Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Îslam'da ırk sorunu ve Kürdler

"Kürd diye bir millet yoktur, onlar daĝ türkleridir" diyorlardı!

1966'da köyümüze ilk okul yapıldı. O yılın baharında babam beni dayım gil köyü Kürdmeydanı'na medreseye götürmüştü. Bir müddet orda kaldım, sonbaharda köyümüzde ilkokul yapılınca köye dönüp ilk okula devam ettim. Tek sınıflı okulda sanırım 130 çocuk vardık. Önceleri hepimiz birlikte sınıfa girerdik, daha sonraları sabahcı öĝlenci diye ikiye ayırdılar. Ben sabahları okula giderdim, öĝleden sonraları da camiye dini eĝitim görmeye devam ettim.

İlk gelen İstanbullu bir öĝretmendi. Öĝretmenden ziyade sanki kendisi özel harp dairesinden bir polis, biz de birer terörist idik!. Bize muamelesi aynen öyleydi. Hiçbirimiz tek kelime türkçe bilmiyorduk. Öĝretmenin olduĝu zamanlarda birbirimizle işaretle konuşuyorduk. Kürdçe diye bir dil yoktu, hepimiz türk idik ama daĝda yaşadıĝımız için esas türkçeyi unutmuştuk. Buz tutmuş karda yürürken ayaklarımızın çıkarttıĝı kart-kurt seslerinden önceleri bize kart-kurt türkleri denmiş, sonraları bu kurt olmuş daha sonraları da kürd imişmiş!

Öĝretmen demek baba demekti, abi demekti, şefkatıyla merhametiyle küçük kardeş veya çocuklarını eĝiten demekti, lakin zalim öĝretmenlerin bize karşı olan muameleleri bambaşkaydı. Dayak küfür sıradan iltifat sayılırdı. Hele sabahları parmak uçlarına vurdukları o sopanın acısını hala çekiyorum.

Öĝretmenlerin kürdçe dili üzerindeki çelişkili anlatışları kafamıza soru işaretlerini koyuyordu.

"Kürdçenin aslı türkçedir" "Kürdçe türkçenin bir lehçesidir" "Kürdçe farsçadan ayrılmış bir lehçedir"

"Kürdçe arapça, türkçe farsçadan oluşmuş bir dildir" v.s.

"Kürdçe türkçenin bir lehçesi ise neden öĝretmenlerin bu lehçeye karşı çok allerjisi var, buna hiç tahamülleri yok ne de olsa türkçeydi ya" derdik birbirimize.

Birimizin aĝzından kürdçe bir kelime çıktıĝında Arena'da kırmızı bez görmüş boĝa gibi saldırırdı öĝretmenimiz.

Bir defasında dışarda sıraya girmiş yürüyüş yapacaktık, o arada sıradaki bir arkadaşa birşey dedim. Öĝretmen beni çaĝırdı yanına öyle şiddetli bir tokat attıki ben 2-3 metre gerisin geriye gidip sırtüstü yere düştüm. O an şöyle düşünmüştüm "bu adam öĝretmen olamaz, bunun bize düşmanlıĝı var ama neden" demiştim.

O zaman körpe çocuktuk, sistemin kürdlere kurduĝu tuzaĝın ne olduĝunu nerden bilebilirdikki.

Bazı öĝretmenlerin aĝzı çok bozuktu. "Eşek oĝlu eşekler, maĝara çocukları, it oĝlu itler ve hatta bazıları daha ileri giderek ana avrad küfrediyorlardı. Sömürge ülkenin çocukları gibi ne biz ne de ailemiz bir şey diyemiyor, yapamıyorduk.

3 kilometre ilerde karakol vardı, öĝretmene birşey desek karakola götürüp dayak attırırdı.
Merkeze gidip kimi kime şikayet edecektikki? O yüzden bu hakaretleri hem biz hem ailelerimiz sineye çekmek zorunda olurduk!

Bir defasında 3. sınıftayken kürdçe konuştuĝum için öĝretmen tahtaya kaldırıp elime vurdu, avucum içi yandı ve hala o izi elimde taşıyorum. O gün bugün türk öĝretmenlerden nefret ediyorum.

 

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa