Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Koçgiri Ayaklanması

Kürd tarihinde Kürd halkının haklarının ve özgürlüklerinin gasp edilmeye başlandığı 1800'lü yıllardan günümüze kadar, ortaya çıkan kıyam ve başkaldırıların hemen hepsine alimler, aydınlar, toplumun ileri gelenleri önderlik etmiştir. Halkımızın başkaldırı tarihi; bazen İslami-özgürlük temelinde bazen de salt özgürlük yönüyle ön plana çıkan, bölgesel veya genel, küçük-büyük birçok başkaldırı hareketiyle doludur.
Sadece son 200 yılda 29 başkaldırının meydana geldiği göz önüne alınırsa; dünya üzerinde eşi-benzeri olmayan bir sömürü ve esareti yaşamasından dolayı Kürd halkının "özgürlüğe tutkusu" ve "başkaldırılarının haklılığı" daha iyi anlaşılacaktır. 

I. Dünya Savaşı'ndan sonra elinde kalan son sömürgeleri de kaybeden Osmanlı Devleti, Sevr Antlaşması'nda belirlenen hükümlerin uygulamaya konulmaması için faaliyetler yürütmeye başladı. Son sultan Vahdettin tarafından görevlendirilip Anadolu ve Kürdistan'a gönderilen Mustafa Kemal, buralarda halkın desteğini almak için görüşmelerde bulunup kongreler düzenliyordu. Osmanlı yönetimini tamamıyla ortadan kaldırıp yeni bir yönetim kurmak isteyen Mustafa Kemal, Erzurum ve Sivas'ta Kongre düzenleyerek Anadolu'da yeni bir oluşumun temellerini oluşturur. Kürdistan'da aşiret reislerini bir araya getirip, birlikte hareket edecekleri takdirde onlara da haklarının verileceği vaadlerinde bulunur. 

Mustafa Kemal Sivas valisi Reşit Paşa'nın desteğiyle Dersim ve Koçgiri'deki aşiret reislerini Sivas'a çağırıp görüşür. Bu görüşmeye sadece Koçgiri aşiretinden Alişan katılır. Mustafa Kemal Sivas'ta bulunduğu süre içinde Koçgiri'de halkın ayaklanma hazırlıkları yapmakta olduklarını öğrenir. 

İttihat Terakkiciler, bu dönemde İstanbul Hükümetini kabul etmediklerini açıklayarak Ankara'da yeni bir hükümet kurarlar. Ankara Hükümeti'nin kurulmasıyla beraber halifeliğin elden gideceğini gören halk irili ufaklı kıyamlarla Ankara Hükümeti'ne karşı direnişe geçer. 

Kürdistan'da aktif bir şekilde faaliyet yürüten Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Koçgiri'de de şubesi açılmıştı. Bu dönemde KTC tarafından Koçgiri ve Dersim'de örgütlenme ve halkı bilinçlendirme çalışmaları yürütülüyordu. Kürdistan Teali Cemiyeti, genel bir ayaklanma hazırlığı için bölgeye bazı aydınlar gönderir. Sivas yöresinde Zara, Divriği ve Kangal'da veteriner olarak çalışan Nuri Dersimi, KTC üyesi olan Haydar Bey'le beraber 1919 Haziran'ında Dersim'e gider. 1920'de Sivas'ın Kangal ilçesinin Yellice nahiyesindeki Hüseyin Abdal Tekkesi'nde aşiretlerle görüşmelerde bulunarak Kürdistan'ın özgürlük mücadelesine destek vermelerini ister. Bu toplantıya Canbegan, Kurmeşan ve diğer aşiretlerle bölgedeki bütün Kürdler katılırlar. 

Dersim ve Koçgiri'li aşiret reisleri, ayaklanmadan önce Xarput'ta toplanıp TBMM Hükümetine bir nota vermeyi kararlaştırırlar. Mustafa Kemal'e gönderilen notada yeni hükümetin, Kürdistan'daki Türk memurları ve Koçgiri bölgesine giden askerleri geri çekmesi, Kürd mahkumları derhal serbest bırakması istenir. 

6 Mart 1921 'de Koçgiri ayaklanması başlar ve Kürdler Ankara Hükümeti ile ilk mücadelelerini başlatırlar. Bir süre sonra Kangal'ın Yellice Nahiyesindeki Hüseyin Abdal Tekkesi'nde Kurmeşan, Canbegan ve diğer Koçgiri aşiretlerinin katılımıyla bir toplantı düzenlenir. Toplantıda Amed, Van, Bitlis, Xarput, Dersim ve Koçgiri bölgelerinde bağımsız bir Kürdistan'ın kurulması için silahlı mücadelenin gerekliliğine karar verilir. Bir yandan hazırlıklar hızla sürdürülürken öte yandan da teçhizat elde edebilmek amacıyla askeri noktalara bazı baskınlar düzenlenir. İlk olarak Temmuz ayında Zara'da, Çulfa Ali Karakolu basılır, daha sonra Şadan Aşireti reisi Paşo komutasındaki güçler, Kuruçay'a cephane taşıyan bir askeri birliğe baskın düzenler. Bir kaç karakol basılarak cephanelerine el konulur. Refahiye ele geçirilerek Hükümet Konağı'na Kürdistan bayrağı asılır. 

Gelişen olaylardan endişe duyan Ankara Hükümeti, Koçgiri aşireti reisi Alişan'ı Refahiye Kaymakamlığına, kardeşi Haydar'ı ise Ümraniye müdürlüğüne atar. Alişan ve Haydar'dan, Dersim'de yaşanan olayların önüne geçmeleri istenir. Bu arada Alişêr komutasında bir grup Kemah ve çevresinde baskınlara devam ederler. Alişer'in, ayaklanmadaki etkinliğinin farkında olan Ankara Hükümeti Alişan ve Haydar'ı, Alişer'i takip etmeleri için görevlendirir. Aynı zamanda aşiretlerle görüşüp direnişi durdurmaya çalışırlar. Ankara Hükümeti bu dönemde Anadolu'da baş gösteren Çerkez Ethem ayaklanmasıyla uğraştığı için buradaki ayaklanmayı içten bastırmaya çalışıyordu. 

Dersim, Hozat, Çemişgezek bölgelerinde Kürd ileri gelenleri bir araya gelerek Ankara Hükümeti'nin Kürdlere yönelik tutumlarını öğrenmek amacıyla Hükümete bazı soruların sorulmasına karar verir. 

1- Kürdistan Muhtariyet idaresine muvafakat eden İstanbul saltanat Hükümetinin bu babdaki kararını Mustafa Kemal Hükümetinin de resmen kabul edip etmeyeceğinin açıklanması, 

2- Kürdistan Muhtariyet idaresi hakkında Mustafa

Kemal Hükümetinin görüş noktası hususunda Dersimlilere acele cevap verilmesi, 

3- Elaziz, Malatya, Sivas, Erzincan mıntıkaları hapishanelerinde mevcut bütün Kürd mahkumlarının serbest bırakılması, 

4- Kürd çoğunluğun bulunduğu noktalardan Türk Hükümeti memurlarının çekilmesi, 

5- Koçgiri Mıntıkasına gönderildiği haberi alınan askeri müfrezenin derhal geri alınması. 

Ankara Hükümeti'ne gönderilen bu sorulara Hükümet tarafından hiçbir cevap verilmez. Sadece halkı yumuşatmak için bir heyet gönderilir ancak bu heyet Dersim halkı tarafından kovulur. Dersimliler bu kez "Elaziz Vilayeti vasıtasıyla" bir telgraf çekerler. Telgrafta şunlar belirtilir: 

"Ankara Büyük Millet Meclisi Riyasetine;Sevre muahedesi mucibince; Diyarbekir, Elaziz, Van ve Bitlis vilayetlerinde müstakil bir Kürdistan teşekkül etmesi lazım geliyor, binaenaleyh bu teşkil edilmelidir, aksi takdirde bu hakkı silah kuvvetiyle almaya mecbur kalacağımızı beyan eyleriz." (İmza: Garbi Dersim Aşair Rüesası) 

Bu telgraftan sonra hükumet bir cevap vermeden bölgeye asker göndermeye başlar.

Kürdler de kıyama hazırlanırlar. Ayaklanmanın gelişim planı şu şekilde hazırlanır:

Hozat'a Kürdistan bayrağı çekilecek, ardından Erzincan, Xarput ve Malatya üzerinden Sivas'a doğru ilerlenecek ve Ankara Hükümeti'nden Kürdistan'ın bağımsızlığının tanınması istenecekti. Bu arada Ankara Hükümeti ayaklanmayı içten bastırmak için bazı aşiret reisleriyle görüşüp yanına çekmeyi başardı. Diyap Ağa, Meço Ağa, Kango oğlu Remzi ve Binbaşı Hayri Dersim mebusu olarak Ankara'ya çağırıldı. 

Ayaklanmaya yönelik ilk ağır darbe bu şeklilde gerçekleşti. 
6 Mart 1921'de Kızıltepe'li Rifet ve Temiro oğlu Hüseyin Bey önderliğindeki bir grup köylü asker kaçaklarını yakalamak isteyen bir süvari bölüğüne Koçgiri yakınlarında baskın düzenler. Baskında Binbaşı Halis, iki Subay ve dört Er öldürülür. İmranlı da tamamen ele geçirilir. Hükümet 10 Mart 1921'de, Sivas bölgesinde sıkıyönetim Mahkemesi kurulması kararı alır. 

Seyit Rıza, ayaklanma sırasında insiyatifi başkalarına; özellikle elçisi olan Nuri Dersimi'ye bırakır. Ayaklanmanın başlıca liderleri olarak Koçgiri aşiret ağalarından Alişan ve Haydar, ilk yönlendiriciler olarak da Alişer ve Nuri Dersimi'dir. 

Hükümet ayaklanma bölgesinde bulunan birliklerine ayaklanmayı bastırma yönünde bir bildirge gönderir ve nasıl bastıracaklarını şöyle bildirir: 
"İsyan ve eşkiyalıkta ayak direyenlerin mallarına el konulacak ve en yakın hükümet merkezine teslim ile evleri yakılıp yıkılacaktır. Ayaklanmada ve eşkiyalıkta direnenler tek kişi olmayıp köy halkı oldukları takdirde bu işlem bütün köy için uygulanacaktır." 

Bu sırada Topal Osman adındaki bir çete reisi adamlarıyla beraber Refahiye üzerinden Koçgiri'ye cephe açar. 25 Martta, Eğin ve Erzincan'dan gelen bir Hükümet Birliği pusuya düşürülür. 

Kurmeşan aşiret reisi Güzel Ağa bir çatışmada vurulduktan sonra hareket darbe alır. Kürd Kuvvetleri Koçhisar'dan doğuya doğru çekilmeye başlar. Zara'da çarpışan güçlere yardım gönderilemeyince oradakiler yenilgi alır.
Hareketin askeri önderlerinden Bahri ve Sabit Bey'ler de vurulunca hareket öndersiz kalır. Kürd Kuvvetleri geri çekilerek cepheyi terk etmeye başlarlar. Haydar Bey 2.000 kişi ile 24 Nisan'da Erzincan-Pülümür üzerinden Dersim'e çekilirken Türklere hoş görünmek için Kureşan Aşireti reisi Kör Paşa, bir kaç bin kişilik bir kuvvetle yolunu keserek Dersime geçmesine engel olur. Haydar Bey onlarla savaşmayı reddederek tekrar Koçgiri'ye geri döner.

Daha sonra Sivas beylerine kanarak 1.000 kişilik grubuyla Hükümete teslim olur. Durumu fırsat bilen Topal Osman da geri dönerek halka yönelik kıyımına devam eder.

Dersim'den hemen bir kısım Kürd savaşçı gönderilir, çarpışmalar sonucu çeteye büyük zarar verdirilir. Topal Osman da yaralı olarak kaçar.

Haydar'dan boşalan yere amcası Mahmud Bey gelir. Mahmud Bey, Temiro Oğlu Hüseyin, Nuri Dersimi, Tarbazlı Memo, Kımıl Aziz, Dılo, Abbas, Alişer ve Paşo Arpaçayı geçerek Dersime varırlar. Buna rağmen ayaklanma Alişan Bey'in teslim olduğu 17 Haziran'a kadar sürer. 

TBMM ordusu 11 Nisan 1921'de ayaklanmadan geriye kalanları da yok etmek için harekete geçer. Koçgiri Hareketinin kanla bastırılması o sırada TBMM deki bazı Kürd Mebusları tarafından da şiddetle eleştirilir. Erzincan mebusu Emin Bey: "Orada öyle bir mezalim icra edilmiştir ki, tüyler ürperticidir" der. 

Nuri Dersimi isyanın sonucunu şöyle değerlendiriyordu.  "Koçgiri Kürd İstiklal Savaşı, Kürdistan istiklal savaşının bir merhalesiydi, onunla bir meydan muharebesi kaybetmiştik fakat savaş bitmemişti. Biz son zaferi kazanacağımıza inanmış ve iman getirmiştik. Arzu ve inancımıza hiç bir şekilde halel gelmemiştir." 

Sivas Sıkıyönetim Mahkemesi, Alişan Bey, Haydar Bey, Alişer Bey ve Zarife ile ayrıca 95 isyancıyı idama, 180 isyancıyı ise 5 yıl ile müebbet hapse mahkum eder. 
Alişer ve Karısı Zarife ise 9 Temmuz 1937 yılında Peri Palaxine'de Kafat mağarasında Rehber ve Zeynel adlı iki hain ve adamları tarafından öldürülmüşlerdir. 

Bugün bu ayaklanmanın gerçekleştiği bölgeye gidilirse, bunun izlerine rastlamak zordur. Sistemin tehcir politikası sonucu özellikle önde gelen aileler başta olmak üzere, ayaklanmayla ilgisi olan veya olmayan tüm bölge halkının çoğu Anadolu'ya sürülmüştür. Sonrasında uygulanan asimilasyon sonucu bu bölge Kürd özgürlük mücadelesinden koparılmaya çalışılmıştır. 

Haklı olduğuna güçlü bir şekilde inanan bu halk, bu haklılığının üzerine; başarıyı, geleceği ve kurtuluşu bir gün mutlaka inşa edecektir. Bunun için de yaşadığımız 21. yüzyıl inşallah buna şahit olacaktır. 

 

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa