Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

Seyyid Riza ve DERSİM DİRENİŞİ

"Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun." (Seyit Rıza)

Kürdistan'da tarih boyunca adını direnişle tarihe kaydeden Dersim, aşiretler tarafından yönetiliyordu. 1938'lere kadar hiçbir askerin ayak basamadığı bir bölge olan Dersim, Osmanlı'dan beri bağımsızlığını korumuş, kendi kendini yönetmiştir. 
Şeyh Said Kıyamı'ndan sonra Kürdistan'da hakimiyetini kurmaya çalışan yeni rejim, Dersim'in bu yapısını kendisi için tehlike olarak görmüştür.

Osmanlı'dan bu yana, hiçbir zaman tam anlamıyla devlet otoritesine boyun eğmeyen Dersim'i ezmek, bu süreçte yeni rejimin stratejik hedefini oluşturuyordu. İlk etapta Dersim'e yakın bölgelerdeki muhalif güçler bastırılarak Dersim'in etrafındaki çember daraltıldı. 1936'da M. Kemal, meclisin açılış konuşmasında; "Dahili işlerimizden en mühim bir safra varsa o da Dersim meselesidir, ezilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır" diyordu. 2 Ocak 1936'da yürürlüğe giren Tunceli Kanunu'yla Dersim'in adı Tunceli olarak değiştirilir. General Abdullah Alpdoğan, Dersim'e vali ve 3. Umum Müfettişi olarak atanır. Kendisine Dersim üzerinde her türlü tasarruf yetkisi verilir. Alpdoğan, sıkıyönetim ilan edip, terör ve idamlara başlayarak Dersim'e asker yığar. Sivas, Malatya, Erzurum ve Gümüşhane illeri de bu kanunun geçerlik alanına dahil edilirler. Böylece Tunceli Kanunu merkezi Dersim olmak üzere yerleşik tüm sahayı kapsamına alır. Dersim, bu kanunla "Yasak Bölge" ilan edilir. Dersim'e giriş çıkışlar özel izne tabi tutulur. Bu kanunun çıkarılmasının nedeni, Dersim'de var olan bağımsız yönetim yapısından çıkarıp, egemenlik altına almaktı. Buna yönelik olarak da "İç Dersim" olarak adlandırılan, direnişlerin merkezi olan bugünkü Tunceli'ye çok sayıda karakol inşaa edilir. İlk olarak karakol yapımına Sin, Amutka, Denzik, Haydaran bölgelerinde başlanır. 

Dersimliler Seyit Rıza önderliğinde 1937 yılı başında M. Kemal'e bir uyarı bildirisi sunarak; "Bütün jandarma ve ordu mensuplarının bölgeden çekilmesini, her türlü imar (askeri amaçlı) çalışmalarının (köprü, demiryolu vb.) durdurulmasını isteyip, silahlarını koruma hakkı ve vergilerin hafifletilmesi" taleplerinde bulunurlar. Bu istekler cevap bulmayınca Dersim halkı direnişe geçer. 
Seyit Rıza ve Alişer, karakol yapımlarına ilk karşı çıkanlardı. Bu durum Haydaran, Kureyşan, Yusufhan ve Demanan aşiretleri ve daha bir çok aşiretin de toplanmasına yardımcı oldu. 

Devlet tarafından Ocak 1937'de, Kürdistan'a yönelik zorunlu iskan yasanın çıkarılması Dersim halkını daha bir öfkelendirir. Halk, bu yasayı tartışmak üzere bir toplantı düzenler. Bu toplantılar sonucunda, Türk Askeri Valisine halkın yasaya karşı olduğunu belirten bir protesto mektubunu iletecek bir temsilci heyeti gönderilmesi kararlaştırılır. Bu mektubu taşıyan elçiler, Askeri Vali tarafından tutuklanırlar ve hemen ardından Harput'ta idam edilirler. Kürdler ise misilleme olarak bir polis konvoyuna saldırıp polisleri kaçırırlar. Polis konvoyuna yapılan bu misillemeyle birlikte ayaklanma start alır. 

Direnişin komutanlarından Seyit Rıza, Harput'ta Alpdoğan ile bir görüşme yapar. Öte yandan, Abdullah Alpdoğan, Seyit Rıza'nın yeğeni Rehber'le görüşür. Direnişinin komutanlarından Alişer, Rehber'in bu görüşmesine karşı çıkar. Fakat Rehber, Alişer'i dinlemez ve görüşmeye gider. Bu görüşmede Rehber, Alpdoğan tarafından kandırılır ve amcasına ihanet etmesi karşılığında kendisine maddi bazı menfaatler vaad edilir. 

İlk saldırı, savaş uçakları eşliğinde silahsız bölgelere yapılır. Bu arada Mazgirt bölgesinde çatışmalar başlar. Devlet bunun üzerine Erzurum ve Erzincan kolordularını bölgeye sevkeder, Diyarbakır'dan 7. Kolordu Uçak Karargahı'nı Elazığ'da konuşlandırır ve seferberlik ilan edilir. 
1937 yılında uçaklar, Dersim'i bombalamaya başlar. 21-22 Mart 1937 gecesi, Pax Köprüsü Demenan ve Haydaran aşiretleri tarafından yıkılır, karakollar basılır. Devlet, Yusufhan aşireti üzerinde yoğunlaşır. Burada insanlar öldürülür kadınlara tecavuz edilir. Bazı Dersimli hanımlar da askerin eline geçmemek için kendilerini Munzur sularına bırakarak ölürler!. 

Bir süre sonra ordu güçleri geriletilir. Dersim'in Mazgirt bölgesinde de çatışmalar başlar. Direnişe, kısa sürede Bahtiyar, Abasan, Corin, Karabal, Haydaran, Demanan aşiretleri de katılır. 
Dersim direnişinin önderlerinden olan Alişer, devletin baş hedefleri arasındaydı. Abdullah Alpdoğan, daha önceden satın aldığı Rehber'i bu arada devreye sokar. Rehber, on beş gün boyunca direnişe katılır. Bu durum bir güven ortamı yaratır. 

Alişer, direnişi Ağdat Tujik Dağı eteklerinden yönetir. Plana göre Alişer, bölgeyi terkedecekti. Rehber, Alişer ile sık sık görüşür. 9 Temmuz 1937'de Alişer ve eşi Zarife, bölgeyi terketmeden önce, Rehber ve 8 kişi tarafından katledilirler. Onların kesik başları ordu komutanına teslim edilir. 
Türk ordusu, Dersim'i kuşatma altına alır. Kureyşan ve Bahtiyar aşiretleri direnişe destek çıkan aşiretlerdendi. Bahtiyar aşireti lideri Şahin Ağa, Alişer'in katledilmesinden sonra direnişi yönetenlerin başında geliyordu. 
Askerler, havadan ve karadan saldırıyı daha bir yoğunlaştırırlar. Seyit Rıza'nın bulunduğu Laçinan Deresi, günlerce direnir. Bu direniş sonunda Seyit Rıza sağ kurtulurken, ailesi ve 33 arkadaşı katledilir. 
Sonraki günlerde direniş, aşiretler tarafından sürdürülür. Toplantı yapan aşiretler, Munzur suyuna birer taş atarak direnişe devam kararı alırlar. Hozat'ta Bahtiyar Aşireti lideri Şahin Ağa savaşıyordu. Bu arada direniş devam ederken, Yusufhan aşireti devlet tarafına geçer. 9 Ağustos 1937'de Şahin Ağa Abdullah Alpdoğan tarafından satın alınan süt kardeşi Lılo Hıdır tarafından kafasına bir kurşun sıkılarak öldürülür. Ardından kafası kesilerek Hozat'taki Ordu komutanına teslim edilir. Dersim direnişini sürdüren liderlerden Şahin Ağa'nın katledilmesi, direnişin bitişine yol açan etkenlerdendir. 

Seyit Rıza ve yoldaşları bütün bu yaşananlara rağmen direnişi sürdürürler. Seyit Rıza bu yoğun çatışmalar içinde yeni cepheler açma, direniş dışı kalan aşiretleri savaşa katma planları yapıyordu. Seyit Rıza'nın bu çabaları sonucu aşiretlerden çoğu direniyor, savaşıyor ve devlet kuvvetlerine önemli zaiyatlar veriyordu.

Devlet, bu direnişlerde önemli kayıplar verir. Erzincan Valisi, Seyyid Rıza'ya bir mektup gödererek şunları ifade eder; "Eğer bana yetişirsen, senin can ve mal güvenliğini sağlayacağıma ve şartlarını görüşebileceğime inanmanı isterim." 
5 Eylül 1937'de Seyit Rıza, yoldaşlarıyla birlikte Erzincan'a ulaşır. Burada Seyit Rıza ve yoldaşları hemen tutuklanarak zindana atılırlar. Seyit Rıza'nın

da aralarında bulunduğu 58 kişi, hemen Elazığ'da, olağanüstü yetkilerle donatılmış ve kararı temyiz edilemeyen özel bir mahkemede yargılanmaya başlarlar. Mahkeme 11 kişiye idam cezası verir. Dört kişinin cezası çok yaşlı oldukları için 30 yıl hapse çevrilir. Seyit Rıza ve beş direnisçinin idam kararı 18 Kasım 1937'de Elazığ Buğday Meydanı'nda infaz edilir. Seyyid Rıza gururla idam sehpasına doğru ilerler ve çingeneyi itip, ipi boynuna geçirir ve sandalyeye de kendisi tekme vurup kendi infazını gerçekleştirir. 

Sivil halk kitlesel halde Kutu ve Kalan derelerine sığınır. Alişer'in öldürülmesi ve Seyit Rıza'nın idamından sonra asker, hemen hemen her dağın zirvesini ve her vadiyi işgal eder. Kemalist devletin Dersim'e yönelik amacı, Dersim'i kesin şekilde ilhak etmek ve insansızlaştırmaktı.1938 yılında küçük ayaklanmalarla devam eden direniş, tam bir katliamla sonuçlanır. 60 bin Dersimli katledilir, on binlercesi sürgün edilir. 

 * * * * *

 

Malper/Anasayfa