et olur mu!.

Cenabî Allah bırak zalimlere yardım etmeyi, onlara meyl etmeyi bile haram kılmıştır. Hud Suresi ayet 114'te "Zulmedenlere meyletmeyin, sonra ateş size de dokunur." buyurmaktadır.

Kürdler kendi haklarını istemekle, yada o hakkı istiyen kürd kardeşlerine yardım etmekle günaha girmezler, ama kürde zülmeden halkına veya devletine yardım eden türkler, araplar ve farslar günah işlemektedirler.

Onların görevi; kürdlere zülmeden iktidarlarına karşı olmak, Allah'ın vermiş olduĝu haklarını istiyen kürd kardeşlerine yardımcı olmaktır. Bu esasen onların dini görevidir aynı zamanda!

Buhari'nin rivayet ettiĝi bir hadisteEnes (r.a.) dan Allah'ın Resülü: "İster zalim olsun ister mazlum olsun kardeşine yardım et" dedi. Bir adam: "Ey Allah'ın Resülü mazlum olunca yardım ederiz;  fakat ya zalim olunca?" Allah'ın Resülü: "Onun elini tutup zulümden alıkoyacaksınız, bu ona yardımdır" dedi.

Asırlardır, özellikle son asırda kürdlere çok zülüm edildi, yakıldı, öldürüldü, katliama tabi tutuldu, diri diri toprak altına gömüldü.

Kürdün istediĝi ise sadece eşitlik, Allah'ın verdiĝi haklara sahip olmak, dilini kullanmak, urf adetini yaşamak. Bundan daha doĝal ne olabilirki? Türk müslümanlarının bu konuda kürdlere yardımcı olması gerekirken maalesef onlar hala kürdçenin bir dil olmadıĝı, hala kürdü inkar etme yolunu seçiyorlar. Başlarını kuma sokup deve kuşu gibi gerçeklerden gözlerini kapatıyorlar.

Oysa gelişen dünyada artık kürdçenin baĝımsız ve çok zengin bir dil olduĝu apaçık ortadadır.

Bugün Birleşmiş Milletlerin kriterlerine göre kürdler bir Millettir. Bağımsızlığını almış ve Türkiye tarafından da devlet olarak kabul edilen birçok ülkeden daha üstün kriterleri vardır. Artık bu eski saptırmalara kimse kulak asmıyor. İnternet çağında artık saklamak gizlemek mümkün değildir. Kürtler, belli bir dil, kültür ve bölgeye sahip oldukları için bir millettir.

Avrupa‘da bazı üniversitelerde Kürdçe okutuluyor ve Filologlara göre kelime haznesi bakımından dünyadaki zengin diller arasındadır. Eskiden gizlemek kolaydı fakat bugün bunları örtbas etmek mümkün değildir.

Kürdler ayrı bir millet mi, kürdçe ayrı bir dil mi konusunda türkler, araplar farslar karar veremez. Bu konudaki kararı, ancak kürdler verir. Başkaları, kürdler adına karar verme hakkına sahip değildir.

Ortak kelimeleri (ki bunlar arapçadan kürdçe ve türkçeye girmiş kelimelerdir. Kalem, kelime, cümle, gibi) örnek göstererek kürdçenin türk dil grubuna girdiĝini idda etmek kadar saçma bir tez olamaz zaten.

Aksine kürdçeden çalınarak türkçeye mal edilmiş çok kelime vardır. Can, mal, çerçeve, köprü, oda, çarşamba, perşembe, düşman (dijmin) v.s. gibi.

Hulasa Kürdçe ayrı bir dildir, Hint-Avrupa dil grubuna girer, türkçe ile gramer bakımından hiçbir yakınlıĝı yoktur.

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa