Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

DERSİM DİRENİŞİ (1907-1909)

Özellikle 1800'lerden 1900'lere kadar yanlızca Dersim değil, Kürdistan topraklarının hemen hepsi Osmanlı'nın egemenliğinde olmasına rağmen bu topraklar, bazı noktalarda bağımsız kalabilmiştir. Ama Osmanlı'nın kan kaybetmeye başladığı zamanlarda, merkezi yönetimin daha çok güçlendirilmesi yoluyla Kürd halkı, tüm yönlerden boyunduruk altına alınmak istenmiştir. Dersim de, tarihte Osmanlı'nın işgalci politikalarının kursağında kaldığı ve çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü hakimiyet kurulamayan, bu yüzden de defalarca saldırıya uğrayarak nice bedellerin ödendiği ve zulümle ayakta kalmaya çalışan siyasal otoriteye her koşulda direnen, Osmanlı'nın merkeziyetçi siyasetinin en geç ve en zor hakim olduğu bir Kürd şehridir.

Osmanlı'nın kriz üstüne kriz yaşadığı dönemlerde Dersim'e yönelmesi, Dersim'in bir türlü tam anlamıyla egemenlik altına alınamamasından kaynaklanmaktadır. Özelikle Dersim Harekatının yapıldığı bu dönem, ülke sahasında Kürd muhalefetinin baskı altında olduğu bir sürece de denk gelmektedir. İşe ilk olarak Dersim'e hakim olmakla başlanmıştır. 

1907 ortalarında Osmanlı askerleri; Dersim'in Hozat, Çemişgezek ve Ovacık yörelerindeki Koç, Resik ve Şemkan aşiretlerinin üzerlerine yürüdüler. Osmanlı yönetimi Dersim'e yedi tabur asker göndermişse de; gerek aşiretlerin geri çekilme taktiği ve gerekse Türk ordularının sarp ve engebeli Dersim dağlarını aşmakta zorluk çekmesi sonucu Kürdler, Değirmendere'de onları kuşatıp tamamen imha ettiler. Kışın da bastırmasıyla beraber, Neşet Paşa Elaziz'e dönmek zorunda kaldı. Bu seferle ilgili Sadrazamlığa yazılan 18 Kasım 1907 tarihli raporda; "Dersim aşiretlerinin 20 bin silahlı çıkarabilecek güce sahip ve gayet cesur olmaları nedeniyle en az yirmi tabur askere gerek olduğu, dağlara ve geçitlere kar yağdığı söylenerek geri çekilmek zorunda kalındığı" belirtiliyordu. 

1908 yılında Qoçan aşireti lideri İbrahim Ağa, aşiretler arası genel bir ittifak sağlamak amacıyla, ilk önce Karaba aşiret lideri Mehmet Ağa'ya giderek onunla görüştü. Batı Dersim'in diğer aşiretlerini de ittifakın içine alarak genel bir ayaklanma hazırlığına başladı. Osmanlı askeri kışlalarına baskınlar yapılarak silah temin ediliyor, bu başarılar diğer bütün aşiretlerin ittifaka girmesini sağlıyordu. Bütün Kürd aşiretleri genel bir ayaklanma durumuna girmişlerdi. Bunun üzerine Neşet Paşa komutasında 22 taburdan oluşan Osmanlı ordusu değişik kollardan harekete geçirildi. Bu harekatın, Batı Dersim aşiretleriyle sınırlı olduğu ilan edilmesiyle Doğu Dersim aşiretleri'nin müdahalesi önlenmiş oldu. Yapılan şiddetli çarpışmaların ardından Osmanlı askerleri bölük bölük teslim olmaya, taburlar dağılıp Elaziz'e çekilmeye başlamıştı. Teslim olmakta olan Osmanlı askerlerinden biri Kürdler'in komutanı Keko Ağa'ya silahını teslim etmek bahanesiyle uzatarak ateşledi ve onu öldürdü. Bunun üzerine aşiret kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Neşet Paşa Batı Dersim'e girince köylüler her şeylerini alarak dağlara çekildiler ve Osmanlı ordusunda yiyecek sıkıntısı başladı. Merkezden gelen erzaklar da gece baskınlarıyla Kürdler'in eline geçiyordu. Neşet Paşa, aşiretlerle anlaşarak geri çekildi. 

İttihat Terakki yönetimi, 1908 yenilgisi hakkında rapor hazırlamış ve Mebusan Meclisi'nde "Dersim Islahatı" (Kürdlerin imhası) kararını almıştı. Dersim'in imha projesi 1909'da Müşir İbrahim Paşa'ya verildi. Osmanlı ordusu 14 tabur halinde Dersim'e yöneldi. Ovacık, Pülümür'ün Pancıras yöresi ile Merkezi Dersim'deki Demenan, Hayderan aşiretlerinin üzerine saldırı yapıldı. Girebildikleri köyleri yaktılar, hayvanları talan ettiler.

Bu arada Osmanlı birlikleri bildiriler yayınlayarak, askeri harekatın sadece Ovacık aşiretlerine karşı yapılacağı ve diğer aşiretlere karışılmayacağı yönünde açıklamalarla Kürdlerin birliğini parçalamaya çalışıyordu. Ovacık köyleri halk tarafından boşaltıldı ve halk dağlara çekilerek direnişe geçti. Direniş kuvvetleri ordu karargahının arkasını sardı. Mercan boğazından başka bir geçit olmadığından, arkadan

gelen erzak, cephane ve yardım, Kürdler tarafından kesiliyordu. Zorda kalan Müşir Paşa uzlaşma kararı aldı.

Müşir Paşa Pancıras yöresindeki karargaha çağırdığı aşiret reislerine silahlarının bir kısmını teslim etmeleri karşılığında askerlerini geri çekeceğini bildirdi. Bunun üzerine bazı aşiretler eski silahlarının bir kısmını teslim ettiler. 

Merkeze gönderilen raporda ise, ordunun zaferle sonuçlanan hareketinden, kendi deyimleriyle, "Altmış yıldan beri asker ayağı değmemiş Dersim"mağlub olmuştu. Ancak bu askeri hareketin ardından Dersim halkı sadece iki yıllık kısmi bir sessizlikten sonra 1911'de yeniden direnişe geçti. 

Kürdlerin Tarihi aynı zamanda Başkaldırıların Tarihi'dir. Kürd Halkının haklı kıyamları ve başkaldırıları şu veya bu sebepten dolayı yenilgiler yaşamıştır. Ama şu var ki yenilgiler başarının elde edilemeyeceği anlamına gelmez diye düşünmüştür Kürd halkı.

Değişen dünya koşulları ve Kürd halkının toplumsal yapısının feodalizmden evrilmesine paralel olarak, daha güçlü, daha organizeli ve günün şartlarına uyarlanmış bir kıyamın başarılı olacaĝına inanan kürdler yeni kıyamlarla mücadelelerine devam etmişlerdir. Bu kıyamlar günümüze kadar devam etmektedir.

 
 

Malper/Anasayfa