Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

BEDİRXAN BEY AYAKLANMASI (1842-1847)

Revanduz'lu Mir Muhammed ayaklanmasının üzerinden çok geçmeden, Kürdistan'da Cizre-Botan bölgesinde, Bedirxan Bey liderliğinde çok daha geniş bir Kürd hareketi gerçekleşti. 

Botan emirliğinin merkezi Cizre’dir. Cizre; Anadolu, Irak ve Doğu Suriye yolunun üzerindedir ve o dönemlerde önemli bir ekonomik güce sahiptir. Cizre, seçkin alim ve hocaları - Ehmedê Xani, Melayê Ciziri, Feqiye Teyran - yetiştiren ünlü Medresa Sor'u (Kızıl Medrese) içinde barındıran tarihi öneme sahip bir şehirdir. Tarihi Cizre Beyliği; üç gruptan oluşan aşiretler konfederasyonuna dayanıyordu.  Aralarında çekişme ve çatışma eksik olmayan bu aşiretlerin, dışa karşı birliğini sağlamada Cizre Beylerinin önemli bir etkisi vardı.

MİR BEDİRXAN’IN KİŞİLİĞİ VE FAALİYETLERİ 

1796 yılında dünyaya gelen Bedirxan Bey, on sekiz yaşında (1812) Botan Emirliği'nin başına geçti. Kürd tarihinin en büyük simalarından biri olan Bedirxan Bey; zeki, cesaretli, azimli, kararlı adaletli ve dindardı. İngiliz araştırmacıları Wright ve Breath'e göre; "İbadetlerine oldukça fazla zaman ayırır, dinin emrettiği bütün kuralları harfiyen uygular, görev saatlerinde dudakları kıpırdanırdı." 
Bedirxan Bey, 1842 yılında beyliğinin bağımsızlığını ilan etmeden evvel, bölgesindeki başı buyruk hareket eden aşiretleri kendisine bağladı. Yurtseverliği, merhameti ve dürüstlüğüyle, egemenliği altındaki topraklarda adil bir şekilde asayişi sağlamasıyla ün yapan Bedirxan Bey, herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Bu güven ortamı için şöyle söylenirdi: "Küçük bir çocuk, elleri dolu altınla bütün ülkeyi dolaşabilir." Bundan dolayı bir çok yerden onun topraklarına göç ediliyordu. Ama göç eden herkes

kabul edilmiyor, öncelikli olarak ata, tüfeğe, kılıca ve tabancaya sahip kişiler kabul ediliyordu. Bedirxan Bey, bununla ordunun güçlenmesini sağlıyordu. 
Ticaretin gelişmesini sağlamak ve bölgeyi birbirine bağlamak için var gücüyle deniz taşımacılığını geliştiren Bedirxan Bey, modern gemi inşa tekniklerini öğrenmeleri amacıyla Avrupa'ya öğrenci gönderdi. Van gölünde gemi yapımını ve ulaşımını başlattı. 

Bedirxan Bey, Cizre'de biri barut, diğeri de silah imalatı için iki tane fabrika kurdu. Bu alanda da askeri uzman yetiştirmek üzere Avrupa'ya gençleri gönderdi. 
Bedirxan Bey, aynı zamanda halkın sırtındaki vergiyi hafifletti ve topraklarına yerleşen köylülere çok düşük bir bedel karşılığında toprak verdi. 
1830'da Osmanlıya karşı bağımsızlığını ilan eden

Mir çevresindeki Kürd beyliklerini de topraklarına katarken Cizre tekrar Bedirxan Bey’in eline geçti. 

Bedirxan Bey bölgedeki yönetimi ele geçirdikten sonra Osmanlıya karşı 1836'da ilk ayaklanmasını başlattı. Bunun üzerine Osmanlı Mustafa Reşit Paşa komutasındaki büyük bir orduyu Bedirxan Bey'in üzerine gönderdi. Yapılan savaşta yenilen Bedirxan Bey, Cizre kalesine sığındı. Kırk günlük kuşatmadan sonra, Bedirxan Bey'in barış teklifini Revanduz'da ayaklanan Mir Muhammed üzerine yürümek isteyen Reşit Paşa kabul etti. 


Savaşa Hazırlık ve Kutsal Anlaşma 

Bedirxan Bey, belli bir güce gelmeden Osmanlı ve Îran'a karşı savaşmak istemese de programlı ve kapsamlı bir ulusal kurtuluş mücadelesi için, hazırlıklara başladı. İlk önce Bitlis, Hakkari, Muks, Van, Muş ve Kars Kürd beylikleri ile birleşerek "Kutsal Anlaşma" adını verdikleri bir ahitleşme gerçekleştirdiler. Bu anlaşmaya İran Kürdlerinin büyük bir beyliği olan "Erdalan Beyliği" de katıldı. Şeyh ve alimler de Osmanlı’nın Batılılaşmaya çalışması ve dinden uzaklaşması üzerine, destek verdiler. 

Bedirxan Bey, Kürdistan'daki azınlıkları (Ermeni, Asuri, Hristiyanlar, vb) da memnun ettiĝi için onların da destek sözünü almıştı.

Bağımsızlığın İlanı 

Askeri, politik ve sosyo-ekonomik konumunu pekiştiren Bedirxan Bey, 1842 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bir zaman sonra, ön yüzünde "Botan Emiri Bedirxan" yazısı, arka yüzünde ise Hicri- “1258”(1842) tarihi bulunan sikkeler bastı. Kale burçlarına bayraklar astı. Böylece Osmanlı’nın resmiyette kalan egemenliğini de ortadan kaldırdı. 

Olaylar, Kürd beyliklerinin öncülük ettiği bir bağımsızlık hareketi biçiminde gelişirken, Nasturi sorunu patlak verdi. Bu sorunun mimarları, İngiliz ve Amerikalı misyonerlerdi. Mevcut durumda Osmanlı’dan büyük çıkarlar elde eden sömürgeci devletler, durumun değişmesini istemiyorlardı. Bedirxan Bey'in durumundan tedirgin olduklarından dolayı, Nasturiler'i Bedirxan Bey'in aleyhinde kullanmaya çalıştılar. 
Bedirxan Bey, Nasturi lideri olan Mar Şamun'a temsilci göndererek anlaşma isteğinde bulunmak istediyse de, Mar Şamun'un temsilciyi kabul etmemesi ile bu girişimi başarılı olamadı. 

Mar Şamun, Müslüman olan komşu Kürdlerin yerine, Hrıstiyan olan İngilizleri tercih etmişti. İngilizlere güvenen Mar Şamun, karargahına İngiliz bayrağını çekti. Böylece Kürdlerin kendisine dokunamayacağını hesaplamıştı. Ne var ki Bedirxan Bey ve Nurullah Bey'e bağlı Kürd güçleri, Nasturiler'e karşı harekete geçtiler. Nasturiler, iyi tahkim edilmiş kalelerinde direndiler ama yenilgiden kurtulamadılar. Bunu, 1848 yılında Thoma bölgesine yönelik ikinci bir saldırı izledi. Bu yöredeki isyancı Nasturiler dağıldılar, Mar Şamun Urmiye'ye sığındı. 

Bedirxan Bey'in bölgedeki Ermeni, Süryani gibi Hıristiyan azınlıklarla ittifak kurmaya çalıştı ve dağlı Ermeniler ile bir dereceye kadar bunu başardı; Botan bölgesinde yaşayan Dıh Ermenileri başından itibaren Bedirxan Bey ile birlikte hareket ettiler. Bu yöredeki diğer bazı Ermeni beyleri de, Osmanlılara karşı kendisi ile beraber hareket etmeye eğilim gösterdiler. Ancak Ermenilerin büyük bölümü de Osmanlılar’ın safında yer aldılar.. 


Savaşın Başlaması 

Osmanlı, Bedirxan Bey karşısındaki diplomatik başarısızlığı üzerine, askeri harekat hazırlıklarına başladı. 1847 yılında Topal Osman'ın komutasındaki yüz bin kişilik bir ordu, değişik kollardan Bedirxan Bey üzerine gönderildi. Bedirxan Bey, Botan'daki askeri güçlerini yeğeni Yezdan Şêr komutasında Cizre'yi korumak üzere bırakmış, kendisi de Van yöresinin savunmasını üstlenmişti. 

Osman Paşa ordusunun saldırılarına karşı, Muks bölgesi komutanı Abdullah Bey, Gevaş bölgesi komutanı Mahmud Han, Van'ı koruyan Kör Mustafa Paşa gerekli bir karşı koyuş gösteremeden teslim oldular. Osmanlı ordusu buraları zorlanmadan ele geçirdikten sonra, Bedirxan Bey'in asıl güçlerinin olduğu Hakkari, Botan, Van üçgenindeki dağlık bölgeye yöneldi. Osmanlı ordusu bu bölgede güçlü bir direnişle karşılaşırken, kanlı geçen çatışmalarda iki kez geri çekilmek zorunda kaldı. Daha sonra yedek kuvvetlerle, özellikle toplarla desteklenen Osmanlı ordusu yine saldırıya geçti. Ancak yine sonuç alamadı. 

İhanet ve Yenilgi 

Topal Osman, Bedirxan'ın sarsılmaz direnişini görerek savaşa devam etmekle beraber, asırlık Osmanlı hilekarlığına başvurdu; rüşvet ve sınırsız rütbe vaatleriyle Bedirxan Bey'in yeğeni ve aynı zamanda merkez olan Botan askeri gücünün komutanı Yezdan Şêr'i kandırdı. Böylece Cizre düştü. Botan mevzileri yarıldıktan sonra Osmanlı’nın başarıları hızla arttı. 

Cizre düştü. Bedirxan, kuşatılan kalede üç gün direndikten sonra, kendisinin ve kaledekilerin yaşamlarına dokunulmayacağına söz verilmesi üzerine teslim oldu (1847). Çünkü, Eruh Kalesi’nin Bedirxanilere mezar olmasını istemiyordu. Bu, Bedirxanilerin sonu olurdu. 
Mir ve ailesine Kürdistan yasaklanmıştı, ailesi ile birlikte İstanbul'a gönderildi. Bir süre Girit'te (14 yıl) sürgünde yaşadı. 1860’da İstanbul’a dönen Mir, 1866’da Şam'a gitti. İstanbul’dan ayrılmadan evvel çocuklarını ve torunlarını toplayarak şöyle dedi: 

“ Türklerin içinde dilinizi unutmanızdan korkuyorum. Dilinizi unutunca, Botanı da unutacaksınız. Sizden istediğim, evinizde, çoluk çocuğunuzla atalarınızın diliyle konuşmanızdır. Böyle yapmayan, benim oğlum değildir.” 

Bedirxan Bey, sürgünde, 1868 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Ailesi, ondan sonra da bir çok baskı ve zulumlere maruz kaldılar ama taviz vermediler. 
 

Savaş Sonrası Kürdistan'ın Durumu 

Osmanlı ordusu savaştan sonra büyüßk katliamlar yaptı,. Kürd bey ve reislerinin çoğu sürgüne gönderildi. Kimilerini zincirlere vurulup zindanlara atıldı.

Osmanlı Devleti, bir yüzünde Bedirxan Bey'in Eruh Kalesi, diğer yüzünde ise yenilmiş "Kürdistan Madalyası" olan bir madalya bastırdı ve askerlerine dağıttı.                  

* * * * *

 

Malper/Anasayfa