Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Kürdistana Sor - Kızıl Kurdistan

Yakın tarihe kadar Kızıl Kürdistan olarak anılan bölge; 10. ve 13. yy. arasında Şeddadi Kürd Devleti sınırları içerisinde kalmıştır. 13.yy'da Ablan-Xaçın bölgesi olarak anılmıştır. 16.yy.da İran egemenliğine girmiştir. 17. ve 18. yy.'da Karabağ ve Erivan Hanlığı arasında bulunan Kafkasya Kürdistanı, daha çok Karabağ Hanlığı ile ilişkili olmuştur. 1805 yılında Kürekçay Antlaşması ile Karabağ Hanlığı Rusya'ya bağlanmıştır. 1822'de Karabağ Hanlığı ortadan kaldırıldıktan sonra Kürdistan da diğer bölgeler gibi Rus İmparatorluğu'nun oluşturduğu sıkıyönetim rejimi ile yönetilmeye başlanmıştır. Daha sonra bölge Rus İmparatorluğunun Yelizavetpol eyaletine bağlanmıştır. 20 yy. başlarında Kafkasya'da yaşayan diğer halkların, üzerinde yaşadıkları topraklar kendi isimleriyle anılmaya başlanmıştır. Bu paralelde Kafkasya'da yaşayan Kürdler'in yaşadıkları bölgeye de Kızıl Kürdistan denilmiştir. 
Kızıl Kürdistan dört büyük il merkezinden ve bunlara bağlı ilçe, kaza ve köylerden oluşmaktaydı. Bu il merkezleri; Laçin, Kelbecer, Gubadlı ve Zengilan'dan oluşmaktadır. Laçin ilinin geçim kaynakları ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bu ilin en yüksek noktası deniz seviyesinden 3594 m. yükseklikte bulunan Gızılboğaz Dağıdır. Bu il merkezine bağlı yüzlerce kasaba ve köy bulunmaktadır. 

Kelbecer ilinin toprakları tarıma ve hayvancılığa elverişlidir. Bunun yanısıra güzel bir doğaya sahiptir. Başta altın ve civa madenleri olmak üzere birçok yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip olduğu görülmektedir. Bu ilin en yüksek noktası, deniz seviyesinden 3724 m. yükseklikte bulunan Kamış Dağı'dır. Bu il merkezine bağlı yüzlerce kaza ve köy bulunmaktadır. 

Gubadlı ili tarım ve hayvancılığa elverişli dağlık ve düzlük arazilere sahiptir. Karabağ Yaylası'nın güneydoğusunda bulunan Gubadlı ili Bergüşad ve Hekeri ırmakları arasında yer alıyor. Yüzlerce yerleşim birimine sahiptir. 

Zengilan ili Doğu Kürdistan sınırındadır. Bu il, alçak dağlar ve dağ eteklerinden oluşan bir coğrafya üzerinde kurulmuştur. Tarım ve hayvancılık gelişkin olmasına rağmen bu ili asıl ön plana çıkaran zenginliği ise; altın, molibden, granit gibi madenlere sahip olmasıdır. Bu il merkezine bağlı yüzlerce yerleşim birimi bulunmaktadır. 
Kızıl Kürdistan'ın kurulmasını gerektiren şartlar hakkında detaylı bilgi ve kaynaklara ulaşılamamasına rağmen, Rusya'nın izlediği politikalar analiz edildiğinde kuvvetli ihtimalle şu iki temel sebep Sovyet Rusyası'nı mecbur kılmıştır; 

1- Tarihi zorunluluklar ve 
2- Bölgedeki milli bazdaki dengelerin dayatması. 

SSCB'nin kurulduğu yıllarda Moskova'nın, Sovyetler birliğindeki "her halka ve milli azınlığa bir devlet ve otonomi" anlayışı olmasa da, İmparatorluk Rusya'sından miras kalan karmaşık milli sorunların çözümü için milli ve idari birimler oluşturulması bir çare olarak görülmüştür. Böyle bir tarihi zorunluluk Kızıl Kürdistan'ın da kuruluşunun nedenlerinden biri olarak görülebilir. 

Diğer taraftan Sovyetler Birliği sosyalist ideoloji gereği, halklar için özgürlük vaat etmişti. Bu temelde yapılan baskılar, genç Sovyet devletini halkların milli taleplerini karşılamak için formüller aramaya zorlamaktaydı. Böyle siyasi ve sosyal gerçekliklerle karşı karşıya kalan SSCB, Kafkasya'da da dengeli politika ve çözümler üretmek zorunda kaldı. 
Kızıl Kürdistan otonomisinin kurulması elbette burada yaşayan Kürdler'in kara kaşı ve kara gözü için değildi. Hiç kuşkusuz bu çözüm; Moskova tarafından bölgesel, tarihi ve siyasi gerçekler dikkate alınarak, düşünülmüştü. Ancak Moskova'nın meseleye birkaç açıdan yaklaşması mümkündü. Bunları şöyle sıralayabiliriz; 

1- Halklara özgürlük vaat eden sosyalist anlayış, yoğun Kürd nüfusunu göz ardı edemezdi. Kürdler, Kızıl Kürdistan bölgesindeki halkların % 72,2 sini oluşturmakta idi. 

2- Kafkasya Kürdistanı'nın sınırları içerisinde bulunan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki tartışmalı "Dağlık Karabağ Sorunu" yakıcı bir şekilde gündemde durmakta idi. Bu sorundan dolayı her iki halk (Ermeniler-Azeriler) arasındaki savaşların son bulması amaçlanmakta idi. Moskova, Dağlık Karabağ'ın özel bir statü ile Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinde kalmasını sağlayarak, Dağlık Karabağ'la Ermenistan arasındaki Kürd bölgelerinde de Kürdistan otonomisi oluşturup bir anlamda Kürdler'i iki rakip güç arasında emniyet sübabı gibi tutarak bu sorunu çözmeyi hedeflemekte idi. 

3- Uluslararası siyasi dengeler açısından, 1.Emperyalist Paylaşım Savaşı'ndan sonra (1914- 1918) Büyük Britanya'nın başını çektiği emperyalist blok tarafından, Ortadoğu'nun yeniden düzenlenmesi, Kürdler'in anavatanlarının bir kısmında otonom Kürdistan oluşturma yaklaşımını gündeme getirmiştir. 1920 yılındaki Sevr Anlaşması ile Kürdler'e devlet öngörülmesi; Rusların, devreye girebilme amacıyla Kürdler üzerinden yeni bir politika oluşturma eğilimlerini gündemleştirdi. Kafkasya'daki Sovyet Kürdistanı, Sovyetler'e genelde sempati ile bakan Ortadoğu Kürdistanlıları'nı etkileme gücüne sahipti. SSCB'deki proletaryayı bütün dünyaya yaymayı hedefleyen Moskova'nın, Kafkasya üzerinden Büyük Kürdistan'ın sınırına yerleşmesini dikkate alarak Kafkasya'da Sovyet Kürdistan'ı oluşturup burayı Ortadoğu Kürdleri için bir etki merkezi durumuna getirmek anlayışıyla hareket etmesi de amaçlarından biri olabilirdi. 

Kızıl Kürdistan'ın kurulmasına Azerbaycan baştan tereddütlü onay vermiş, Ermenistan mecbur kalmış, Kürdler'in kendisi pasif yaklaşmış, T.C. hasımane politika izlemiştir. 

SSCB 1923 yılında Kızıl Kürdistan Otonomi Bölgesini kurdu. Ve menfaat politikaları gereği 1929 yılında Kızıl Kürdistan tekrar dağıtıldı. Kızıl Kürdistan'ın ömrü sadece 6 yıl sürdü. Kürdistan'ın bu parçası, Ermenistan ve Azerbaycan arasında sürekli bir şekilde paylaşılamayarak savaş nedeni olmuştur. 

Otonom Kızıl Kürdistan, Azerbaycan ve Ermenistan sınırları arasında kalan Dağlık Karabağ'ı da kapsayan bölgedir. İlan edilen Kızıl Kürdistan, Kafkasya Kürdistanı'nın tamamını kapsamıyordu. Kızıl Kürdistan'ın dışındaki bölgeleri ise Azeri, Ermeni ve Gürcü toprakları içerisinde kalmıştır. 

Kafkasya Kürdleri için bu dönemden sonrası acılarla, katliamlarla ve sürgünlerle iç içe bir dönem olacaktı. Bugün dahi Kızıl Kürdistan'ın yıkılışı ile ilgili olarak ne Azerbaycan'da ne de Rusya'da herhangi bir resmi kaynağa ulaşmak mümkün olmamaktadır. Halkımızın imha politikası gereĝi gereği imha edilmiştir. 

Ama şunu ifade edebiliriz ki, Kızıl Kürdistan'ın ortadan kaldırılmasında hem iç hem dış konjonktürün etkisi olmuştur. Sovyet Kürdologlarının ifadelerine bakacak olursak şu şekilde bir analiz ile karşılaşırız. "1920'li yılların sonlarına doğru, Azerbaycan yönetiminde ve dış politik konjonktüründe ( SSCB ile TC) arasında kurulan dostluk ilişkileri ile ilgili olarak milliyetçi eğilimlerin güçlenmesi sonucu, Azerbaycan'da Kürd nüfusa yönelik bütün çalışmalar yalnızca durmakla kalmadı, aynı zamanda karşı yönde gelişmeler göstermeye başladı. 1930 yılında cumhuriyetin yapısı içindeki Kürdistan özerk bölgesi tasfiye edildi." 

Kızıl Kürdistan Otonomi Bölgesi'nin yıkılmasından sonra Kafkasya Kürdleri'ni bekleyen imha, inkar, katliam ve sürgünlerin başlama sinyalleri, Kürdler'e yönelik politikalarda kendini hissettiriyordu. Bu süreçten sonra Kürdistan tarihinde hiç unutulmayacak kadar derin izler bırakan ve sistematik bir şekilde işleyecek olan diasporalar başlayacaktı. 
 

* * * * *

 

Malper/Anasayfa