Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Ümmetin mazlumları Kürdler ve Kurdistan

YEZDAN ŞÊR AYAKLANMASI . (Botan, 1854-1856)

1847 yılındaki Botan ayaklanmasının Osmanlı tarafından bastırılmasında olumsuz rol oynayan Bedirxan Bey'in yeğeni Yezdanşêr, 19.yüzyılın en büyük Kürd ayaklanmalarından birinin başında yer almıştı. Yezdanşêr bir yandan, belirli topraklar üzerinde kişisel iktidarının çıkarlarını ön planda tutan gerçek bir feodaldi. Politik tutarsızlığı bundan kaynaklanmaktaydı, öbür yandan O, öz toprağının kurtuluşu için çalışan içtenlikli bir Kürdistan yurtseveri, kısa bir süre zarfında bir beyliğin çerçevesini aşıp Kürdistan'ın büyük bir bölümünü kapsayan ve Kürd feodal hareketlerin ulusal bir harekete dönüştüğü geçiş döneminin habercisi sayılan genel bir halk ayaklanmasının önderiydi.

Yezdanşêr, Bedirxan Bey'in kıyamında yaptığı ihanet karşısında Bedirhan Bey'in yerine Cizre beyi olarak atanmıştı. Ayaklanma tehlikesi atlatılınca, Yezdanşêr'e de gerek kalmadı ve onun yerine bir Osmanlı paşası atadılar. Devlettn umduğunu bulamayan Yezdanşêr, Osmanlıya karşı ayaklanmayı düşündü.

Beyliklerin yerlerine Osmanlı paşalarının atanması, çeşitli yerlere yeni askeri beylikler yerleştirilmesi, ağırlaşan vergiler zorunlu askeri yönetimin baskı ve kötülükleri kitleler arasında hoşnutsuzluğun yükselmesine yeni bir ayaklanma için ortamın olgunlaşmasına neden olmuştu. 1854'te Yezdanşêr 2000 kişilik bir güçle Bitlis'i ele geçirdi ve yönetimine el koydu, kısa sürede Musul'u ele geçirip çok miktarda top, tüfek ve cephane ele geçirdi. 

Ayaklanma, hızla genişledi ve Bedirhan Bey ayaklanmasında bile görülemeyen kitlesel bir nitelik kazandı. Ayaklanma alanı içinde yaşayan farklı ulusal azınlıklar; Süryaniler, Ermeniler, Rumlar da ayaklanmaya katıldılar. Aralık ayında 2000 kişiyle başlayan ayaklanma, Ocakta 30.000 Şubatta 60.000'e daha sonra ise 100.000'e ulaştı. Bu dönemde insanlar bir kurtarıcı arayışı içindeydiler ve bu rolü bu kez Yezdanşêr oynadı. 

Ayaklanma 1855 yılının kışı sonunda doruk noktasındaydı. Ayaklananlar Güneyden Bağdat ve Halep yönünden saldırıya geçmeye çalışan az sayıdaki ve dağılmış hükümet birliklerini kolayca aşıyorlardı.

Van ve Erzurum'u ele geçirmek amacıyla kuzeye ilerlemeye hazırlanıyorlardı. Yezdanşêr, Rus ordusuyla temasa geçmek istedi ama başarılı olamadı. Bu arada Osmanlı ordusu ayaklanmayı püsKürdmeye çalışıyordu. Büyük sömürgeci devletler güçten düşmüş Osmanlı topraklarını aralarında paylaşamıyorlardı ve Kürd halkının kendi bağımsızlığını kazanıp bir devlet kurmalarını istemiyorlardı. Bu anlamda söz konusu Kürd halkının bağımsızlığı olduğunda yüzyılların düşman devletleri dahi aynı masada oturup kendi aralarında birleşebiliyorlardı. İngilizler ayaklanmanın bastırılması için Osmanlılara, silah yardımı ve birliklerin yönetilmesi dahil her türlü desteği verdiler. 

İngilizlerin Musul konsolosu, Kürd aşiretlerin arasında ikilik sokmak ve Yezdanşêr'in Osmanlıyla uzlaşmaya ikna için yoğun çaba gösterdi. Kürd liderlerin en büyük hatası verilen sözlere hemen inanmalarıdır. Yezdanşêr de, Musul'daki İngiliz konsolosunun kişisel sözde güvencesiyle, sözde görüşme vaatleriyle, tuzağa düşürülerek İstanbul'a gönderildi ve orada tutuklandı. Lidersiz kalan ayaklanma kısa sürede dağıldı. 

Bu ayaklanmayı daha öncekilerden farklı kılan şey Kuzey ve Batı Kürdistan'ın geniş topraklarını kucaklamış olmasıdır. Türk iktidarlarına karşı Kürd halkının kurtuluş mücadelesi, Kürd aşiretlerinin feodal dağınıklığından dolayı, sürekli olarak başarısız kalmıştır. Türk iktidarları sömürgeci politika uygulayan Avrupa devletleri tarafından da destek buluyordu. Yezdanşêr önderliğindeki hareket, açık bir politik programın olmayışı, askerlerin kötü askeri

politik eğitimsizliği ve düzenli düşman kuvvetleri ile savaşta dayanıksız olmaları yenilgiye sebep olmuştur. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Kürdler, uğradıkları geçici yenilgilere karşın her zaman kıyam geleneklerini korumuşlardır.

 
 

Malper/Anasayfa