Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Kürd Kadınları Teali Cemiyeti

Kürd kadını; cesaretiyle, mücadeleci kişiliğiyle, otoriterliğiyle, sosyalliğiyle ön plana çıkar. Garnettin, Kürd kadınını şu sözleriyle ortaya koymuştur: "Kürd kadınları aşiretin kan davası, planlar ve düzenler gibi sosyal ve siyasal tüm meseleler ile ilgilidir ve katkıda bulunurlar."(…)

Hollandalı araştırmacı Dr. Theopil Löbel, gözlem ve araştırmaları ile şu tespitlerde bulunur: "Kürd kadınları şarktaki diğer kadınlardan daha fazla özgürlüğe sahiptir ve erkekleri kadar yiğittir." Yine Ergani-Madenli Y.C adındaki yazar Kürdlerde Kadın sorunu konulu yazısında Kürd kadını hakkında şunları söylemiştir:

"Kadının eşinin üzerinde olan etkisinden dolayı politik yaşamda yeri vardır. Bir şefin eşi olan kadın toplantılara katılır, eşine danışmanlık yapar. Eğer bir erkek babasından dolayı bir topluluğun veya aşiretin yönetimini, şefliğini almışsa ve yeterince zeki değilse karısının akıllı ve becerikli olması durumunda, erkeğin görevini kadın üstlenir ve şeflik yapar. İşgalcilere karşı Kürdler tarafından yürütülen savaşlarda asırlar boyunca kadınlar da eşlerinin yanında yer almış, bazen eşleri ölünce onun yerine geçip askerlere kumanda etmiş ve şerefleriyle savaş alanında ölmüşlerdir."

Tarihe birçok Kürd kadınının mücadeleci kişilikleriyle isimlerinin yazmış olduklarını görmekteyiz. 1919'da İstanbul'da kurulan Kürd Kadınları Teali Cemiyeti bunun en güzel örneğidir. 

Bu cemiyet, Kürd tarihinde ilk "Kürd Kadınları Cemiyeti (Derneği)" olma önemine sahiptir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra birçok Kürd, Osmanlı sınırları içerisinde yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Bunların önemli bir kısmı Kürdistan topraklarından İstanbul'a sürülen Kürdlerdir. Bu nüfus içerisinde ünlü Kürd aydınları, Kürd bürokratlar da bulunmaktadır. Bunun yanı sıra soylu Kürd ailelerine mensup olup öğrenim görmek için İstanbul'da olan birçok Kürd öğrenci ve bürokratlar da bulunmaktadır.

Kürdler, coğrafyalarından uzak sürgün hayatının vermiş olduğu birçok maddi ve manevi zorluğa rağmen ulusal kimlik mücadelelerini yitirmeyip bu koşullara rağmen devam ettirmekteydiler.
Osmanlı İmparatorluğu ise fiilen dağılmakta olduğu Birinci Dünya Savaşı'nın politik karmaşasını yaşıyordu. Kürdler, bu ortamı değerlendirip, ulusal mücadele verirler. Seyid Abdülkadir önderliğinde "Kürdistan Teali Cemiyeti"ni kurarlar. Resmi açılış tarihi 1918 yılının aralık ayında olur.

Kürd Kadınları Teali Cemiyeti de (KKTC), Kürdistan Teali Cemiyeti bünyesinde, beş ay sonra 1919 yılının mayıs ayında Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul'da yaşayan Kürd kadınları tarafından kurulur. Kürd Kadınları genelde KTC bünyesinde çalışmalara katılmışlarsa da ayrı; organik olarak KTC'ye bağlı olarak ulusal bilincin Kürd toplumuna, Kürd insanının bilincine götürülmesine çaba harcamışlardır. Derneğin adı, tarihi kaynaklarda Teali Nisvan-ı Kurdi (Kürd Kadınlarını Yüceltme), Kürd Kadınları Teali Cemiyeti (Kürd Kadınlarını Yükseltme) olarak geçmektedir.

Cemiyetin kurucu başkanı Süleymaniyeli Doktor Encum Yamulki Hanım'dır. 
Yamulki Hanım, İstanbul'da Divan-ı Harp başkanlığı yapan ve bazı kaynaklarda adı Nemrut Mustafa diye geçen, memleketi Güney Kürdistan'a döndükten sonra Şêx Mahmudê Berzenci döneminde eğitim işleri sorumluluğunu yüklenen 1922-1926'da çıkan Bangi Kurd gazetesinin sorumlu müdürü olan Mustafa Paşa Yamulki'nin (1865-1936) en büyük kızıdır. Ayrıca Mustafa Paşa, Yamulki Kürd şairlerinden olup 1956 yılında Bağdat'ta şiirleri yayınlanmıştır.

Doktor Encum Yamulki Xanım da, cumhuriyet kurulunca Paris'e yerleşmiş ve orada 1968 yılında vefat etmiştir.

Cemiyetin açılışı savaş sürecinde çıkmış olan ve büyük yıkımlara maruz kalan tüm Kürdler için güzel bir haber olur. Bu sevindirici haber, gazetede ve dergilerde yayınlanır. Kürd şairi Abdurrahim Rahmi, KKTC için yazmış olduğu şiirin bir yerinde şu mısraları ifade eder:
"Dediler ki analar açmış bir yükselme derneği
Tanrım Sen rast getir, başarı ver onlara
Rahmi, sunmak için bulamadı layık bir armağan
Kabul edilirse eğer, o beden ve canını eder armağan."
Yine ünlü Kürd aydınlarından olan Vanlı Memduh

Selim Bey, Jin Dergisi'nin 20. sayısında "İki Eseri Mebrur" (İki hayırlı eser) adlı makalesinde bu haberi şu sözleriyle ifade eder:

"Çağın dikkatimizin önüne serdiği çeşitli olaylardan ulusumuz da yararlanma payını almaya başladı. Bu yararlanmanın pek çok geç kalmış olduğunu itiraf etmek, hem doğruyu ve gerçeği kabul etmek, hem de derdimizi bilmek olur. Ve var ki gelecek için bize ışıklı ümitler veren müjdeler az olsaydı, bugünkü durum için söz söylemek cüretini de kendimizde bulamazdık." 

Kürdlerin vermiş olduğu ulusal mücadelenin Kürd halkının her tabakasında ümitleri arttıracağını Memduh Selim Bey, şu sözlerle ifade etmiştir:

"Ümitlerimi güçlendiren belirtiler, son zamanlarda değişik Kürd tabaklarında en büyük sevinçlerle gördüğüm faaliyetlerin ürünleridir. Bunları, ulusal erginliğimizi kanıtlayan birer vesile olarak kabul etmek de pek doğru olur.

… İstanbul'daki hanımlarımıza Kürdlük için şeref olan bu kutlu kuruluşlarından dolayı ne kadar şükre borçlu olsak yeridir.

Memduh Selim, bu makalesinde daha önceden Jin'de yayınlamış olduğu "Kürd Hanımı" yazısından da kesitler sunarak günümüze dahi hitap eden İslami anlayışını çok güzel ortaya koymuştur:
"Şurası kuşku götürmez bir gerçektir ki kadının Müslümanlıkta sahip olduğu yer ve haklar bugün kendisine layık görülmeyen haklardan pek geniştir. Din işlerine aklı erenlerin ve din bilginlerinin görevi, dinsel hakları esirgemek değil, bu hakları zamanının gereklerine göre genişleterek ve yeniden düzenleyerek kullanılmasına engel olmamaktır."
"Örtünmenin biçim ve anlamının ne olduğunu anlamak isteyenler Kürdistanımıza ve hatta biraz da Türk Anadolusuna kadar zahmet etmeye katlansınlar. Şimdiye kadar kadının giydirilmesiyle uğraşılacağına ona doğru dürüst bir eğitim ve eğitsel bir güç verilmiş olsaydı, sorun çoktan çözülmüş ve ama gerçekleşmiş olurdu."   

KKTC'nin ilk çalışması, Sultan Ahmet meydanında kadın-erkek birçok Kürd vatandaşıyla birlikte çalışmalarına başlamak için bir mevlüt okutmak olur. Bu mevlüt okuma çalışmalarına başlama töreni birçok Kürd ve Osmanlı gazete ve dergilerinde haber olarak yayınlanır. 

Okunan mevlütten sonra Encum Yamulki Xanım, şu konuşmayı yapmıştır. 
"Saygı değer hanımefendiler! Pek yüce amaçlarla kurulan KKTC çalışmalarına başlangıç olarak bu kutsal mevlüdü okuttu. Önce Cenab-ı Hak'tan hayırlı olmasını ve büyük başarılarla devamını dileyelim, sonra da toplantıya lutfedip katılan hanımlara Kürd ulusu adına teşekkürler sunar ve birkaç söz söylememe müsaade buyurmanızı rica ederim." 

Cemiyetin amaçları için Kürd Kadınları Teali Cemiyeti nizamnamesi adında bir tüzük oluşturulur. Doktor Yamulki Xanım, konuşmasında derneğin amaçlarını ve düşüncelerini şu sözlerle ortaya koyar:

"Hanımefendiler! Biz Kürdler, çeşitli kavimleri kardeşleştiren, İslam'ın zuhurundan yani asırlardan beri Türk milletinin en sadık seveni en güçlü bir dostu ve en içten bir kardeşi olarak bulunmuşuzdur. Bugün bütün milletlerin alınyazılarını başka şekillerde aldığı ve herkese bir hak verildiği bir zamanda bizler de kendi hakkımızı istiyoruz. Çünkü ortada milyonlarca Kürd ve büyük bir Kürdistan var. Mukaddes emeller uğruna en ziyade çalışmak isteyenlere ve milletlerine olan sevgilerini göstermiş oldukları fedakarlıklarla ispat edenlere cümlemiz bütün varlığımızla teşekkür borçluyuz."

Kürd Kadınları Teali Cemiyeti, kuruluş nizamnamesinin dördüncü maddesinde, cemiyetin amaçlarının gerçekleşebilmesi için; cemiyet önderliğinde yapılacak olan üyeliğin ve faaliyetlerde cemiyet üyelerinin en önemli görevleri cemiyetin bu çalışmalarından ve tüm fırsatlardan sonuna kadar cemiyet namına yararlanmaları ve Kürd ulusal uyanışını sağlamak için cemiyet namına gerekli propaganda yapılması ifade edilmiştir. 

Yamulki Xanım, cemiyetin amaçları için yapılacak çalışmaları şu sözleriyle ifade etmiştir:
"Hanımefendiler! Derneğin amacı ülkemizde yardıma muhtaç ne kadar Kürd kadın ve çocukları varsa onlara iş bulmak; yönetim merkezleri açmak, okullar açmak, öksüz yavrularını bilgilenmeye çağırmak ve öğretmenlik yapabilenlerimizin de öğretmenlik yapmalarıdır. Demek istiyorum ki dernek mümkün olduğu kadar maddi ve medeni yardımda bulunacaktır.

Ayrıca Kürd kadınlarımızın medeni bu bakış açısıyla yükselmesini ve ilerlemesini sağlayacak Kürd kimliğinin örgütlü düzeyde savunmasını sağlamak, aile yaşamında köklü reformlar oluşturabilmek, göç ettirme ve kitle halinde öldürmeler nedeniyle sefalet içine düşmüş olan Kürd öksüz ve dullarına iş bulmak ve maddi yardımda bulunarak onları, içinde bulundukları sefaletten kurtarmak da belirlenen amaçlar arasındadır."
Encum Xanım amaçlarını yerine  getirebilmek için toplantılar, konferanslar ve müsamereler düzenleyeceklerini, kütüphaneler ve tartışma salonları açacaklarını ve Kürd kadınının bu çalışmalara nasıl katılacaklarını; ayrıca gazete, mecmua, kitap ve risaleler yayınlayacaklarını ifade etmiştir. 

Dernek, 1919 yılının Ağustos ayında Kurban bayramı nedeniyle Şişli Çocuk Hastanesi'nde birçok yoksul Kürd çocuğunu sünnet ettirmiştir.

Maddi Ve Manevi Fedakarlık: 

Cemiyetin amaçlarına ulaşıp faaliyetlerini düzenleyebilmesi için, Kürd halkı maddi ve manevi desteğini eksik etmemiştir. Yamulki Xanım da bu beklentiyi şu sözleriyle ifade etmiştir:
"Dernek ulusun yaralarını sarmak için sizlerin fedakarlığına muhtaçtır. Her Kürd yardım için bize elini uzatır ve her fedakarlığı başarı ile yaparsa, ulusal isteklerimizin de gerçekleşeceğini göreceksiniz."

Cemiyetin Üyeleri Ve Yönetim Şekli:
Cemiyetin üyeleri iki grupta toplanır: Azay-i Müessise ve Azay-i Tabiye. Azay-i Müessise kurucu üyelerden oluşmuştur. Azay-i Tabiye ise cemiyetin kurucu üyelerine sonradan katılan diğer üyelerdir. 
Cemiyet, oluşturulan üç kurumla yönetilmiştir.

Bunlar; Heyet-i  Müşavere, Heyet-i Idare ve Heyet-i Umumiyedir.

Heyet-i Müşavere: Bu yönetim kurulu, KKTC'yi kurmuş olan Azay-ı Müessise konumunda olan üyelerden oluşmuştur. Yüksek danışma kurulu niteliği taşıyan "Heyet-i Müşavere", cemiyet yönetimi üzerinde doğrudan doğruya söz hakkı yoktur. Ancak cemiyetin faaliyetlerini denetlemek, cemiyetin yönetim kurulunu aydınlatmak ve yönlendirmek, gerek görüldüğü takdirde genel kurulu toplantıya çağırmak gibi önemli bazı yetkiler cemiyete en çok destek olan üyelerden oluşan "Heyet-i Müşavere"'nin yetkileri arasındadır. 

Heyet-i Idare: Cemiyetin yönetim kuruludur. Bu kurul, Heyet-i Müessese (kurucu üyeler) tarafından sayıları yirmiyi geçtikten sonra gizli oylarla seçerler. Kurul, her yıl düzenli olarak toplanacak olan kongrelerde yapılacak seçimlerle tekrar yenilenecektir. Kurul; bir reise, iki reise vekili, altı da üye olmak üzere toplam dokuz kişiden oluşmaktadır. Bu dokuz kişiye ek olarak bir katibe ve veznedarlık görevini de üstlenmiş olan bir muhasebeci heyeti de idare toplantılarına katılacak ancak bu görevlilerin oy hakkı yok. Geçerli bir mazereti olmayıp heyeti idarenin toplantılarına üç defa üst üste katılmayan heyeti idare üyesi istifa etmiş sayılacaktır. Kuruldan bir üye istifa etmesi veya görevinden ayrılması durumunda boşalan üyelik için yeniden seçim yapılır ve kurucu üyeler tarafından tekrar boşalan yere bir üye seçilir. 

Kurum, cemiyetin bir yıl boyunca her türlü faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde ve cemiyetin gerekli muamelesinin yürütülmesinden sorumludur. Kurul haftada iki defa toplanır. Toplantının açılabilmesi için kurulun azalarının yarısından bir fazlasının toplantıda hazır bulunması gerekmektedir. Ele alınan kararlar, oy çokluğuyla karara bağlanmaktadır. Oylar içerisinde eşitlik sağlandığı müddetçe; başkanın reyi iki oy sayılmakta, yani karar reisenin oyuna göre belirlenmektedir.

Kurulun toplanmadan önce yapacağı toplantının gündemini oluşturan gündem maddeleri cemiyetin reise ve katibe tarafından diğer yönetim kurul üyelerine bildirilmektedir. Heyeti idarenin almış olduğu kararlar, ilgili karar defterine kaydedilmekte ve bu karar toplantıya katılan tüm üyeler tarafından imzalanmaktadır. Heyeti idare toplantısında alınmış olan kararlardan herhangi birine itiraz eden yönetim kurulu üyesinin ilgili maddenin altını imzalaması gerekmektedir. 

Heyet-i Umumiye: Bu kurum,  Heyet-i İdare'nin denetimi altında olan ayrı bir kurumdur. Kurumun amacı, Kürd Kadınları Teali Cemiyeti'nin her türlü parasal işlerini yürütmek ve hesaplarını tutmaktır. Heyet-i İdare üyesi olan muhasebecinin sürekli bu kurulu denetlemesi gerekmektedir. Cemiyetin Heyet-i Müşavere ve Heyet-i Umumiyesi, cemiyetin muhasebecisini ve onu denetlemekle yükümlü olan Heyet-i İdare'sini parasal konularda denetlemek yetkisiyle donatılmıştır. 

Cemiyetin tam olarak neden kapatıldığı ifade edilmemiştir. Ama 1928 yılında Tiglis'te yayınlanan Zarya Vastako gazetesinin 297. sayısında yayınlanan ve muhtemelen eşi Dilara Hanım, cemiyetin İstanbul'daki faaliyetlerine katılmış olan Kamil Bedirxan tarafından yazılan makalesinde  "Konstantinopolis milliyetçilerinin hilekarlıkları ve soruşturmaları yüzünden" kapatıldı denmiştir. Ana örgüt olan Kürdistan Teali Cemiyeti de Kemalist rejim tarafından kapatılmıştır. 

KKTC, o dönemde Kürd kimliğinin gelişmesi, Kürd kadınının ulusal mücadeleye katılması, Kürd çocuklarının ve kadınlarının eğitim alanında önemli gelişmeler kat etmelerine vesile olmuştur. 

Kürd kadını dün olduğu gibi bugün de yüzyıllardır verilen Kürd ulusal mücadelesine adını tarihe yazdıracak pratikler ortaya koyacaktır.

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa