Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

KOMALA’NIN DOĞUŞU 

1942 (veya 16 Ağustos 1943) yılı başlarında Mahabad'lı zanaatçı Zabihi'nin girişimi ile "Komala Jiwavewey Kûrdistan" (Kürdistan'ın Dirilişi) adlı hareket kuruldu. 

Hareketin programında ilk etapta İran'da "Özerk Kürdistan" ile başlanıp, zamanla diğer bölgelerdeki Kürdistan "Birleşik Kürdistan" projesi çizilmişti. 
Komala'nın kurucuları, daha çok tüccar ve memurlardan oluşuyordu. Komala, Kürdistan'ın diğer parçalarında da çalışmalarını yürüterek Musul, Kerkük, Hewlêr, Süleymaniye, Rewanduz ve Şaqlawa'da şubeler açtı. 1944 yılına girildiğinde "Niştiman" adlı gazete ile kitleleri barındıran bir büyüklüğe ulaşır.

II. Paylaşım Savaşı bitimine yakın iki kutuplu sistemin ortaya çıkışı ile Komala önderleri yeni bir açılım yapılması gereği üzerinde tartışır. Bir taraftan esaret altındaki halklara özgürlük vadeden SSCB, diğer tarafta ise yeni süper güç olan ABD'nin dünya siyasetine girmesi… Dönemin siyasi konjöktürünü lehine çevirmek isteyen Komala, yeni çalışma yöntemlerinin benimsenmesini kararlaştırdı. 
Komala, merkezi İran yönetimin fiilen kalkmasından güç alarak Nisan 1945 yılında Mahabad'da yapılan bir törenle gizliliğine son verdi. 

Qazi Muhammed'in Liderliği 

Nisan 1945 yılında resmi çalışmasını ilan ettiği günde, Mehabad Bölgesinin en saygın kişilerinden biri olan Qazi (Kadı) Muhammed, Komala üyeliğine kabul edilir. 
Qazi Muhammed, Debokri aşiretinin nüfuzlu bir ailesinden gelmekteydi. Kadı Ailesi, Mahabad ve çevresinin en dindar ve ilim sahibi ailesi oldukları kadar Kürdistan'ın kritik zamanlarında gösterdikleri cesaret ve fedakarlık ile de meşhurlardı. Qazi Muhammed Arapça, Farsça, Türkçe, İngilizce ve Rusça'yı bilip, toplumsal ve ekonomik konularda çağın gerçekliğine uygun fikirlere sahipti. Qazi Muhammed, babasının vefatından sonra 1930'lu yıllarda Mehabad Bölgesinin Qazilik (şer'i işlere bakan hakim-Kadı) makamına geçmişti. Kısa sürede taşıdığı üstün nitelikleriyle Qazi Muhammed, Komala'ya tamamen hakim oldu. 

Savaş döneminde Kürdistan Bölgesindeki otoritenin İran'dan çıkışı ve önemli bir kısmının Kürd liderlerinin otoritesinde bulunması, olası bazı gelişmeleri de beraberinde getiriyordu. Savaşın bitimi ve yeni bir dünya düzeninin oluşturulmaya başlanması ile Qazi Muhammed, mevcut gelişmeleri Kürderin lehine çevirmek ve Kürdlerin geleceğini özgürlük yolunda tesis etmek için bazı çıkışları yapmak zorundaydı.

Bunun bir yolu da artık işlevini tamamlamış olan Komala Jiwanewey Kürdistan'ı feshetmek idi. Böyle bir açılımı devlete gidecek yolda uygun gören Qazi Muhammed, Kürdistan Demokrat Partisi'nin kuruluşunu ilan etti. 
Aralık 1945 yılında 'tarafsız' (yerel Kürd idaresinde olan) bölgenin tüm kesimlerinin dahil edildiği parti kurultayı şu aşağıdaki kararlar alındı.
 
a- İran'daki Kürd halkı, yerel yönetim serbestliğine sahip olmalı, kendi kendini yönetmeli, İran sınırları içinde özerkliğe sahip olmalı. 

b- Kürdçe, bölgede resmi dil olup, idari işlerde ve eğitim-öğretimde kullanılmalı.

c- Tüm devlet yetkilileri Kürd kökenli olmalı. 

d- Kürdistan'da ayrı bir anayasa kabul edilmeli ve herkesin geleceği garanti altına alınmalı. 

e- Kürdistan'ın çok sayıdaki doğal kaynakları, Kürdistan bölgesinin tarım, ticaret, sağlık, eğitim-öğretim gibi alanlarında, Kürd halkının maddi ve manevi refahını sağlamak için kullanılmalı. 

f- Azeri ve diğer halklarla (Ermeni, Asuri…) dayanışma ve birliktelik gösterilmeli.

CUMHURİYET’İN KURULUŞU 

Cumhuriyet, 24 Ocak 1946'da (veya 15 Aralık 1945'te) Mahabad'ın Çıwarçıra Meydanında aşiret reisleri, KDP yetkilileri ve Mela Mustafa Barzani'nin de katıldığı geniş bir kitlesel törenle ilan edildi.

On üç üyeli bir milli meclis kurulup, Qazi Muhammed Cumhurbaşkanı seçildi. Bakanlar kurulu şöyle şekillenmişti:

Başbakan ve Bakanlar Kurulu Başkanı-Şeyh Haci Baba,  Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Savaş Bakanı  Seyfi Qazi,  Eğitim Bakanı-Menaf Kerimi, Sağlık Bakanı- S. Muhammed Eyyuban,  Dış işleri Bakanı A. İlhanizade,  Ulaştırma Bakanı İsmail İlhanizade,
Ekonomi Bakanı Mirza Ahmet İlahi,  Tarım Bakanı Mahmud Walizade. 
Ticaret Bakanı H. Mustafa Dawudi,  İç işleri Bakanı Mirza Gani Husrevi,  Adalet Bakanı M. Huseyin Mecdi, Çalışma Bakanı Halil Husrevi.
Haberleşme Bakanı Kerim Ahmediyan.
Mela Mustafa Barzani'ye general rütbesi verilerek sivil yönetime dahil edilmedi. 

Cumhuriyet, Mart 1946'da, resmen dünya kamuoyuna duyuruldu. Mahabad Kürd Cumhuriyeti sınırlarına, Mahabad (başkent), Uşnu, Miandoap, Serdest, Bane, Saqiz, Senendec şehirleri dahil edildi. 
 

CUMHURİYET’İN FAALİYETLERİ VE PROGRAMI 

Mahabad Kürd Cumhuriyeti'nin resmen ilan edildiği gün, Qazi Muhammed, bir kız lisesinin açılacağını bildirdi. Resmi dil Kürdçe ilan edildi. Genel ve özel ilköğretimi tesis eden yasalar çıkarıldı. İlkokullar için Kürdçe ders kitapları basıldı. Mahabad rejiminin resmi yayın organları olarak, günlük gazete ve aylık dergi yayınlanmaya başlandı. Her ikisinin adı "Kürdistan" idi. Hawar, Hilale, Agir, Gelawêj, Nıştiman dergileri yayınlandı. Hilale, kadın dergisi idi. Milli marş olarak "Ey Raqip" seçildi. Matbaa ve kağıt ithal edilerek matbu evraklar ve gazeteler bununla basıldı. 

Hükümet 20.000 toman (4400 dolar) kredi alır ve bunu borcunu da şeker fabrikasının gelirinden kapatır. Vergiler ve aidatlar oldukça düzenli toplanır. (Herkes vergi ve aidatlarını zamanında vermek için adeta birbirleri ile yarışıyorlardı) Az sayıdaki zengin aileler, Cumhuriyet'e bağış yapmakla yükümlü kılınırlar. Alınan radyo istasyonu ile saat 16.00'dan 22.00'ye

kadar yayınlar yapılır. Halkın sorunlarını ve şikayetlerini dinleyip çözüme kavuşturacak niteliklere sahip 'Yüksek Konsey' oluşturulur. 60 öğrenci eğitim için yurt dışına gönderilir. Fakir ailelerin çocuklarına eğitim, ders kitapları, yiyecek ve giyecek yardımı yapılır. Edebiyat alanındaki şahsiyetler desteklenerek, Kürd dilini zenginleştirme çabası güdülür.

Politik İlişkiler 

Mahabad Kürd Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra, çok sayıda Kürd yönetici ve önderi, İran Yönetimine bir muhtıra vererek "Kürdistan yüksek Konseyi" oluşturulmasını isterler. "Kürd halkının geleceğinin sadece kendilerini değil; İran'daki tüm Kürdleri ilgilendirdiğini" ifade ederler. 

O dönemlerde, Kürd Cumhuriyeti ile Azeri Cumhuriyeti arasında süregelen bazı sorunlar vardı. Azerilerin özerklikleri, SSCB ve İran tarafından resmen tanınmıştı ama Kürdlerin resmi bir statüleri hala mevcut değildi.

Azeri yöneticileri, SSCB politikalarını Mehabad'a dayatmayı, sınır ihtilaflarını Kürdler aleyhine düzenletmeyi ve özellikle Mahabad'daki Cumhuriyet yönetimini kendi sınırlarına dahil edip yarı-özerk konumuna getirmeyi her platformda dile getiriyordu.

Bunu her halukarda reddeden Qazi Muhammed, diplomatik yollar ile bu olumsuzluğu kendi lehine veya en azından zararsız hale getirmek için 3 Mayıs 1946 yılında Tebriz'de Azerilerle bir anlaşma imzaladı.

Bu anlaşmaya göre:
a-
 Karşılıklı konsolosluklar açılacak. 
b- İki hükümet arasında 'Birleşik Ekonomik Konsey' oluşturulacak. 
c- Gerekli durumlarda askeri yardımlaşmalar yapılacak. 
d- Her taraf kendi bölgelerinde diğer halkın eğitim işlerini düzenleyecek. 
e- Dostluğu bozacak kim olursa olsun, iki ülke, bunları cezalandıracak. 

Azerilerin yönetiminde bulunan Xoy, Urmiye, Şahpur gibi şehirlerdeki Kürd halkı, kitle gösterilerinde

Mahabad yönetimine katılma isteklerine karşı, Azeri güçlerinin fiziki saldırıları ile karşılaşıyordu.

Qazi Muhammed, bizzat buralara gidip Kürdleri yatıştırmaya ve fiziki saldırıları durdurmaya çalışıyordu. 

CUMHURİYET’İN YIKILIŞI 

Azerbaycan ve Kürdistan otonom yönetimlerini adalet ve meşruiyet ölçülerinde tanımak istemeyen, bir an önce buraları İran merkezi otoritesine bağlatmak isteyen ama buna tek başına gücü yetmeyen İran yönetimi, sorunun çözümünü ABD, İngiltere ve SSCB kanalıyla sağlamak istiyordu. Bu çözüm, bu iki Cumhuriyetin ortadan kaldırılması, tüm kurum ve liderlerinin yok edilmesi esasına dayanıyordu. 
Doğal olarak güçlü ve memnun İran yönetimini isteyen bu devletler 'sorunun çözümü İran lehine olmalıdır' anlayışını harekete geçirdiler. ABD ve İngiltere tarafından İran'a sağlanan diplomatik imkanlarla; İran, BM'ye başvurarak İran topraklarında konuşlandırılmış olan Sovyet askerlerinin çekilmesini talep etti. Akabinde de SSCB yönetimine ' eğer çekilmeyi kabul ederseniz İran petrollerinden siz de payınızı alacaksınız' şeklinde öneri götürdü.

Kendi çıkarlarını, dayandığı 'halkların özgürlüğü' ideolojisi karşısında daha üstün gören SSCB, kısa bir süre sonra kendi tahakkümü altında bulunan ve otoritesine tamamıyla bağlı olan Azeri yönetimine ültimatom göndererek, kayıtsız-şartsız teslim olmasını emretti. 16 Kasım 1946'da Azeri yönetimi kayıtsız ve şartsız İran yönetimine bağlandığını ilan etti ve İran Ordusunu ülkesine davet etti.
Azerbaycan Özerk Yönetimi, Mahabad Kürd Cumhuriyeti için İran'a karşı bir tampon görevini görüyordu. Azeri yönetiminin teslimiyeti ve yıkılışı, İran askeri birliklerinin Mahabad'a girişini kolaylaştıran etken olmuştu. Azerbaycan yönetiminin Kasım ayındaki teslimiyeti ile İran Ordusu, yönünü Mahabad'a çevirmişti. 

Qazi Muhammed, İran ordusunun girişini önlemek veya en azından ani değişimleri yakalamaya yönelik zaman kazanmak için, hukuk çerçevesinde, İran yönetimi ile görüşme yollarını aramaya başlamıştı. Ama "esaretten başka bir alternatif sunulmaması" nedeniyle görüşmeler sonuçsuz kaldı. İran yönetimi, Cumhuriyeti yıkmak ve cezalandırmaktan başka bir çözüm getirmeyecekti.

Bu gelişmeler karşısında Qazi Muhammed, 5 Aralık 1946'da savaş konseyini toplayarak ne yapılabileceği üzerinde tartıştı.

Tartışmalardan sonra Abbas Ağa Camii'ne giden Sadri Qazi, "Birlik içinde hareket edecek Kürd ordusu ve aşiret kuvvetleri karşısında İran ordusunun karşı koyamayacak kadar aciz olduğunu" bildirdi. Direnişe geçmek ortak karar idi. Ne var ki daha sonra Tebriz'in düşüşü ve ABD-İngiltere'nin dolaylı tehditleri karşısında direniş vaktinin geçtiğini bildiren bir çok itiraz ve çekince ortaya çıkarak, umutsuzluk havası hakim kılındı.

Bazı aşiretlerinin saf değiştirmeleri ve zor zamanlarda tehlikenin göze alınmayışı ile Cumhuriyet adeta savunmasız kalmıştı.

Öbür yanda Barzaniler, bazı aşiretler ve Milli Ordu ise gerilla taktiklerine başvurarak İran ordusunu, psikolojik yılgınlığa düşürmeye yönelik savunmalar başladı. 

On bir aylık Cumhuriyet ve Qazi Muhammed'in iki yıllık görevi boyunca, tek bir ağır silahın bile (defalarca satın alınmak istenmesine rağmen) Kürd yönetimine satılmayışı, ağır silahlar ve zırhlı birliklerle Mahabad'a giren İran ordusunun işini kolaylaştırmıştı.

Qazi Muhammed, yaşanan trajedi karşısında başka bir trajedinin yaşanmaması, yani Kürd halkının soykırıma tabi tutulmaması için bazı koşullar öne sürerek teslim olmak zorunda kaldı. Bu koşullar; 

-Barzaniler bölgeden çıkmadan Mehabad'a girilmeyecek, bölgede katliam yapılmayacak. 
-İşbirlikçi aşiretler Mehabad'ı işgal etmeyecek.
 

17 Aralık 1946 yılında İran ordusu Mahabad'a girdi. Mehabad düştü. Cumhuriyet yönetiminde görev almış ve onu desteklemiş bir çok kişi tutuklandı. 

QAZİ MUHAMMED’İN VASİYETİ VE MAHKEME TUTANAKLARI 

Mehabad Kürd Cumhuriyeti'nin yıkılışı ile Cumhuriyet'in yöneticileri İran hükümeti tarafından yargılanmaya başlanır. Bu yargılananlar arasında iki kişi vardır ki, bunlar İran Kürdistanında değerli hizmetler yapmış olan Qazi Muhammed ve Seyfi Qazi'dir. 

Mahkeme heyeti Qazi Muhammed'e bir çok aslı-astarı olmayan suçlamalar yöneltir. O, yalnız aşağıdaki üç suçlamayı, büyük bir iftiharla kabul eder:
 
1- Bakû'yü ziyaret etmek. 
2- Mela Mustafa Barzani'nin Mahabad'a gelişini kabul eder. Şöyle der: "Mela Mustafa Barzani, Kürdistan'a gelen bir yabancı değildi ve değildir. Hiç kimse onu getirmemiştir. Kürdistan her Kürdün evidir, şartlar öyle gerektirmiş ve o da evinin bir bölümünden diğer bir bölümüne geçmiştir. 
3- Bayrağın varlığını kabul eder, ama hakimin bayrağını değil… Şöyle der: "Birincisi bizim bayrağın üzerinde orak-çekiç yoktur. İkincisi bu davranışın senin ahmaklığını ve şuursuzluğunu gösterir. Çok iyi bilin ki hakaret etmek için hiçbir zaman eliniz Kürdistan bayrağına yetişmeyecektir. Bir gün gelecek o bayrak, şu anda yargılandığım mahkeme binasının üstüne dikilecek ve dalgalanacaktır." 

Mahkeme başkanı Qazi Muhammed'e karşı sert üslup kullanır ve hakaret etmeye başlar. Kızgınlığından Qazi Muhammed'e karşı 'Kürdler köpek sıfatındandır' der. Bunu üzerine Qazi Muhammed ayağa kalkarak, şu cevabı verir: 
"Köpek, şerefsiz, utanmaz ve namussuz sizsiniz ki halka ve yasalara karşı hiçbir sınır tanımıyorsunuz. Namussuz! Sonuç olarak sen, senden önceki namussuzun verdiği kararı infaz edebilirsin. Ondan fazla elinden hiçbir şey gelmez. Ben suçsuz olduğuma inanıyorum ve çoktan beri bu yolda ölmeye hazırım. Milletimin özgürlüğü için ölüyorum ve şerefli ölümden de onur duyuyorum. Bunu kendim için Allah'ın bir rahmeti olarak görüyorum." 

Sonra hakim, Savaş Bakanı Seyfi Qazi'ye yönelik bazı tehditler etmeye başlayınca, o şöyle haykırır: 
"Artık biz yaşamdan da maldan da vazgeçmişiz. Eğer sen beni bir iğne ucu kadar cesaretlenip rencide etmek istersen (elini yumruk yapıp Albay'a göstererek) bu yumrukla dişlerini ve başını kırarım, sonuç olarak bizim de beklediğimiz ölümün ötesinde bir şey yok."

Yapılan göstermelik mahkemeden sonra, idam kararı yüzlerine okunmaksızın, Cumhuriyet'in ilan edildiği Çıwarçıra Meydanı'na getirildiler. İdam kararı açıklandıktan sonra, Qazi Muhammed, kağıt ve kalem alarak son vasiyetini yazdı. Vasiyet aynen şöyle:

"Büyük ve şefkatli Allah'ın Adıyla, 
Kürd milletine ve değerli kardeşlerime!
Hakları gasp edilen kardeşlerim!
Zulme maruz kalan milletim!

Ben yaşamının son anlarında sizlere birkaç öğütte bulunmak istiyorum: Allah'ın hatırı için artık birbirinize düşmanlık yapmayınız, birbirinizi koruyun, birbirinize yardımcı olun. Zulme ve zorba düşmana karşı koyun, kendinizi düşmana satmayın. Düşman kendi işini size gördürünceye kadar size katlanır, fakat şunu biliniz ki hiçbir zaman size acımaz ve güvenmez!

Kürd Milleti! Yeryüzünde diğer milletlerden hiçbir şeyiniz eksik değildir; belki yiğitlikte, beceride ve gayret göstermede kurtulmuş olan diğer bir çok milletten de ilerdesiniz. Zorba düşmanların ellerinden kurtulan milletler de sizin gibidir; fakat kendi birliğini oluşturanlar kurtuldular. 
Siz de yer yüzünde diğer milletler gibi artık esaret altında kalmayın. Ancak birlik ile, kıskanmadan, kendini düşmana satmadan ve tahammülle milletimiz kurtulabilir. 

Kardeşlerim! Kürd düşmanları hangi renkten ve hangi ulustan olurlarsa olsunlar her zaman düşmandır, acımasızdır, vicdansızdır, kendi elinizle sizi öldürecektir. Onursuzlaştırıp yalan ve hilekarlıkla sizi kandırıp birbirinize düşürecektir...

Ben sizin küçük bir kardeşiniz olarak, Allah yolunda ve Allah hatırı için size diyorum; birlik olun ve hiçbir zaman birbirinizi yalnız bırakmayın. Çok iyi bilin ki eğer Acemler size bal verirse biliniz ki içine zehir katmıştır. Sözüne, yeminine ve yalanına kanmayınız. Umud ederim ki bizim ölümümüzden ders ve ibret alırsınız.
 
Kürd milletine sadık olanlar!

Size diğer bir vasiyetim şudur ki, Kürd Milletinin bağımsızlığı için ne yapıyorsanız Yüce Allah'tan dileyin ki size yardımcı olsun. Ben çok iyi inanıyorum ki Yüce Allah size yardımcı olacaktır ve başarılı olacaksınız. Sen niye başarmadın? diye sorabilirsiniz. Size vereceğim cevapta diyorum: O Yüce Allah'ın adına ben başardım, kendi halkının kurtuluşu yolunda başını, canını ve malını kurban etmekten daha büyük bir başarı var mıdır? İnanın ki eğer ölüm, Allah ve O'nun peygamberi yolunda ulusum ve halkım içinse ve yüz akıyla ölüyorsam, bu ölüm benim için bir başarıdır…

Sizden biri büyük bir sorumluluk üstlendiği ve büyük bir yükü omuzlayıp götürdüğü zaman, o işi bildiğini ve göreve karşı büyük bir sorumluluk altına girdiğini bilerek, tahammülsüz olmasın. Çok iyi bil ki senin Kürd kardeşin, kindar ve kötü kalpli düşmandan daha iyidir. 

* Allah'a ve peygamberine inanın ve Allah'tan gelen her şeye güvenin ve mümkün olduğunca dini görevlerinizi (ibadetlerinizi) yerine getirin. 
* Birlik ve beraberliği savunun, kötü işler yapmayın, özellikle sorumluluk ve hizmette birbirinizi kıskanmayın. 
* Düşmanın tuzaklarına daha az düşmek için okuyun, bilginizi ve bilimsel yanınızı geliştirin. 
* Acemlerin sözüne güvenmeyim; zira onlar dininizin ve halkınızın düşmanıdırlar. 
* Bu dünyada birkaç günlük değersiz yaşam için kendinizi düşmanınıza satmayın. 
* Esaretten kurtulana kadar mücadeleden ve çalışmadan vazgeçmeyiniz. Dünya malı hiçbir şeydir. Eğer devletiniz olursa, özgür olursanız, o zaman her şeye; mal, vatan, toprak, namus ve mülke sahip olursunuz. 
* Birbirinize karşı zulüm ve zorbalık yapmayın. Çünkü Allah zalimlari çok çabuk ortadan kaldırır. Bu Allah'ın sözüdür. "Zalimler yenilecektir, Allah onlardan zulmüne karşılık intikamını alacaktır." 
İşte ben Allah'ın rızasıyla almış olduğum sorumluktan dolayı size bu nasihatleri yaptım. Umud ederim ki nasihatlerimi dinlersiniz ve bunlar size ibret olur. Yüce Allah'tan umud ederim ki düşmanlarınızı yenersiniz." 

İslam hukukunda idam tasvip edilmediği için "kurşunlayarak beni öldürün" talebinde bulunduysa da bu isteği kabul edilmedi. 

İdamından önce namaz kılma ve diğer ibadetlerini yapmak için izin isteği kabul edildi. İki rekat namaz kıldıktan sonra, darağacının önüne gitmeden evvel kıbleye doğru baktı ve iki elini havaya kaldırarak yüksek bir sesle dua etmeye başladı: 

"Allah'ım! Şahitsin ki senin yolunda elimden gelen her şeyi yapmışım. Allah'ım! Kendin de şahitsin ki bu millete hizmet etmekle hiçbir şey esirgemedim ve endişem olmadı Allah'ım! Bu dünyada ve kıyamette mazlumların intikamını zalimlerden al, benim bildiğim kadarıyla bu hep böyledir. Her şeyden haberdar olan Allah'ım! Bütün mazlumları ve Kürd milletini de zalimlerin boyunduruğundan kurtar." (AMİN) 

Qazi Muhammed, Seyfi Qazi ve Sadri Qazi, yapılan mahkemelerden sonra 31 Mart 1947 tarihinde, Cumhuriyet'in ilan edildiği Çıwarçıra meydanında
idam edilerek, ebedi saadete uğurlandılar. 

* * * * *

 

 

Malper/Anasayfa