Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Kürd Teavun ve Terakki Cemiyeti (KTTC)

20. yy’ın başında imparatorlukların çatırdamasıyla; yüzyıllardır özgürlüğe ve adalete susamış uluslarda bir hareketlenme başlamıştır. Bu hareketlenmenin en fazla yaşandığı imparatorluk da Osmanlı idi. 

İmparatorluk bünyesinde en fazla nüfusu ve coğrafyayı teşkil eden Kürdlerin yaşadığı bölgede, 19. yy.dan başlayan başkaldırıları başarısız olmuş ve arkasından imha ve talan dayatılmıştır. 

Osmanlı’nın ecelinin suni teneffüsle geciktirmek istenmesi, içten içe kaynamayı şiddetlendirmiştir. Bu kaynama ile değişik uluslar, haklı taleplerini elde etmeye yönelik çabalar içine girmişlerdir. Bu çabada en çok öne çıkan özgürlüğüne tutkun Kürd şahsiyetler olmuştur.

İlk Kürd örgütlerinin en önemlisi 1918’de İstanbul'da kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti (KTC) idi. KTC, tüm Kürd coğrafyasında ilk Kürd örgütlensi olması bakımından önemliydi. 

Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti ise; bu çabalar arasında öne çıkan ilk çağdaş Kürd cemiyeti olarak tarihte anlamlı yerini almıştır.

* * * * *

Cemiyetin Kuruluşu 

1908’de Meşrutiyetin ilan edilmesiyle sürgünde bulunan bir çok Kürd aydını İstanbul'a döner. Bu aydınlar, İstanbul'da ikamet eden Kürd aydınlarıyla beraber meşrutiyeti açıkça desteklemeye ve doğru biçimde oturtmaya yönelik çabalar içine girerler. 

İstanbul'da bulunan duyarlı Kürd çevresi, mazlum ve mağdur bulunan uluslarının, bu durumlarına son vermek için bir cemiyet kurarlar. 

19 Eylül 1324(1908) tarihinde resmi açılışını İstanbul'da yapan KTTC'nin kurucuları şunlardır: Emin Ali Bedirhan, Şefik Paşa, Seyyit  Abdulkadir Efendi, Ahmet Zülküf Paşa.

İstanbul'daki bu açılışta beş yüz üye ve konuğun hazır bulunması cemiyete gösterilen yoğun ilgidir. 

Açılış konuşmalarında meşrutiyetin gereği olan 'ulusların eşitliği ve hukuka uygun kardeşliği' taleplerini dile getiren Kürd konuşmacılar, yıllarca birikmiş sorunlarının köklü biçimde adilane çözümüyle meşrutiyetin anlam kazanacağını belirtiyorlardı. 

Cemiyetin Amacı: 

Kürd Teavun ve Terakki Cemiyeti, kuruluş amacını açıklarken Osmanlı devlet düzeni ile Kürdler arasında ve Kürdler ile vatandaşları (Ermeni, Nasturi vb.) arasında net çizgiyi çizmiştir. Kürdistan’ın resmi temsilciliği düzeyinde kabul gören KTTC'nin kırmızı çizgileri şöyle sıralanır: 

1. Anayasanın İslami hükümlere göre yapılmasına vurgu yapılarak, İslami hassasiyetini belirtmiştir. 

2. Kürdlerin Osmanlıya bağlılığı, çoğunluğun ancak rızası ile mümkün olabileceği şartına bağlanmıştır. 

3. Kürdlerin bölgelerindeki gayrı müslimlerle ortak payda altında iyi geçinme yollarını oluşturmanın önemine vurgu yapmıştır. 

4. Kürdistan'da derin ve cahilane olan ihtilafların derhal ortadan kalkmasını isteyerek, Kürdler arasında güç-fikir birliğini istemektedir. 

5. Eğitim, sanayi, tarım gibi maddi hayatın Kürdistan'da ilerletilmesini, buna yönelik somut çalışmaları planlamaktadır. 

YÖNETİM KURULU 

"... İyi ahlaki özelliklere sahip olmak, kötü hal ile tanınmamış olmak, Türkçe ve Kürdçe okuyup yazabilmek, Kürdçe'yi bilmediği taktirde bir yabancı dili bilmek" gibi özellikleri taşıyanları, yönetim kuruluna alacağını belirtiyordu tüzüğünde... 

Şu kişiler yönetim kurulunda idiler: Emin Ali Bedirhan, Babanzade Zihni Paşa, Halil Hayali, Ahmet Cemil Bey, Liceli Ahmet Ramiz, Naim B. Baban, Şükrü Mehmet, Dr. Şükrü Mehmet Sekban... 

 

ÇALIŞMALARI 

A) Kürd Dili ve Edebiyatı 

Kürd Teavûn ve Terakki Cemiyeti (KTTC), Kürd dili ve edebiyatına gereken önemi vermiştir. Kürdçe ilköğretimi kolaylaştırmak için Kürd dilini -yazıp- kitap haline getirmek; Kürdçe dilbilgisi, sözlük hazırlamak; basılmış ve basılmamış Kürdçe eserleri bir araya getirip yayınlamak; Kürd Edebiyatının tarihçesini yazmak gibi projeleri tüzüğüne geçirerek bu alana önem verdiği anlaşılıyor. 

Bu amacına yönelik Harputlu Ömer Avni Efendi'nin 'Kavaid-i Lisan-ı Kûrdi' adlı çalışması kitap haline getirilmiştir. 

Aktepeli Şeyh Abdurrahman tarafından Kürd diliyle ilgili bir tarih yazılmakta olduğunu, Ziya Gökalp'in Kürdçe atasözleri ile dilbilgisini ve bir Kürdçe sözlüğü yakında yayımlayacağını, Hanili Salih Bey’in bu konuda çalışmalar yaptığını, Cemiyetin yayın organı olan Kürd Teali ve Terakki Gazetesinde haber veriliyor.

B) Kürdçe İlkokul: 

Adı Meşruiyet olan bu okul, Divan yolunda Hace Paşa Sokağında açılmıştır. (Zınar Silopi) Tüzüğünde belirtildiği gibi Cemiyet’e bağlı basımevi de kurulmuştur. 

C) KTTC ve Siyaset: 

Üç büyük aşireti (Bedirhani, Şemdiranzade, Babanzade) bir araya getirerek Kürdistan'daki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmaya çalışarak, Kürdlerin kanayan yaralarından biri olan tefrikayı tedavi etmeye çalışmıştır. 
Kürdistan bölgesine özerkliği isteyen KTTC, bu yönde çalışmaları yürütmüş; Kürdlerin her halükarda eşit koşullarda yaşamasını ve insani haklarının gözetilmesini Osmanlı'dan talep etmişlerdir.

Ermenilerle Kürdler arasında süregelen sorunların çözümü için, Ermeni kurumlarla ortak çalışmalar yürütülmüştür. 

Osmanlı bünyesindeki sivil toplum kuruluşları ile ortak muhtıra ve bildirilere imza atılmıştır. Osmanlıda faaliyet gösteren tüm sivil kurumların resmi bir koalisyonu olan Heyet-i Müttefika-i Osmaniye'de Kürd tarafını temsil etmiştir. 

D) KTTC ve Ekonomi: Kürd tarihinde ilk kez bu cemiyet banka kurma, fabrika açma girişimi ile Kürdistan üzerine dayatılan yoksulluk ve muhtaçlığı ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. 

E) Yayın: Medya ile halk kitlelerine ulaşarak halkın bilinçlenip sorunlarına sahip çıkmasını sağlamayı amaçlayan cemiyet, dokuz sayı süren gazetesini çıkarmıştır. 


ŞUBELERİ: 

KTTC; Kürd Coğrafyasında örgütlenmesini tüzüğün 'Kürdlerin oturduğu vilayet, sancak ve kazalarda birer şubesi olacaktır' şeklinde belirtmiştir. 

Yoğun nüfuslu kentler ve stratejik kazalarda şubelerini kısa sürede açmayı başarmıştır. Bu şubeler; Bitlis, Muş, Diyarbekir, Erzurum, Hınıs ve Musul’da açılmıştır.  

Bitlis Şubesi: 

Kürd Teavun ve Terakki Cemiyetinin en güçlü olduğu şubelerin başında, Bitlis Şubesi geliyor. Açılışı sırasında yedi yüz, sonradan ise seksen bin kişinin bu derneğe üye oldukları belirtiliyor. Bu rakam cemiyetin Bitlis'teki gücünü ortaya çıkarıyor. 

Yörenin beyleri, ağaları, şeyhleri, öğrencileri bu cemiyet aracılığıyla yüzyıllardan beri özlenen birlikteliği sergilemişlerdir. 

Bitlis Şubesi elinde bulundurduğu bu gücü doğru kullanma yönünde çabalar içinde olmuştur. Ekonomi alanında bir fabrikanın kurulması için aralarında 10.000 ile 80.000 lira (ki döneminde oldukça yüksek bir rakamdır.) arasında para toplanmıştır. Yoksulundan zenginine herkes madden yükselmek için elindekini bu cemiyete bağışlamıştır. 

Bitlis Şubesinin ikinci büyük çalışması oldukça önemlidir. 10-12 kişilik özel guruplar oluşturarak şehrin sokaklarında asayişi bu özel gruplar sağlatmıştır.

Yörenin bir çok yerleşim merkezlerine de bu gurupları görevlendiren Bitlis Şubesi; yeterli ölçüde düzenli yarı-askeri gücü ile tüm dikkatleri üzerine çekiyordu.

Bitlis Şubesi’nin bu faaliyeti, hem bölgedeki Ermeniler, hem de Kürdlerin dağınıklığından çıkarı olan emperyalist hükümetler için ciddi bir kaygı oluşturuyordu.  

Bitlis Şubesinin Kapatılması 

Bir taraftan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Kürdistan üzerindeki planları, diğer taraftan Ermenilerin, Rusların bu bölgede oluşan Kürd otoritesinden kaygı duymaları neticesinde; 31 Mart 1909 Vakası’ndan  sonra; 'Türklük' dışında cemiyet kurulmasını yasaklayan İTC, Bitlis Şubesi’ni hemen kapattı. Bu hem Ermenilerin hem Rusya'nın işine gelmişti. Zira Kürdistan bölgesinde en kapsamlı Kürd birlikteliği ve gücü böylelikle ortadan kaldırılmıştı. 

 
Muş Şubesi
 

24 Ocak 1909'da KTTC'nin Muş Şubesi açılmıştır. Bölgenin alim, şeyh, bürokrat ve eşrafınca açılan şube, bölgenin aşiretleriyle de ilişkiler geliştirmiştir. 

İTC tarafından Muş şubesi kapatılınca KTTC, çalışmalarını Malazgirt ve Kop (Bulanık) yörelerindeki medreselerde gizlice yürütmeye devam etmiştir. 

Diyarbekir Şubesi 

Kürd Teavun ve Terakki Cemiyetinin Diyarbekir Şubesi başkanı ayrıca şair olan Müftü Suphi Efendi idi. Oldukça hamiyetperver olan Müftü Suphi Efendi'nin ani vefatı, bu şubenin aktif çalışmasına büyük darbe vurmuştu.  


Musul Şubesi
 

KTTC'nin Musul Şubesi 17 Aralık 1908'de açılmıştır. Cemiyetin gazetesi olan KTTCnin 7. sayısında Musul'dan çekilen bir telgrafa yer verilmiştir. Bu telgrafta Şeyh Abdüsselam Barzani'nin Osmanlı askerleri tarafından elinde Kur'an olduğu halde katledildiği ve Kur'an'ın Osmanlı askerlerince çiğnendiği haber verilmektedir. 

Hınıs, Erzurum ve Bağdat'ta Kürd Teavun ve Terakki Cemiyeti'nin birer şubesi olduğu kaynaklarda geçer ama bu şubelerle ilgili yeterli bir bilgi mevcut değildir. Şeyh Said Palevi'nin yazlık merkezi ve gizli görüşme alanı olan Erzurum, Hınıs yöresi; KTTC'nin çalışmaları hakkında bize bazı ipuçları verebilir. 

KTTC'nin yan cemiyetler oluşturması da oldukça önemlidir. Kürdçe eğitimi yaygınlaştırma, Kürdçe kitapları hazırlatma amacına uygun olarak faaliyet gösterecek Kürd Neşr-i Maarif Cemiyeti’ni kurmuştu. Bediüzzaman, Ahmet Ramiz bu cemiyet bünyesinde önemli çabalar içinde bulunmuşlardır.  

Merkezin Kapatılması 

31 Mart 1909 Olayından sonra ırkçı-laik kafa yapısını zorla Osmanlı bünyesindeki kavimlere dayatan Jöntürkler; en büyük örgütlülüğe sahip olan Kürd Teali ve Terakki Cemiyeti'nin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kapatmıştı. 

Cemiyetin kapatılması ile Kürd Neşri Maarif Cemiyeti ve Kürd Teavun ve Terakki Gazetesi de kapılarına kilit vurmuşlardı. 

 * * * * *

 

Malper/Anasayfa