Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Güncel yazılar

Kurban derileri ve laik devlet!
 

Allah’a Hamd Resulüne Salat ve O’na uyanlara selam olsun!...

Malumunuz Kurban Bayramı yaklaşıyor, her ne kadar bu bayram Peygamberimizin (a.s) deyişiyle iki İslami (Dini) bayramdan biri olsa da, özellikle kurban bayramında dindarlardan ziyade dinsizler, laikler ve yardakçıları daha çok bu bayrama sahip çıkarlar!...

Her ne hikmetse Ramazan bayramında ses-sedaları çıkmayan laik devletlerin paralı bekçileri, kurban bayramında İslam’ı yeniden zihinlerine getirirler. Ramazan bayramının adını şeker bayramı olarak deĝiştirenler, Ramazanda sahura kalkıp oruç tutmazlar, iftar etmezler, zekat ve fitre vermezler, akıllarından bile geçmez hatta aĝızlarına bile almak istemezler, işte onun içindirki adını bile deĝiştiriyorlar „şeker bayramı!“ Ama Kurban bayramı olunca, müslüm veya gayri müslim her kurum ve kuruluş derileri toplamak için seferberlik ilan ederler, ilanla da yetinmiyorlar, sözde laik olan devletlerin gücünü arkalarına alarak islami olan bir hükmü yasalarla kendi lehlerine çevirirler. Hani ya bu devlet laikti, bize göre yani dinsiz, onlara göre din ile devlet işlerinin biribirinden ayrılmasıydı?.. Peki neden kurbanda dini olan bir hükmü, bir meseleyi devletin yasalarıyla laik devletlerin kanunu haline getiriyorlar? Acaba o zaman birbirinden ayrı olan din ile devlet birbirine karışmaz mı?.....

Ben lafı uzatmadan vede kurbanın fıkhi konusu üzerinde fazla durmadan (zaten bütün fıkıh kitaplarında ve islami sitelerde var) bir kaç cümleyle kısaca kurbanın tarihçesi, manası ve dinen sıradan herhangi bir kuruma verilip verilmeyeceĝi konusuna işaret edeceĝim.

Meşruiyeti Kur’an, Sünnet ve icma-ı ümmet ile sabit olan Kurban, sözlükte yaklaşmak (arapçada karebe – yaklaştı fiilinden türemedir) manasına gelir.
İstilahta ise; Allah’a hamdı, şükrü ve teslimiyeti ifade eder ve dolayısıyla kurban kesmekle kul Allah’a yaklaşmayı hedefler.

Fıkıhta ise; İbadet maksadıyla usülüne uygun olarak muayyen bir hayvanı muayyen bir vakitte kesmek demektir. Elbetteki kesilecek hayvanın vasıfları, şartları, zamanı, kesilme niyeti de olacaktır, bu fıkhi bir meseledir ve yazı uzamasın diye bu konuya başta da belirttiĝim gibi temas etmiyeceĝim.

Kurban Kur’an’la sabittir; "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser Suresi- 108/2),
Hadisle sabittir; "İmkânı olup da kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın" (İbn Mâce, Edâhı, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 321)

İcma-ı Ümmet ile sabittir, Hz. Muhammed’den günümüze kadar bütün islam aleminde her yıl tekrarlanan bir ibadettir. O kadar ehemmiyetli bir ibadettirki Hanefi alimleri kurban kesmenin vâcip olduğu görüşündedirler (Serahsî, el-Mebsût, Kahire 1324-31, XII, 8; Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyi', Kahire, 1327-28/1910, V, 61, 62; el-Fetâva'l Hindiyye, Bulak 1310, V, 291).

Tarihçesi ta Hz. Adem’e (a.s.) dayanır. Bir meselede ihtilafa düşen iki oĝlu Habil ve Kabil’e kurban vermelerini emreder, ancak o zaman şimdiki gibi muayyen şartlara haiz kayvanlardan kurban kesmek şart deĝildi. Belki malından dilediĝini verebilirdin. Bildiĝimiz hayvanlardan kurban kesmek ise, Hz. İbrahim’den sonradır. Malum meselede yani oĝlu İsmail’i kurban etme olayında Cebrail (a.s.) vasıtasıyla kendisine bir koç gönderilmesi ve kurban sünnetinin O’ndan sonra bu şekilde devam etmesidir.

Kurban sadece muayyen vakitlerde ve sadece Allah rızası için kesilir, Allah’ın dışında herhangi bir şeyin adına kurban kesmek caiz deĝildir ve kesinlikle haramdır. Bu bir türbe olabilir, bir ziyaret olabilir yada büyük bir insan olabilir. Hatta Peygamberler adına bile kurban kesmek caiz deĝildir, islama göre kul bu şekilde şirke girer kaldıki “keser etini ben yerim, derisini de laikliĝin bekçiliĝini yapan kurumlara veririm düşüncesiyle kesilen hayvan asla kurban olamıyacaĝı gibi, bundan sevap kazanmak bir yana insan günahkar olur, hele itikadi olarak o kurumun düşüncelerini paylaşıyorsa o insan kesinlikle dinden çıkar Hz.
Muhammed; (a.s.) “küfre yardım küfürdür, küfre rıza da küfürdür” buyurmuşlardır.

Hz. Peygamber (a.s) "Allah'tan başkası nâmına hayvan kesene Allah lânet etsin" demiştir. (Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34; Ahmed b. Hanbel, a.g.e., I, 108, 118, 152, 217, 309, 317)

Adak (nezir) olmayan kurbanın etini üçe ayırmak, bir kısmını ailesine, bir kısmını fakir ve miskinler, diĝer kısmını da konu komşu ve dostlara daĝıtmak sünnettir. (Kâsânî, a.g.e., V, 81; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 300).

Kurbanlık hayvandan istifade etmek uygun deĝildir. Hatta kurban edilmeden önce tüyü kırpılmışsa onu da fakirlere tasadduk etmek gerekir. Ancak postunu evde seccade olarak kullanabilir, ancak Şafiilere göre onu da fakirlere vermesi vaciptir. Ama adak olan kurbanın tümünü her iki mezhebe göre de (derisiyle, tüyüyle, etiyle, kemiĝiyle) fakirlere daĝıtmak gerekir. Dikkat etmemiz gereken konu fakirlere daĝıtılmasıdır. Yine fıkıh kitaplarına göre daĝıtılacak olan fakirlerin de müslüman olmaları şarttır, zira sadaka, zekat ve kurban gibi ibadetler islamın sosyal konularındandır ve islam sistemine aittir, dolayısıyla islam nizamına göre de yerine getirilmesi gerekiyor. (Serahsı, a.g.e., XII, 14, 15; Kâsânî, a.g.e., V, 78; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 301).

Ne Kur’an’da, ne Hadiste ve nede hiçbir fıkıh kitabında kurban etinin kurumlara baĝışlanması diye birşey sözkonusu deĝildir. Ancak medrese tipi islami ilimle meşgul olan mekteplerde okuyan fakir talebelere yada onların masraflarını karşılamak için o kurumlara baĝışlanabilir, bu da fıkhi bir fetvadır. Fakat islami rejimi reddeden, müslümanlara terörist damgasını vuran, müslüman genç kızların başını zorla açan, onların eĝitim haklarını elinden alan, islamdışı kurumlara kesinlikle verilemez.

Laik ya da sosyalist kurumlara kurban derileri verilebilir diyen sözde din adamlarına sormak lazım “kurban derilerini İsrail yahudi devletine ya da herhangi Hiristiyan bir devletin herhangi bir kurmuna vermek caiz mi?” Elbet yok derler. O zaman neden laik veya sosyalist kurumlara verilebilir? Oysa Yahudilik ve Hiristiyanlık ateistlikten, dinsizlikten daha iyi deĝil mi?

Evet müslümanlar!..
Kurban kesmek Kur’an, Sünnetle ve icam-ı Ümmetle sabit olan bir ibadettir bu ibadetinizi İslama göre yerine getirin!.. Unutmayınki islama göre yapılmayan bir ibadet makbul deĝildir. Bunun örnekleri çoktur uzamasın diye yazmak istemiyorum ama, mesela bir müslüman nasılki bilerek ve istiyerek sabah namazını dörde öĝleyi altı rekata çıkarırsa namazı batıl oluyorsa, kurban ibadetini de sarf edilmesi dinen yasak olan yerlere sarfetmekle bozmayalım. İslami olmayan, ya da sözde islami olup müslüman olmayan güçlerin emrinde olan kurumlara kurban derilerinizi vermeyin, yoksa bunun hesabını Allah’a vermek zorunda kalırsınız!.. Allah’ın selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun.

22.01.2004
M.Nureddin Yekta

Güncel yazılar sayfasına dönebilirsiniz!