Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

MOĜOL İSTİLASI ve OSMANLI -SAFAVİ DÖNEMİNDE KURDISTAN:

Kürdistan, coğrafik durumundan dolayı yıkıcı saldırılarla karşı karşıya kalmıştır. Kürd ulusunun  içinde sürekli anlaşmazlıklar, rekabetler, basit sorunlardan doğan  aşiret kavgaları, dini önderler ve aşiret reislerinin tutumları Kürdleri birlik olmaktan alıkoymuştur. Böylece de dışarıdan gelen belalara karşı tek bir vücut olarak karşı koyamamışlardır. 

Tarih boyunca Kürdleri egemenlikleri altında tutan devletlerin çoğu, Kürd halkını zulüm altında inim inim inletmişlerdir. Buna karşılık  Kürdler gerekli birliği kurup bu baskılara  karşı koyamasalar da  sürekli bir teslimiyet ve köleliği de kabul etmememişlerdir.
Müslüman olduktan sonra, dinlerine  çok bağlı olan Kürdler; ne yazık  ki dini kendi menfatleri için kullananlar tarafından kandırılmışlardır.

Bir taraftan Kürdistan'da çeşitli Kürd hanedanlıkları baş gösterirken diğer yandan Selçukluların öncüleri olan Oğuzlar batıya doğru ilerlemeye başladılar. Kürdistan'dan geçerken de barbarlıklarına yaraşır şekilde katliamlar yaptılar. 1071'de Selçuklu Sultanı Alpaslan ile Bizans imparatorluğu arasında Malazgirt savaşı meydana geldi. Ve Bizanslılar yenildi. Bu savaştan sonra Kürdistan yavaş yavaş Selçukluların egemenliği altına girdi. Selçuklular var olan Kürd hanedanlıklarını yıkarak onların topraklarına egemen olmaya başladılar.   

Merkezi İran'da olan Büyük Selçuklu Devleti, 12.yy'ın sonlarında dağıldı. Ve  bunun yarattığı boşlukta Harzemler sahneye çıktılar. İrani bir halk olan Harzemenler, kısa sürede Türkistan'a, orta ve doğu  İran'a  sahip oldular.                                              
Cengiz Han'ın liderliğindeki Moğollar, 1220 yıllarında Harzemleri yenilgiye uğratıp, ülkelerini ele geçirdiler. 
Harzemler, Moğollardan kaçarken Kürdistan'a girdiler ve geçtikleri her yeri talan edip, yakıp yıktılar, büyük can kaybına yol açtılar.  

Harzemleri izleyen Moğol-Tatar istila güçleri  bölgeyi daha da alt üst etti, kan ve ateşe boğdu. Öyle ki Amed'de tek bir canlı varlığın kalmadığı bile söyleniliyor.

1257'de Hülagu'nun komutasındaki Moğol ordusu Hemedan ve Kirmanşah'a saldırdı. Moğollar, Bağdat'ı aldıktan sonra, Abbasi halifeliğine son verdi.

İslam ülkeleri ve Kürdistan Moğolların  verdiği yıkıntı ve yaraların acısını henüz unutmadan 14.yy'ın sonuna doğru yepyeni bir başbelasıyla karşılaştılar: Kan dökücülerinden Timurleng'in saldırı ve işgali.

Bu yeni Moğol istilası da Cengiz ve Hülagu'nunkinden aşağı kalmadı ve Kürdistan tekrar harabeye çevirtildi.
Timur 1402 de Ankara civarında Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd'ı yenilgiye uğratarak Anadolu'ya hakim oldu. Ancak1405'te öldürülünce Timur dönemi son buldu.

Bundan sonra Karakoyunlular ile Akkoyunlular'ın hesaplaşması başladı. Karakoyunlular Kürdistan'ın büyük bir bölümüne egemen olarak güçlü bir devlet haline geldiler. Ancak daha sonra Akkoyunlular,  Karakoyunları büyük bir yenilgiye uğratarak 1468'de ortadan kaldırdı ve Anadolu topraklarına egemen oldu.
Bundan sonra sahneye Safavi devleti çıktı. Safaviler 1507'de Amed'i ele geçirerek Akkoyunlu devletinin egemenliğine son verdi.
  
Şah İsmail'in de Kürdistan'da yaptığı zulümler Akkoyunluların zulmünden geri kalmadı. Burada en önemli rolü mezhep farklılığı oynadı. Şii-Sünni çatışması nedeniyle oldukça kan döküldü. Kısa süre sonra Kürditan'ın tamamı Safavi egemenliğine girdi ve sınırları Osmanlı sınırlarına ulaştı.

Safavilerin güçlendiğini gören Osmanlı, doğuya seferler yapmaya başladı. Bu seferlerin en büyüğü ve bizim açımızdan en çok önem taşıyanı 1514'te Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı-Safavi arasında yapılan Çaldıran savaşıdır. Bu tarihten itibaren bu kez Kürdistan, Osmanlı-Safavi arasında bir savaş meydanına döndü.

Şah İsmail Kürdlere çok sert bir politika uyguluyordu. Fakat Yavuz Sultan Selim ise Şah İsmail'in tersine Kürd beyleriyle dayanışma ve ittifak metodunu izledi. Çünkü o dönem Kürdlere iyi davranmaktan başka bir yöntem izleyemezdi. Osmanlı doğuda büyüyen Safavilere karşı Kürdleri kullanmak zorundaydı.

Bu konuyla ilgili  bir olay anlatılır Şerefnamede: İdris'i Bitlisi Kürdistan beyleri adına Sultan Selim'e bir rapor sunar ve İran kuşatmasına son vermek için başlarına beylerbeyi rütbesinde bir komutan atamasını ister. Sultan ona: "Kendi aranızda beylerbeyi olabilecek ve tüm Kürd beylerinin boyun eğebileceği birini seçin."der. İdris: "Burada herkes ben olayım diyor, kimse kimseye itaat etmiyor. Bu nedenle saraydan birisinin tayin edilmesi daha iyi olur. Ancak böylelikle Kürd beyleri itaat ederler."der. Ve sultan saraydan birini atar.


Ne yazık ki kariyerist  Kürd beylerinin, kibirli ve iktidar hırsıyla yaptıkları bu davranış yüzyıllarca Kürd halkına kan, gözyaşı ve zulüm olarak ağır bir bedele mal olmuştur. 

 
 

Malper/Anasayfa