Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Hurri İmparatorluğu

M.Ö. Zagros dağlarında Anadolu’nun güneydoğu kısmıyla bugünkü Güneybatı Kürdistan'a kadar uzanan alana yayılmışlardır. Esas yurtları, Fırat, Balih ve Habur ırmaklarının suladıkları alan ile Mısırlıların Naharina dedikleri Orant (Asi Nehri) ve Fırat arasındaki bölge sınırlar olarak belirlenmiştir. Çukurova ve çevresini içine alan Suriye ve Kenan ilini kapsayan Hurri İmparatorluğu’nun başkenti Hurri (Urfa) şehridir

Hurriler M.Ö. 5000 ile 3000 yılları arasında Paleolitik, Mezolitik, Neolotik Taş Devirlerini yaşamışlardır. Toplumsal, ticari ve tarımsal faaliyetleriyle, kendi zamanlarında iyi gelişmeler ortaya çıkarmışlardır. Daha sonraki dönemde mimarinin gelişmesi ve büyük yapıtların ortaya çıkması, sosyal yaşamın düzenlenmesi, ihtiyaçların daha hızlı karşılanacağı bir ortamı ortaya çıkartmıştır. Hurriler M.Ö. 3000 ile 2000 yılları arasında Maden Devrini yaşayarak Kalkolitik (Bakır-Taş) Devrini iyi gelişmelerle geçirmişlerdir.
M.Ö. 2300 yılları arasında Kilikya bölgesinde yerleşik bulundukları zamanda Bronz Devrini de başlatmışlardır. Dünyada ilk İmparatorluk kuranların da Hurriler olduĝu tarihte yer almıştır.

Huriler, M.Ö. 17. yy’da Hititleri yenerek başkent Hattuşaş'ı ve tüm yerleşim merkezlerini ele geçirmişlerdi. 200 yıl gibi büyük bir süre Hitit sınırları Hurri İmparatorluğu içinde kalmıştı. 
Ön Asya’da M.Ö. 2000 yıllarında büyük bir İmparatorluk kuran Hurriler birçok yerde küçük yönetimler oluşturmuşlardır. M.Ö. 15. yy'da isim değişikliği yapan Hurri İmparatorluğu Hurri – Mitanni olarak ikiye ayrılmıştır.

Hurri adı kuzeyde kalan bölgeye verilirken, Mitanni ismi ise güney bölgesi için kullanılmıştı. 
Kürd tarihinin 3000 yılık Hurri dönemi sayısız Krallık ve şehir devletlerinin ortaya çıkması ile başlamıştır. Hurri Krallıkları Ve Prensliklerinden bazıları şunlardır: 
“Kummuhu, Melidi, Gurgum, Ungi, Kaman, Kaşku, Nairi, Shupria, Urkish, Muşku, Urartu, Namar, Saubaru, Mard, Lullubi, Qardu, Zamua Ellipi, Mana ve Guti.” 
Bu isimler bugünkü şehirlerle karşılaştırılınca şu sonuçlar ortaya çıkmıştır. “Muşku” adı bugün “Muş” şehri ve bölgesi olarak varlığını sürdürmektedir. Muşku Krallığı Asur Kralı Tiglath Pileser (M.Ö 1114-1076)’in ele geçirmesinden önce 2000 asker toplayabilecek bir durumda olması, krallığı önemli duruma getirmişti. 

Günümüzde bu Krallık Anadolu'da kurulmuş olan Hitit Devletini yıkması ile tanınmaktadır. “Mardu” adı ise Kürd Mitolojisinde yerini almış olan “Mard” karakteri  “ulusun yaratıcısı” unvanıyla anılmıştır. Ayrıca bugün “Mardin” şehrinin adının “Mardu” isminden geldiği bilinmektedir. “Melidiler” ismi ise “Malatya” şehri olarak geçmektedir. M.Ö. 1900 yıllarında yazılı belgelerde Milidia olarak geçen isim sınırları Aslan Tepe’de olan Malatya şehri olarak geçer. Bu bölümün Suriye ile iç Anadolu ve Karadeniz sahilleri arasında önemli bir bağlantı ve uğrak merkez olması, o dönem içinde önemini arttıran bir unsur olmuştur.

Ortadoğu sınırları içinde bir devlet sistemi kuran Hurrilerin Anadolu ile tanışmaları Hurrili iş adamları ve Asurlu tüccar-ların ilişkileri sonucu olmuştur. Kapadokya tabletlerinin bilgi verdiği bu tanışma M.Ö. 1900 -1800 yılında olmuştur. 
Hurriler döneminde güçleriyle ve geniş sınırlarıyla komşu üç devlet vardı. Mısır, Hitit ve Babil devletleri.

Hurriler ile bu devletler arasında sık sık savaşların olduĝu da tarih kitaplarında vardır.

Hurrilerin içinde yaşayan halkla beraber o dönemde Hurri İmparatorluğuna bağlı beylikler de olmuştur. Bu beylikler-den biri şimdi Kerkük ismi ile bilinen, bu şehrin yakınlarında olan Arrafa'dır. Bu bölgenin Asurlular ve Babiller arasında olması bölgeyi daha önemli hale getirmişti. 

Hurrilerin önemli yapıtlarından biri de kurmuş oldukları Malatya devletiydi. M.Ö. 1900 yıllarında yazılı belgelerde Milidia şehri olarak geçen devlet; İç Anadolu ve Karadeniz sahilleri arasında bulunan bir Hurri devletiydi.

Aynı zamanda zamanın metallerinin üretiminin yapıldığı çok önemli bir ticaret merkeziydi. Asur Krallarından; II. ve III Salamanassar, Tiglatplassar, II. Asurnasirpal Milida'yı ele geçirmek için seferler yapmışlardı. Bu seferler bazen Milidia'nın Asurlular'ın eline geçmesi ile sonuçlanırken, bazen de Milidia'nın savunması ve başarı elde etmesi ile sonuçlanmıştı. Asurlular Milidia (Malatya)'yı kendilerine bağlamak için 20'ye yakın askeri sefer düzenlemişlerdi.

Milidia’nın Hurri halkı 879’da Asurlulara karşı bağımsız-lığını ilan etmişti. Fakat Asur Kralı II. Sargon (M.Ö. 721-705) Milida'yı almıştı. Halk Aşağı Mezopotamya'ya göç etmek zorunda kalmıştı. Daha sonra Milidia Kimmerler tarafından yakılıp yıkılmış ve halkı yeniden göç ettirilmişti. 

Hurriler M.Ö. 3000 yıllarında tarım ve hayvancılıkla uğraşı-yorlardı, daha sonra ticarete de büyük bir önem verdiler.

Yerleşim alanında yaptıkları ilk evlerin koloni şeklinde olduğu, yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Ve kendi dönemlerinde yaptıkları saray ve kalelerde dönemlerinde ki gelişmeleri yansıtan yapıtlar olmuştur. Harput'ta yapılan dağ kalesinin Milidia tarafından yapıldığına inanılıyor.

Aynı zamanda 1938- 1939’da yapılan kazılar da Aslan Tepe'de Milidia şehrini yansıtan surlar, şehir kapısı ve bir de saray ortaya çıkarılmıştır.

Hurrilerin sanat alanında kendilerine özgü seramik yapımı ve boyama ürünleri de olmuştur. Resimde hayvan ve tabiat çizimleri yaptıkları gibi, kendi tanrılarının resimlerini de çizmişleridir.

Peki, Hurrilerin dilleri ve tanrı inançları nasıldı?

Bu konu da yapılan araştırmalar Hurri dilinin çok geniş olduğu ve bugün Kürdlerin kullandıkları dille benzerliklerinin bulunduğu açığa çıkarılmıştır. Yapılan kazılarda Hurri dilinin görüldüğü yerler; “Babil'in Hammurabi zamanında ki belgelerde, Marların sarayındaki 6 adet edebi metinde, Hattuşaşta bulunan Gılgamış destanının parçalarında”dır. 

Hurriler çok tanrılı inanç sistemini kabul etmişlerdi. Hurrilerin tanrıları daha sonraki dönemlerde Asurlular tarafından da kabul edilmişti. Hurriler uzun bir dönem tarih sahnesinde bir İmparatorluk olarak varlıklarını sürdüler.

* * * * *

 

Malper/Anasayfa