Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

MİR MUHAMMED AYAKLANMASI 

Mir Muhammed, Kişiliği ve Faaliyetleri: Soran soyunun en ünlü beyi olan Muhammed Paşa (Mir Muhammed, Kör paşa, Mirê kora, Mehmet paşa) 1788'de Revanduz'da doğmuştur. Mir Muhammed o dönemde Kürdistan’da yegane eğitim yeri olan medresede eğitim görmüş, dindar bir kişiydi.

Mir Muhammed döneminde Soran bölgesinde din büyük bir güce sahipti. Kendisinin de dindar bir kişiliğe sahip olması nedeniyle, bir iş yapmak istediği zaman önce ulemalara danışırdı. Tüm Kürd coğrafyasında olduğu gibi, Soran emirliğinde de Ulemaların, büyük etkinlikleri vardı. Fakat ne yazık ki bu melleler, dini olarak Osmanlı halifeliğine bağlı olup Soran da, Osmanlı'nın çıkarlarını korumaya çalışıyorlardı.

Yetenekli, enerjik ve kararlı bir kişi olan Mir, yönetimi devraldıktan sonra, iktidar olan akrabalarıyla, amansız bir mücadeleye girişti. Mir, tehlikeli rakiplerini bertaraf ettikten sonra, iktidarına beyliği süresince bir daha meydan okuyan olmadı. Mir Muhammed zekası ve yeteneği sayesinde emirlikte birçok faaliyetleri yürüttü. Öncelikle askeri gücünün kaliteli olmasına büyük itina gösterdi. İyi silahlanmış birlikler oluşturdu. Kendi konağını tahkim ederek, düşmanın saldırısı karşısında güvenilir bir savunma aracı haline getirdi. Kaleler, saraylar, köprüler ve birçok askeri bekleme kuleleri yaptırdı. Kentin içinde de savunma donatları ve kanallar yaptırdı. Yollara, karakollar kurdurdu. Bunlar vasıtasıyla topraklarının değişik bölgeleriyle bağlantıyı sağlıyordu. Bu karakolların bir başka görevi de emirlikteki düzenin muhafızlığını yapmaktı. Ülkede hırsızlık olayları adeta kalmamıştı. Bu sayede iç güvenlik ve emniyet de sağlanmıştı. Yabancılar birlikten izin almadan, bölgeye adım atamıyordu. 

Ünlü silah üreticileri ve inşaat ustalarını ülkeye davet etti. Revanduz da ateşli ve ateşsiz silah ve cephane üretimini örgütledi. Kimi rivayetlere göre 40.000 kişilik ordusuna, iyi silahlar ve üniformalar dağıttı. 

Ordu, beş kişilik bir askeri kurum tarafından yönetilmekteydi. Ordunun baş komutanlığı, bizzat Mirin elindeydi. Onun en zayıf noktası ise, bazı birliklerin, bölge aşiret reislerinin komutasında olmasıydı. Mir, mahiyetindeki aşiretler arasında bir olumsuzluğun meydana gelmemesi için, büyük özen gösteriyordu. 

Mir, ordusunun donanımı için Revanduz da topa varana kadar, her türlü silahı yapan bir silah fabrikası kurdurmuştu. Mir, bir gurup askerini de Avrupa'ya top dökümünü öğrenmeleri için göndermiştir. 

Topraklarına yeni bölgeleri katması, Mir Muhammed'i sivil yönetiminde bir dizi değişiklik yapmak zorunda bıraktı. İktidari meselelere bakan, kale inşaatı, kanal açma, köprü kurma çalışmalarını, ticaret sorunlarını yöneten "Serdar"lardan kurulu altı kişilik bir kurul oluşturdu. Ayrıca yasalar derlemesinin hazırlanması için, bilgin ve bilgelerden oluşan, başka bir kurul da oluşturuldu. Resmi tarih yazıcılığı uygulandı. 

Sivil yönetimin yetkinleştirilmesine büyük önem verildi. Her kent veya büyük yerleşim birimi emir tarafından atanan yöneticilerce yönetiliyordu. 

Bu kurmuş olduğu haber ağı nedeniyle Mir'in haberi olmadan ne gece ne de gündüz hiç kimse onun bölgesi içinden geçemezdi. Böylece yönetimindekileri kontrol ettiği gibi yabancıları da kontrol altında tutuyordu. 

Ayrıca Mir Osmanlı ve İran'ın aralarındaki çelişki ve savaş durumundan yararlanmayı bildi ve sınırlarını oldukça genişletebileceği zeminler oluşturdu. Hatta Osmanlı Devleti, onunla karşılaşmamak için en büyük unvanlardan biri olan "Mir-ê Miran (Mirlerin Miri)"ünvanını kendisine verdi. İran da emirliğin bağımsızlığını kabul etti. 

Mir, Mısır da Osmanlıya baş kaldırmış olan Kavalalı M.Ali Paşa ile de diyalog geliştirdi ve dostluk antlaşması imzaladı. M.Ali Paşa ona silah ve cephane yardımı yapıyordu. Bu da Mir'in gücünün artmasına vesile oluyordu. 

30'lu yılların başında Mir'in iktidarı artık Musul'dan İran sınırına değin uzanan geniş bir bölgeye yayılmıştı. Mir 1830 yılında bağımsızlığını ilan etti. 

Mir'in Yezidilere Saldırısı:
1831 de Musul çevresindeki Yezidiler bir Kürd ağasını öldürünce bu ağanın yakınları Mir'e gelip yardım istediler. Bunun üzerine Mir Yezidilerin üzerine yürüdü. Yezidiler bu saldırı karşısında tutunamayıp, çevreye dağıldılar.

Mir'in Behdinan ve Botan Emirliğine Saldırısı:
1832 yıllarında Behdinan'dan kaçıp Mir'e sığınan bazıları Behdinan'a saldırması için Mir’i kışkırtınca Mir, Behdinan'a bir sefer düzenledi. Behdinan emirliğini topraklarına kattı. Bir süre sonra Behdinan halkı, Mir'in Botan emirliği ile savaştığı sırada yönetimine karşı ayaklandılar. Bu kez Mir daha sert bir tutum izleyerek tüm Behdinan bölgesini tamamiyle işgal ederek yüzyıllardır var olan Behdinan devletine son vermiş oldu. 
Mir daha sonra Botan emirliğine saldırdı. Bu sıralarda Botan emiri Bedirxan Bey, tüm Kürd emirlerini birleştirip bağımsız bir Kürdistan kurmaya çalışıyordu. Cizre'ye kadar ilerleyen Kör Paşa bir süre için Cizre'yi işgal etmiştir. Fakat burada fazla tutunamamış ve geri çekilmek zorunda kalmıştır. Çünkü Cizre'ye saldırdığı zaman İmadiye ve Behdinan halkı Mir'in yönetimine karşı ayaklanmıştı. Ayrıca Bedirxan'ın ordusu da güçlü bir orduydu. 

O sıralarda Reşit Paşa, Soran'a varmak üzere yola çıkmıştı. Reşit Paşa ordusu ilerlerken Cizre'yi de kuşattı. Fakat Bedirxan Bey askerlerini dağlara çekerek, kendi halkına büyük bir zarar gelmesini engelledi.

Mir Muhammed'in fetihlerine kayıtsız kalan Osmanlı, artık önlenemez başarılarını ve hırsını tehlikeli bularak endişelenmeye başlamıştı. Daha fazla güçlenmesini önleyerek, egemenliğine son vermeyi politik çıkarlarına uygun buldu. Artık önünde Kavalalı M. Ali Paşa engeli de yoktu. Çünkü 1833'te Kavalalı ile barış imzalamıştı. 

Ayrıca İngilizler de Soran Emirliğinin gelişmesinden endişeleniyor ve bir an önce yok edilmesini istiyorlardı. Çünkü bu bölgede oluşacak bir Kürd devleti İngilizlerin Basra körfezindeki ve Hindistan’da ki menfaatlerine ters olup bu menfaatlere büyük zarar verecekti. Ruslar'ın kuzeyden saldırıları da buna eklenince İngilizlerin bölgedeki çıkarları tamamen tehlikeye düşmüştü. İngilizler, zayıf yönetime sahip ve kendilerine bağlı Osmanlı yönetiminin bölgede yaşamasını kendileri açısından daha faydalı görüyorlardı. Bu nedenle Kavalalı M.Ali Paşa'nın başkaldırısına karşı Osmanlıya yardım etmişlerdi. İngilizler’in yardımı olmasaydı Osmanlı Kavalalı’ya karşı başarı elde edemezdi. Sırada Soran emirliği vardı. İngilizlerin yeni görevi bu emirliğin yok edilmesi için Osmanlıya yardım etmekti. 

Soran'ı yıkma görevi Sivas valisi eski Sadrazam Reşit Paşaya verilmişti. Ayrıca Bağdat Valisi ile Musul Mutasarrıfına haber gönderilerek Reşit Paşaya gereken yardımı yapmaları buyruğu verildi. 

1834 yılında yaz aylarında kırk bin kişilik bir ordu Sorana doğru ilerlemeye başlamıştı. Reşit Paşa komutasındaki Osmanlı askerleri Kürdistan’da ilerleyerek birkaç ay içinde Revanduz yakınlarına ulaştılar. Tabi geçtikleri yerleri talan ve yağma etmeyi de ihmal etmiyorlardı. Reşit Paşa, kendine boyun eğmeyen unsurları ezip geçti. Musul ve Bağdat valileri tarafından komuta edilen bu iki kuvvetle de buluşup Soran'a doğru ilerledi. 

İran yönetimi o dönemde Şahlık için birbirine düşmüştü. Ayrıca İran, Herat kuşatması ile meşgul oluyordu. Mir bunları fırsat bilerek İran Kürdistan'ına sefer hazırlıklarına başlamıştı. 

Reşit Paşa saldırı hazırlıkları yaparken, Mir İran'a saldırdığından asıl düşmana karşı hazırlık yapmaktan kendini alıkoymuştu. 
Mir, Reşit Paşa onun üzerine doğru gelirken o doğu Kürdistan'a saldırmıştı. İran'la zaten arasında olan anlaşmazlık daha kötü bir hale büründü. İran, Mir'in doğu Kürdistan'a yerleştirdiği Kürdler'i kovmak için bir ordu gönderdi. Fakat bu ordu Mir'in doğu Kürdistan'a yerleştirdiği Kürdleri kovup daha fazla ilerlemedi. Reşit Paşa ile karşı karşıya gelen Mir hatasını anladı ve İran'ı tanıyacağını, ona vergi ödeyeceğini vaad edip iki devletin ortak hareketini önlemeye çalıştı, sonradan Osmanlılara karşı İran'la birlik yapmaya çalıştıysa da İran kabul etmedi. Zaten Rusya ve İngiltere de İran'a, Sorana saldırması yönünde maddi ve politik bir yardım da bulunmuştu. Bu zamanda İran'a saldırması Mir'in en büyük hatalarından biri olmuştu. Kendisine iki cephe birden açmıştı. 

Bu arada Kavalalı M.Ali kuvvetlerinin yenilgiye uğraması ve Suriye'den çekilmesi de Soran emirliğine zarar verdi.

Nihayetinde 1837'de Osmanlı ordusu Revanduz'u kuşattı. Ve Harir'e kadar ilerledi. Dağlık kesime çekilen Kürd güçleri geçitleri tutup geniş bir alanda gerilla savaşı yürüttüler. 40 bin kişilik Kürd ordusu, Osmanlı ordusuna karşı yiğitçe bir savaşım verdi. Sonuçta Kürd güçlerinin bu direnişi karşısında düşman gerilemek durumunda kaldı. 

Bu çarpışmadan sonra Reşit paşa kurnazlığa başvurup barış önerisinde bulundu. Ve Mehmet Paşa'nın bağışlanacağı ve yine yönetimin başında kalacağına dair teminat verdi. Müslüman kanı dökülmesin diye yalandan din adamlarını devreye soktu. Bir taraftan Mir'i ikna etmeye çalışırken diger taraftan halka da "İslam halifesiyle çarpışmanın haram olduğunu, hatta kafir olacaĝına dair fetvalar vererek halkı etkilemeyi başardılar. Kendisi için koşulların elverişsiz olduğunu gören Mir, verilen sözlere de kanarak Reşit Paşa'ya gidip halifeye bağlı olduğunu bildirerek barışı kabul etti. Halbuki Mir'in askeri düzeni çok iyiydi. Özellikle dağlık bölgede olduğu için, ovadaki Osmanlı ordusuna karşı daha avantajlı durumdaydı. Fakat bu askerlerin çoğu bu safsataya kanmıştı (tıpkı sıffın savaşındaki gibi). Mir karargaha gelirken, Allah'a isyandan korkan! birçok kişinin Osmanlı saflarına geçmiş olduğunu gördü. 

Mir Muhammed antlaşmayı beklerken yakalnıp İstanbul'a gönderildi. Kendisi hakkında idam kararı çıkarıldı. Karar gizli tutuldu. Bu sırada bağışlandığını ve ülkesine döneceğini sanan Mir, yolda -kimi rivayetlere göre Sivas'ta, kimisine göre Trabzon'da- öldürüldü (1837). 

Kör Paşa'dan sonra yerine kardeşi geçti. 1847'ye kadar Soran beyliğini yönetti. Bu tarihte Bağdat valisi tarafından sürgün edildi. Buraya bir Osmanlı valisi atanarak Soran emirliğine tamamen son verilmiş oldu. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Kürdistan büyük bir katliama maruz kaldı. Baş eğmeyen tüm emirlikler ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Evler yakılıp yağmalandı. Yüzlerce insan öldürüldü. Osmanlı tüm başkaldırı noktalarını ezmeye çalıştı. Bir çok emirlik saldırıya maruz kaldı.

* * * * *

Kürd hanedanlıklarının yıkılmasından sonra Kürdlerin emirlikler halinde yaşamaya başladıklarını daha önce söylemiştik. 19.yy’a kadar Kürd emirlikleri özerk bir sisteme sahiplerdi. Bu dönemde öne çıkan beylikler şunlardır. Baban, Soran, Botan, Erdelan, Behdinan. Kürd beyliklerin bir kısmı Osmanlı’nın bir kısmı da İran’ın egemenliği altına girmişlerdi. Bunca katliam, kıyım ve yakmalara raĝmen kürdler pes etmiyor zaman zaman bazı beylikler Osmanlı ve İran'a karşı baş kaldırıyordu.

* * * * *

 

Malper/Anasayfa