Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Îslam'da ırk sorunu ve Kürdler

Sonuç olarak özetlersek:

1639 Kasri-şirin antlaşmasından sonra kürdler gün yüzü görmedi. Kürd coĝrafyasını paylaşan İran ve Osmanlı adeta "kürdlerin bir statüya sahip olmaması için" büyük yemin etmişlerdi!

Bu yemin daha sonra Lozan'da Cumhuriyetçiler ve İngilizler tarafından tekrar edildi.

Kur'an'la, islamla, inkarla, asimile ile, tehditle, vurmakla, kırmakla, bölmekle kürdler ablukaya alındı.

1. Dunya savaşında ingilizlerle işbirliĝi yapan herkes devlet kurdu. Türk tarihlerinde hep okuduk "birinci dünya savaşında araplar bizi arkadan vurdu" diye.  Araplar türkleri arkadan vurarak ingilizlerle işbirliĝi yapıp 20 devlete sahip oldular.

Kürdler ise "böyle dar günde türk kardeşlerimizi yalnız bırakmayız" deyip Anadolu'yu işgal edenlere karşı türklerle birlikte savaştı, sonuç bir statüya sahip olamadılar.

Yukarda yazdıĝımız belgelerden de anlaşıldıĝı gibi Atatürk kürdlere özerklik taahhüd etmişti. 1920'de açılan Türkiye Meclisine kürdler Kurdistan milletvekili olarak yerel kıyafetlerle  meclis açılımına katılmışlardı. (Yüz yıldan sonra bugün (13.12.2017) HDP Urfa milletvekili Osman Baydemir "Kurdistan" dedi diye ceza aldı.)

Ancak 1924'ta yapılan anayasada kürdlere hiçbir hak tanınmadı ve kürdler inkar edildi. Birinci dünya savaşında kürdlere özerklik sözü veren Atatürk'ün, savaştan sonra "Edirne'den Hakkari'ye kadar gittim tek bir kürde rastlamadım" dediĝi rivayet edilmektedir.

Ondan sonra da ortalama her on yılda bir yapılan inkılap ve muhtıralarla kürdlere daha çok zülmedildi. Rivayetlere göre Urfa'da kürdçe konuştukları için dilleri kesilenler olmuş.

1- Dindarı; "Kur'anla, İslamla kürdüm demek haramdır" dedi! Dindar kürdler çeşitli misal ve hilelerle saĝ partici yapıldı. Burda nurcuların emeĝi! inkar edilemez. Devletin asimile makinaları gibiydiler. Sohbetlerde "CHP (Cumhuriyetçi Halk Partisi) domuzdur, AP (Adalet Partisi) ise Ayı'dır. Domuza karşı sırtımızı ayı'ya vermek zorundayız" deyip dindar kürdleri saĝcı partilere yöneltirlerdi. Milliyetçi kürdler ve Aleviler de CHP'yi ehveni şerr bilip oraya oy verirlerdi.

Nurcular ve diĝer (Milli Türk Talebe Birliĝi, Akıncılar, Milli Görüşçüler, Suleymancılar v.s.) cemaatlerin, dindar kürdleri iki şekilde oyaladıĝını görüyoruz.

1- "Ustad, siyasetten uzak dururdu, bugün imanı kurtarma zamanıdır, başka şeylerle uĝraşmanın abes olduĝunu söyler, şeytandan ve siyasetten Allah'a sıĝınırdı. Biz de onun yolunda gideriz, siyasetle uĝraşmayız" derlerdi.

Oysa Bediuzzeman İstanbul'a gidip Sultan Abdulhamit'le görüşmüştü. Van'da Kahire'deki Ezher Universitesi gibi bir universite yapmak istemişti. O universitede türkçe vacip, arapça sünnet, kürdce de caiz olsun demiş, para teklifini reddettiĝi için deli diye timarhaneye kapatılmıştı.

2- "Milliyetçi ve diĝer gruplar da "kominizm tehlikesi var, ırk reng demeden hepimizin kominizme karşı mücadele etmesi gerekir" deyip kürdleri siyasetten, idareden uzaklaştırmanın yolunu bulmuşlardı.

Oysa İslam'a göre sistemler ikiye ayrılıyordu.

İlahi Sistem'dir ki Anayasası Kur'an olan, her kanunu Kur'an gölgesinde hazırlanan Kuran ve Sunnet'e aykırı olmayan sistemdir.

İkincisi ise beşeri sistemdir. Kendi aralarında farklılıklar göstersede hepsinin ortak adı taĝuttur. Günâhlarda Ehvenî-şerr olabilir ama küfürde bu ruhsat yoktur. Küfre yardım küfür olduĝu gibi ona rıza göstermekte küfürdür!

* * * * *

 

Malper/Anasayfa