Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Îslam'da ırk sorunu ve Kürdler

Ben yetkililerin Diyarbakırdaki sözlerine hiç inanmadım!

Türkiye Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoĝan'ın bu sözlerine ben şahsen inanmadım ama inanıpta ümit eden milyonlarca kürd, kürd aydınları ve siyasileri oldu.

Çünkü daha iki yıl önce Kerkük'ün kürdlere verilmemesi için yaptıkları konuşmalar zihnimdeydi. Her zaman hemen hemen her türkün özelliklede okullarda körpe çocuklara verilen tarih derslerinde "araplar İngiliz ve Fransızlarla birleşip bizi arkadan vurdular" dedikleri arapları Çanakkalede 20 bin şehid veren kürd kardeşlerine tercih ediyorlar.

2003 yıllarında dönemin Başbakanı Abdullah Gül aynen bugünkü (Ekim 2017) Cumhurbaşkanı Erdoĝan ve Başbakan Binalı Yıldırım gibi "Kerkük kırmızı çizgimizdir, kürdlere asla verilmemeli" diyorlardı.  

Kürtler Kerkük'e girerlerse müdahale ederiz deniyordu?

Peki neden?
Kerkük türklerinmiş!
Sizinse neden 90 yıldır hiç sesiniz çıkmıyordu? Hani araplar sizi arkadan vurmuş kürdler ise sizinle İngiliz ve Fransızlara karşı savaşmıştı?

Ve bugün okullarınızda  arapça, ingilizce ve fransızca mecburi kürdçe yasak!
Bu mu kardeşlik?
Aradan tam 12 yıl geçti, (yani 2017) türk kardeşlerimizde birşey deĝişti mi?
Hayır!

Bakın şimdi türk yetkililer neler diyorlar!

Kürdler Kerkük'e Irak bayraĝı yanında Kurdistan bayraĝını da asınca Türkiye'nin bütün yetkilileri bir aĝızdan baĝırmaya başladılar; "kürdler türkmen kenti Kerkük'ü işgal ediyorlar, hemen müdahale edilsin."

En başta bakalım Erdoĝan konuyla ilgili çeşitli yerlerde konuşmalarında ne diyor:

“O bayrağı derhal indirin!”
 "Kerkük'te ikinci bayrağın sahipleri bölücülük yapıyor. Bu yanlıştan dönün"
"Kerkük'te milli bayrak dışında ikinci bir bayrağın asılmasını kesinlikle yanlış buluyorum. O bayrağın sahipleri şunu bilsinler ki bölücülük yapıyorlar”
 “Irak Bölgesel Kürt Yönetimine sesleniyorum; bu yanlıştan bir an önce dönün. Hemen o bayraklarınızı indirin, bedeli ağır olur”
"Irak'ta Sincar'ıyla Tel-afer'iyle Kerkük'üyle yeni tezgâhlar kuruyorlar. Emin olun onları da başlarına geçireceğiz. Bugün buradan ilk defa haykırıyorum. Kerkük'te milli bayrağın dışında, orada ikinci bir bayrağın asılmasını kesinlikle yanlış buluyorum.”
“Kerkük, Kürtlerindir' safsatasına Türkiye olarak asla uymuyoruz. Kerkük, orada yaşayanlarındır. 'Bizimdir' diyerek, böyle bir iddianın içerisine girmeyin. Onun bedeli de ağır olur. Türkiye ile münasebetlerinizi bozarsınız.”

“Münasebetlerimiz şu anda iyi gidiyor. Bu münasebetleri bozmayın. Hemen o bayraklarınızı indirin.
Sadece Irak milli bayrağıyla orada yola devam edin. Yoksa şu anda geldiğiniz noktadan kusura bakmayın, geri adım atmaya mecbur kalırsınız."
"Tarihi itibarıyla baktığımız zaman, birileri kabul eder veya etmez bizi enterese etmez ama biz biliriz ki Kerkük tarihi itibarıyla bir Türkmen şehridir."
"Fakat bütün bunlara rağmen Kerkük'te bugün Türkmen'i ile Arap'ı ile ve tabii Kürtler ciddi bir orada değişime gittiler ve şu anda yaptıkları iş bana göre bir işgal hareketidir. Çok çirkindir ve Irak parlamentosunun aldığı kararı doğrusu ben bu noktada çok çok yerinde buluyorum ve aynı kararı bizler de paylaşıyoruz. Burası bence Irak'ın milli bayrağının dalgalandığı bir meclis olarak çalışmasına devam etmelidir ve kardeşçe burada Arap'ı, Türkmen'i, Kürt'ü birlikte yaşamalısınız. 'Burası benim' diye bir adım atarsanız bunun bedeli gelecekte farklı olur"

* * * * *

Türkiye idarecilerinin Kürdlere olan bu buĝzun, bu düşmanlıĝın, bu kinin, bu nefretin sebebi nedir acaba? Ben anlamakta zorluk çekiyorum.

Dünya deĝişti, siyaset deĝişti, eski düşmanlar dost oldu, ama Türkiye idaricilerinin kürdler hakkındaki düşünceleri hiç deĝişmedi.

Bir zamanlar; “tüm milliyetçi düşünceleri ayağımın altına alıyorum” diyen Erdoğan, şimdi ise “hayret ediyorum, Kürt kardeşlerim neden Türk milletinin bir ferdi olmaktan rahatsız oluyorlar” diyor.

Yani Erdoĝan artık kürd kimliĝini bile kabul etmiyor, kürdlerin ben türküm demesini istiyor. Zaten bu hemen hemen bütün türklerin görüşüdür.  "T.C. devleti içinde yaşayan herkes türktür" deniliyor.

Yani kürd yok türk var!
Eski Cumhur Başkanklarından  Cemal Gürsel "nerede bir kürd görürseniz yüzüne tükürün" demişti.
Bu yeni deĝilki. Yavuz Selim'in de Muş'ta Alaattin Paşa camii avlusunda yaptırdıĝı bir taşa yazdırdıĝı şiir çok manidardır.

“Yavuz Selim'in 28 Ağustos 1516 da Ridaniyeyî işgal etmeye giderken yolu Muşa düşer ve bir müddet ora kalır. Kürdlerin ekmeĝini yer, suyunu içer ancak iyi bir çeşme yoktur. Yavuz askerler için bir çeşme yapar ve o çeşme üzerinde (günlerce yediĝi kürdün ekmeĝine karşılık) şöyle bir şiir yazdırır.

Kürde fırsat verme ya Rab
Dehre sultan olmasın
        Ayaĝını çarık sıksın
        gönlü huzur bulmasın

Vur sopayı al haracı
Karnı bile doymasın
        Ol çeşmeden gavur içsin
        Kürde nasip olmasın

Vasiyetim oldur kim
Kürd bin kerte yalvarsın
        İnanma kanma yakana bit
        Kapına kürd dadandırma

(Kaynak: Evliya Çelebi, Seyehatname, Zuhuri Danışman Derlemesi, C.3, s.80)

 

Yavuz Sultan Selim kimdir?

10 Ekim 1470'de dünyaya gelen Yavuz, kayın babası Kırım Hanı Mengli Giray'ın verdiĝi askeri destek sayesinde Babası II. Bayezid'e karşı 1512'de darbe yaparak tahta çıkan Yavuz Selim 9. Osmanlı padişahıdır.

Şeyh Îdrisi Bitlisi ile yaptıĝı ortaklık antlaşmasıyla İran'a karşı kürdleri duvar yaptıktan sonra Mısır ve arab ülkelerini işgal edip sözde Halifeliĝi zorla ele geçirdi. Bu işgal süresinde yüzbinlerce müslümanın kanına girdiĝi bilinmektedir.

Osmanlıda annesi türkmen olan tek padişahtır.
Eylül 1520'de şarbon hastalığına bağlı olarak Aslan Pençesi (Şirpençe/Şêrpence=kürdçedir) denilen bir çıban yüzünden 49 yaşındayken öldü.

 

(tipine bakılacak olursak bıyıĝı ve kulaĝındaki küpe (bazıları gey demişler  ama ben inanmıyorum)

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa