Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

ŞÊX SAİD KIYAMI - 1925

Şêx Said; 1865 yılında Erzurum'un ilçesi Hınıs'a bağlı Kolhisar Köyü'nde dünyaya gelir. Babasının adı Şêx Mahmud Fevzi'dir. Şêx Said; Muş, Malazgirt, Hınıs ve Palu'da farklı medreselerde ilmi eğitimini tamamlar. Babasının vefatının ardından ailenin sorumluluğunu alır.

Ailesi bölgenin en saygın ve zengin ailelerindendir. Hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Şêx; Erzurum, Halep, Musul ve Şam'a kadar gidip buralarda ticaret yapıyordu. Şêx Said gittiği yerlerde bir yandan ticaret yaparken öte yandan halka İslami ve ulusal değerleri için mücadele bilincini kazandırmaya çalışır. Bu yönüyle halk nazarında sevilip saygı duyulan bir konuma sahipti. Osmanlı'nın son dönemlerinde yönetimi ele geçiren İ.T.'nin İslam karşıtı ve şovenist politikaları karşısında Şêx Said de İslami ve ulusal değerlerine sahip çıkıp mücadele ruhuyla hareket etmiştir. Her ne kadar İT yönetimi Abdulhamit karşıtı politikalarıyla iktidara geldiyse de, Abdulhamit’in Kürd karşıtı politikalarını aynen devralmıştır. Bu bağlamda birçok Kürd alimi ve aydını gibi Şêx Said de Kürdistan Teali Cemiyeti'ne üye olur.
1921'de Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kapatılması üzerine 1923'te Kürd aydınları bir araya gelerek Rêxistina Azadi Örgütü'nü kurarlar. Rexistina Azadi Örgütü'nün başkanlığına, Aşiret Mektepleri'nde okumuş ve Hamidiye Alayları'nda görev yapan Şêx Said'in kayın biraderi Cibranlı Halit seçilir. Azadi Örgütü'nde Kürd aydınlarından ve ileri gelenlerinden bazıları şunlardır; Hacı Musa, Cibranlı Halit, Hasenanlı Halit, Hayderanlı Kör Hüseyin Paşa, Eski Millet Vekili Yusuf Ziya, Seyyid Abdulkadir, Yüzbaşı İhsan Nuri, Cemil Paşazade Ekrem, Dr.Fuat, Şêx Tahir. Rêxistina Azadi, Kürdistan'da toplam 23 şube açar. Bunlar Amed, Siirt ( 9 Şube), İstanbul, Dersim, Bitlis(2 şube), Kars, Hınıs, Muş, Erzincan, Malazgirt, Van (Beytuşşebap dahil 7 şube). 
Yusuf  Ziya, örgütün kuruluşundan sonra Şêx Said ile görüşüp, Kürdistan'da genel bir kıyam hazırlığında olduklarını ve Şêx Said'in de onlara destek vermesini ister. Şêx Said kıyama destek verir. Rêxistina Azadi ile irtibatlı bir şekilde köyleri gezerek, tanıdığı ve sevdiği insanlara mektup göndererek halkı kıyama çağırır. Çünkü Şêx Said’e göre Kürd halkının Osmanlı'ya karşı bağlılığı Halife'ye olan bağlılıktan geliyordu. Bu minvalde denilebilir ki Kürd halkında, Halifeliğin ortadan kaldırılmasıyla birlikte yeni sisteme bağlılık da bitmiştir. 

Rêxistina Azadi üyeleri kendi aralarında iletişim kurmak için bir şifre dili oluştururlar. Bu şifrelerle yaptıkları görüşmelerden birinde, şifre yanlış anlaşılır ve ayaklanma hazırlığı Mustafa Kemal tarafından duyulur. 
Nasturiler, 7 Ağustos 1924' te Hakkari Valisi ve beraberindekilere, Hangediği'nde saldırarak bir binbaşı ve 3 askeri öldürürler, valiyi de esir alırlar. Bunun üzerine çevre illerden birlikler gönderilir. Bu birliklerden birisi de Şırnak'ta bulunan 7. Kolordu 2.Tümene bağlı 18. Piyade Alayı'dır. Bu alayda Azadi Örgütü mensubu bir çok subay ve asker de vardır. 

Şırnak'tan Beytuşşebep'a nakledilen 18.Piyade Alayı, olay yerine vardığında Teğmen Rıza, ağabeyi Yusuf Ziya'dan bir telgraf alır. Telgrafı, kıyamın başlatılması şeklinde deşifre ettiğinden 3-4 Eylül gecesi kıyamı başlatır. Gelişmeleri haber alan Mustafa Kemal derhal kıyamcıların tutuklanması doğrultusunda talimat verir. 

Yusuf Ziya'yı Ankara'da, Miralay Halit'i de Erzurum'da tutuklayıp, Bitlis'e götürürler. Şêx Said'e de haber gönderip ifadesini almak istediklerini bildirdiler. Şêx Sait ifade vermeye gitmeyip 27 Aralık günü Hınıs'tan ayrılıp Çapakçur'a doğru yola çıkar. 
Şêx Said evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der: 
"Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun." 
Bu soru karşısında Şêx Said tarihi cevabını şöyle verir: 
- Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bunlara karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. 
Evet ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir! 

Kardeşi Bahaddin ise O'na şöyle der: "Abi sen biliyorsun Kürd halkı bilgi yönünden pek gelişkin değil. Sen başaramazsın." 
Şêx Said'in cevabı ise: 
- Bahaddin, Bahaddin! Hiç merak etme ben Amed'de asılacağım, sen de Kur'an'ın üzerinde şehit düşeceksin. 

4 Ocak 1925 günü Şêx Sait ve çok sayıda Kürd ileri geleni Kırkan köyünde bir toplantı yaparlar. Bu toplantıda Şêx Said'in fetvası şudur: "Bizler ve Türkleri bağlayan sadece din kalmıştı, Türk Hükümeti dini de kaldırdı ve artık bizi birbirimize bağlayan hiçbir şey kalmadı." 

Bu toplantıda kıyama yönelik şu karar alınır: Şêx Said; Amed, Ergani, Lice, Farqin, Darahini, ve Hani'nin ileri gelenleriyle görüşecek. Ardından Çevlik'e gelecekler ve orda kıyama başlanılacak. Newroz Bayramı ile kıyam başlayacaktı. 

Şêx Sait 12 Ocak'ta Çapakçur'a, 15 Ocak'ta Darahini'ye, 21 Ocak'ta Lice'ye ve 25 Ocak'ta Hani'ye gider. Şêx Sait buralarda halk ile ve bazı Kürd önderleri ile toplantılar yapar.
 
Şêx Sait Piran'da kardeşi Abdurrahim'in evinde iken, Türk askerleri evi basıp, Şêx Abdurrahim'e sığınmış bazı Kürdleri almak isterler. Şêx Abdurrahim, kendisine sığınanları, Şêx Sait orada iken vermeyi reddettiğinden, askerler bu kişilere saldırırlar. Bunun üzerine askerler ile oradaki mahkumlar arasında bir çatışma çıkar. Böyle bir provokasyon sonucu, başkaldırı beklenmedik bir şekilde, planlanmış zamandan önce, 8 Şubat 1925'de başlar 

Kıyam, 1925 yılının Şubat başında, Kürdistan'ın bütün bölgelerinde aynı anda başlar. 
Hasenan aşireti reisi Albay Halit derhal Muş'u kuşatır. Cibran Aşireti'nden Hasan, çarpışmalardan sonra Hınıs'ı, Şêx Abdullah ise Varto'yu zaptederler. Birkaç küçük çarpışmadan sonra Ergani ve Maden de zaptedilir. Şêx Sait, 7000 kıyamcı ile birlikte Kiği, Eğil üstüne yürür. Hani, Lice ve Piran'ı zaptederek 14 Şubat günü Darahini'yi tamamen ele geçirir ve buraya Modanlı Feqi Hesen'i vali olarak tayin eder. Darahini, Kürdistan'ın geçiçi başkenti ilan edilir. Toplanan vergiler ve tutsak alınanlar Darahini'ye gönderilir. Çapakçur da ele geçirildikten sonra, bütün Harput ele geçer. Kısa bir süre sonra da çevre aşiretlerden yardımcı kuvvetler alınarak Amed üstüne yürünür. 

Hükümet endişeye kapılarak derhal Sarıkamış'taki 9., Erzurum'daki 8., Amed'deki 7. tümenleri ve Mardin´deki 1., Urfa'daki 14.Süvari alaylarını, Van'daki 1. Süvari tümenini ve hudut birliklerini harekete geçirir. 
Amed'e doğru ilerleyen kıyamcılar, hem kuzeyden hem de güneyden taarruza geçerler. Her iki taaruz da başarılı olur ve Mardin kapısının yeraltı geçidinden şehre girilir. Hükümet birlikleri kaçarak İç Kale'ye sığınırlar. Direnişçiler, orada bulunan silah ve cephane depolarını zaptederler. 

Kıyamcıların ilk hedeflerinden biri, kıyamdan elde edilebilecek güçle Azadi Örgütü'nün liderlerini kurtarmaktı. Ancak sistem, 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükun Kanunu'yla Amed'de ve Ankara'da birer İstiklal Mahkemesi kurar. Kıyam bölgesindeki İstiklal Mahkemesi'ne, alınan idam kararlarını derhal uygulama yetkisi verilir. Şark İstiklal Mahkemesi 14 Nisan'da fiilen göreve başlar ve 17 Nisan'da Şeyh Eyüp ve Doktor Fuat, 27 Mayıs'ta Seyid Abdülkadir ve arkadaşları idam edilir. Bu arada Cibranlı Halit ve

Yusuf Ziya da asılırlar.. 

Hükümet askerleri Amed'in etrafında başarı elde edemezler, her taraf kıyamcılar tarafından kapatılır. Kürdistan'da ortaya çıkan kıyamların bastırılabilmesi için her zamanki gibi sömürgeci güçler birlik olup kıyamı bastırmaya çalışılır. Bu bağlamda Fransızlar, Türk askerlerine güneyden girebilmeleri için yol açarlar. Bundan dolayı, yollar Kürdistan direnişçilerine kapatılır. Bazı aşiretler durumun kötüleştiğini görünce, hükümet askerlerinin safına geçerler. Şêx Said geri çekilerek İran'a geçmeye karar verir. 
Şêx Sait'in kuvvetleri Genç'in kuzeyinde zor duruma düşer. İran'a çekilmek için şiddetli çarpışmalar yaşayarak, hükümet askerlerinin cephesini yarıp Varto yakınlarına varabilirler. 15 Nisan'da, Şêx Sait Bacanağı Binbaşı Kasım'ın ihbarı üzerine, Muş ve Varto arasındaki Abdurrahman Köprüsü'nde, büyük bir kısmı yaralı olan diğer yoldaşlarıyla birlikte düşman güçlerine esir düşer ve Amed'e gönderilirler. 
Şêx Said arkadaşlarıyla beraber 5 Mayıs günü Amed'e getirilir. Yargılandıkları zaman karar zaten bellidir. 29 Haziran'da Şêx Said ile beraber 46 arkadaşı idam edilir. 

Asılacağı sırada bir kağıdın üzerine Arapça şöyle yazar: "Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslam içindir." 
İlmik boynuna geçirildikten sonra, Kürdçe söylediği son söz ise; "Şu anda fani hayata veda etmek üzereyim. Halkım için feda olduğuma pişman değilim. Yeter ki torunlarım düşmanlarıma karşı beni mahcup etmesinler." 
Bu kıyamın sonucunda 14 şehir, 700 köy, 9000'e yakın ev harabeye döner. 50.000 kişi göç ettirilir, 7.500 kişi zindanlara atılır, 660 kişi idam edilir. 80.000 kadar Kürd öldürülür. Bir çok yerde insanlar ahırlarda toplu bir şekilde yakılırlar. 

* * * * *

 
 

Malper/Anasayfa