Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Kürdistan Teali Cemiyeti

Osmanlı'nın parçalanma sürecinde Kürdler, kendi aralarında bir birlik oluşturarak farklı boyutlarda "Özgür Kürdistan" için çalışmalarda bulunmuşlardır.

I. Dünya Savaşı'nın da yaşandığı bu dönemde, artık ulusların tek derdi Ortadoğu'nun paylaşımında kendilerine daha büyük parçalar koparabilmek olmuştu. Kaynaklarda o dönem ile ilgili şunlar geçer: 

Savaş sürecinde, Kürd soylu ailelerine mensup ve İstanbul'da öğrenim görmeye gelmiş bulunan Kürd öğrenciler ve ulusal bilincini İmparatorluk bünyesinde taşımaya özen gösterebilmiş asker-bürokrat, Kürd 'Milli' unsurlar, aydınlar ilk Kürd Teşkilatlanmasına girişmiş bulunuyorlardı. KTC (Kürdistan Yükselme Derneği) bu ilişkilerin ürünüdür.

30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nin imzalanması üzerine, Osmanlı İmparatorluğu sınırları dahilinde yaşamlarını sürdürmekte olan Kürdler, "Ulusların kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesi" ilkesinin de etkisiyle Kürd aydınlarının etrafında örgütlenmeye başlamışlardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun fiilen dağılmakta olduğu I. Dünya Savaşı'nın politik karmaşa ortamında kaderleri ile baş başa bırakılmış mazlum uluslardan biri olan Kürdlerin, ilk kurmuş olduğu siyasi örgüt olan KTC, kısa sürede en etkili cemiyetler arasında yerini almıştır. 

KTC'nin kuruluş tarihi (17 Aralık) 1918 yılı, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşamlarını yoksulluk ve eziyete katlanarak sürdürmüş bulunan Kürd toplumunun hakları için örgütlü mücadelelerinin sıcaklaştıracakları yıl olma özelliğine sahiptir. KTC aslen Van'lı olan, Hakkari vilayetinin Şemdinli ilçesinden Seyyid Abdülkadir Efendi başkanlığında kurulmuştur. 1909'lardan sonra, İttihat ve Terakki'nin giderek 'İstibdat' yönetimini kurumlaştırmaya başlaması ve Türkçü-Turancı yüzünü daha açık göstermesi üzerine önceleri Jön Türk hareketi içinde yer almış olan değişik görüşlerdeki Kürd Aydınların Muhalefet örgütlerinde yer almaya başladıklarını görüyoruz. 

Hêvi Cemiyeti, 1908'lerden sonra İmparatorluk bünyesinde Turancılık fikrinin yayıldığı bir ortamda, Kürdlerin birleşmelerine katkıda bulunmak için kuruldu. Hêvi, 1912 yılında resmen kurulmuştur. Bu örgütün ilk kurucusu ve ideoloğu Dr. Mehmet Şükrü Sekban'dır. Hêvi'nin çıkarmakta olduğu Roji Kurd, Hetawi Kurd ve Pejdeki'den sonra Jin Dergisi yayın hayatına girmişti. 

Seyyid Abdulkadir Ve KTC: 
Seyyid Abdülkadir, tanınmış mutasavvıf Abdülkadir Geylani'nin soyundan gelmektedir. Şeyh Ubeydullah'ın küçük oğludur; Şeyh Ubeydullah'ın ayaklanmasında, 50.000 kişilik Kürd ordusunun bir koluna kumandanlık etmiştir. Ayaklanmanın Osmanlı orduları tarafından bastırılması üzerine esir alınarak İstanbul'a getirilir, daha sonra Mekke'ye sürgüne gönderilir. Şeyh Ubeydullah kaçarak Şemdinan'a döner; orada oğulları Sıdık ve Abdülkadir kendisini 8.000 kişilik silahlı Kürd savaşçısıyla birlikte Hakkari dağlarında muhafazaya alıp mevzilenirler.

Bir müddet sonra araya büyük devletler girer. Osmanlı idaresi bu kez, Şeyh Ubeydullah'ı küçük oğlu Abdülkadir ile birlikte Mekke'ye sürer; Şeyh Ubeydullah 1883'te Mekke'de ölür. "Seyyid Abdülkadir'in İstanbul'a yerleşmesine izin verilir. Ama Kürd yurtseverlik düşüncesinin ilgi görmesi üzerine bu kez İstanbul'dan sürgün edilir. 1908'e kadar sürgünde kalır.

Meşrutiyetin ilanı üzerine İstanbul'a döner, Osmanlı Senatosu'na üye seçilir. Seyyid Abdülkadir, "Kürd Birliği" anlayışına sahiptir: Kürd Birliği anlayışı az sayıda entellektüele aktarılabilmiştir. Bunlar da Bedirxan'ın oğulları, torunları ve de Şeyh'in küçük oğlu Şeyh Abdülkadir'dir.

Seyyid Abdülkadir, 1908'de kurulmuş bulunan Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti'nin de kurucuları arasında yer almıştır.

2 Ekim 1908'de İstanbul'da kurulmuş olan cemiyetin çalışmaları Balkan Savaşı'na kadar devam etmiştir.

Seyyid Abdülkadir, 4 Mart 1919 tarihinde kurulan Damat Ferit Paşa hükümetinde Şura-ı Devlet (Danıştay) başkanlığına getirilmiştir. Cemiyetin kuruluş tarihi olan 17 Aralık 1918 tarihinde Tevfik Paşa hükümeti görevdedir.

Cemiyet 1922 yılında dönemin hükümeti tarafından "zararlı faaliyetlerinden dolayı" kapatılmıştır. 

Yönetim Kurulu: Koçgiri adlı kitapta KTC'nin ilk genel kurulundan sonra oluşturulan yönetim kurulunun şu isimlerden oluşturulduğu belirtilmektedir: 

1. Birinci Reis Şemdinanlı Şeyh Ubeydullah oğlu Seyyid Abdülkadir 
2. İkinci Reis Vekili: Emin Ali Bedirxan 
3. Üçüncü Reis Vekili: Ferit Fuat Paşa (Süleymaniyeli, Har.vek.Said Paşa'nın oğlu 
4. Umumi Katip: Ferit Hamdi Paşa 
5. Muhasebeci: Seyyid Abdullah (Seyyid Abdülkadir'in oğlu) 
6. Aza: M. Ali Bedirxan (Botan) 
7. Aza: Süleymaniyeli m. Emin Bey (askeri kaymakam) 
8. Hoca Ali Efendi 
9. Aza Arvaslı Şefik (Öğretmen) 
10. Aza Baban zade Şükrü Bey (Tercüman Gazetesi Baş Yazarı) 
11. Aza Baban zade Fuat Bey 
12. Aza Fettullah Efendi (Tüccardan) 
13. Aza M.Şükrü Sekban 

KTC'nin ilk kurucuları arasında ismi geçen Halil Hayali, önemli bir Kürd dil bilimcisi ve yazarıdır. Jin Dergisi'nin daimi yazar kadrosunda yer almıştır. Jin'de, "Kürdiyê Bitlisi" adıyla; tarih, mitoloji, dilbilgisi, felsefe üzerine yazılar yazmıştır. Fransızca ve Arapça dillerini oldukça iyi bilen Halil Hayali, Kürd milletinin dertlerine çare aramak ihtiyacını duymuş; Kürd dili ile ilgili olarak bir gramer hazırlamıştır. Bir de Kürdçe sözlük yazarak Kürd Dil-gramer çalışmalarıyla ulusal bir çabayı ön plana çıkarmıştır. 1900'lü yılları takip eden yıllarda İstanbul'da bulunan Halil Hayali burada tahsil görmekte olan Kürd ailelerinin çocuklarıyla ilgilenmiş, onlara; ulusal sorunlar, Kürd dili, Kürd edebiyatı hakkında bilgiler aktararak milli duygularının gelişmesine hizmet etmiştir. 

* * * * *

Bediuzzaman Said-i Kurdi: 
Said-i Kürdi, iman konulu çalışmalarıya birlikte ulusal bilince sahip bir kürd alimidir. Bu anlamda KTC adlı kitapta Said-i Kürdi ile ilgili şunlar yer almaktadır: Said-i Nursi'nin "kişiliğinin iki farklı unsurunu oluşturan din ve Kürd sorunu" olmuştur. Rohat Alakom, Said-i Nursi'nin Kürd kimliğinin "bir kenara itildiği" kanısındadır:" Bir Kürd perspektifiyle Said-i Kürdi konusuna yaklaşan inceleme ve araştırmaların yokluğu, bazı gerçeklerin bilinmesini, sağlıklı değerlendirme ve yorumların yapılmasını bayağı zorlaştırmıştır. Rohat Alakom'a göre Said-i Kürdi, büyük Kürd düşünürü Ahmede Xani'yi kendisine örnek almıştır. Diğer yandan Said-i Kürdi, kendisi gibi Kürd olan Selahaddin Eyyubi'nin kişiliğinden çok etkilenir. Said-i Kürdi'nin Şark ve Kürdistan, Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi, Volkan, Tanin, Serbesti, Mizan, Misbah gazetelerinde Kürdlerle ilgili hayli yazıları yayınlanmıştır. Bu yazılarında; daha çok Kürdistan'ın perişanlığına değinmekte, eğitim yoluyla ulusal birliğin güçlendirilmesi üzerinde durmaktadır: "Kürdlere gerekli olan nedir? 15 senedir bu ihtiyaç hakkında düşünmekteyim ve Kürdistan'ın kederini garantileyecek şu fikirlerden başka çare bulamıyorum: 1.Ulusal birlik, 2. Dini uyanış ile birlikte uygarlık düzeyinin yükselmesi için teknik sanatlar öğrenmek ve ileri gitmektir. 

1-) Kürd Tamim-i Maarif Ve Neşriyat Cemiyeti: 
1919 yılının başlarında kurulmuş olan cemiyet; KTC' ye bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu dernek esas olarak Kürd yayın ve eğitim alanında çalışmalar yapabilmek için kurulmuştur. Kurucuları aynı zamanda KTC'nin de önde gelen Kürd şahsiyetleridir.

Derneğin programı, 02.02.1919 tarihli Jin Dergisi'nde uzun bir bildiriyle duyurulmuştur. Jin, bu tarihten sonra Kürd Tamim-i Neşr-i Maarif Cemiyeti tarafından çıkarılmıştır. Kürd bireyinin kültür, eğitim, ulusal kimlik gibi sorunlarını programına alarak bu konuda çağdaş, bilimsel tarzda çözümler üretmeyi; ulusal değerlerini öne çıkarmayı çalışma ilkeleri arasına almıştır. 

2-) Kürd Kadınları Teali Cemiyeti: 

Ayrı bir bölüm olarak ta Kürd Kadınları Cemiyeti kurulmuş ve kadınlara özel bir çalışma platformu hazırlanmıştır. Yani Kürd tarihinde kadının da özel çabalarının bulunması için KTC kendi bünyesinde bu kuruluşu da oluşturmuştur. 

Kürd kadınları genelde, KTC bünyesinde çalışmalara katılmışlarsa da ayrı; organik olarak KTC'ye bağlı bir nevi ulusal bilincin Kürd toplumuna, Kürd insanının bilincine yerleştirilmesine çaba harcamışlardır. 
KTC çalışmaları ayrıca şöyle de değerlenilmektedir: KTC'nin Kürdistan'ın il ve ilçelerinde şubeler kurması ve yüksek oranlarda bağlılarının ve üyelerinin bulunmasının, hem geri bırakılmış halkın bilinç düzeyini arttırması, hem örgütlü bir güç oluşturması ve hem de yansımaları itibariyle ele alındığında önemli roller üstlendiğini görmekteyiz. 

Her ne kadar bu gazete, dergi ve cemiyetler o dönemlerde kapatılmışsa da, Kürd halkının hak ve özgürlük mücadelesinin önüne geçilememiştir. Çünkü, Kürd halkı, her türlü yoksunluğuna, baskılara ve yıldırmalara rağmen kendi çabalarıyla ortaya çıkardığı bu kurumlarla; "Kürd siyaset yapamaz" diyenlerin, halka egemen kılmaya çalıştıkları anlayışlara büyük bir darbe indirmiştir. Ve bugün de, dönemin siyasal realitesine uygun kurumsallaşmalar, Kürdistan'da siyasetin doğru ve sağlıklı icra edilmesi için, tek başına yeterli olmasa da gerekli olduğunu göstermiştir. Çünkü art niyet üzerine bina edilmiş bugünkü siyasetin boşa çıkarılmasının yol ve yöntemi, yine kendi dinamikleriyle yürütülen doğru ve kapsamlı siyasi çalışmalardır. 

Evet KTC tarihi, Kürd halkının aslında şimdi neler yapması gerektiğini de bizlere düşündürmektedir. Ayrıca o dönemde Wilson Prensipleri diye bilinen ilkelerde 14 maddeden oluşan ve özellikle Kürdler için önemli olan 12. maddede yer alan: "Bugünkü Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk kısmına güvenli bir hükümranlık sağlanmalıdır, fakat halen idaresindeki diğer milletleri tereddüt edilmez bir hayat güvenliği ile mutlak dokunulmaz muhtar bir gelişme fırsatı tanınmalıdır. Boğazlar milletlerarası garanti altında bütün milletlerin ticaretine ve gemilerinin geçişine devamlı şekilde açık olmalıdır." Bu sözler Osmanlı'yı zora düşürmüş fakat Kürdler için üzerinde durulması gereken bir gerçekliği oluşturmuştur. Kürdler, "milletlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin hakkı" ilkesi gereğince bazı istemlerde bulunmak amacıyla heyetler oluşturulmuş, ülke genelinde Kürd aydınları tarafından farklı çalışmalar yürütülmüştür. Bu dönemde Kürdistan ulusal mücadelesini resmi anlamda sürdürenler; Kürdistan Teali Cemiyeti, Amed'de faaliyet yürüten Teali Cemiyeti, Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti ve Kürd Millet Fırkası'ydı. Kürdistan Teali Cemiyeti, bu yöndeki çalışmaların öncülüğünü yapmıştır. Çalışmaların sağlıklı ilerleyebilmesi için bir heyet oluşturulmuş ve bu heyet Seyyid Abdülkadir öncülüğünde çalışmalarını yürütmüştür. Bu bağlamda İstanbul'da bulunan diğer ülkelerin temsilcilikleriyle görüşmelerde bulunulmuştur. Bu görüşmelerde asıl hedeflenen, Kürd ulusal haklarının savunulması ve bu noktada etkili olabilecek devletlerin gündeminde yer alabilmektir. 

I. Dünya Savaşı ve yaşanan bu olaylar karşısında KTC, Paris Konferansı'nda yer almış, Wilson İlkeleri'nden yararlanmaya çalışmış, Sevr Antlaşması'nda yer alan "halkların kendi kaderlerini belirleme hakkı"nı elde edebilmek için ellerinden geleni yapmaya çalışmıştır. Heyetler gönderilmiş, gelişmeler yakından takip edilmiştir. Emperyalistlerin hak olarak iddia ettikleri anlaşma ve çalışmalar tabi ki onlara hizmet edecektir. KTC ise bunlardan Kürdistan için nasıl yararlanabilirse o şekilde bir çalışma ortaya koymaya çalışmıştır. 
Yoğun çalışmalar devam ederken, KTC kendi yayın organı olan Jin Dergisi'nin yayınını durdurmak zorunda kalıyordu. Yine Osmanlı Hükümeti Seyyid Abdülkadir ve Şerif Paşa hakkında yakalanma kararı alıyordu. Bu şekilde KTC çalışmaları durdurulmaya çalışılıyordu. 

Temmuz 1920'de Osmanlı Hükümeti'nin, KTC' yi kapatma kararı aldığını İkdam'dan öğreniyoruz. Bu kapatma kararının alınmış olmasına karşın, KTC'nin varlığının 1922 yılına kadar sürdüğü sonradan yayınlanmış olan kaynaklardan anlaşılmaktadır. Kürd örgütlenmeleri yeni rejimle birlikte varlıklarını "gizlilik içinde sürdürme" zorunluluğunu yaşamışlardır. 

KTC, kurulan Kemalist rejimin oluşturmak istediği ulusal-toplumsal hayata "zıtlıklar" oluşturacağı düşünülerek kapatılmıştır. 

* * * * *

 

 

 

Malper/Anasayfa