Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Güncel yazılar

Kürdler Türkün dostudur ya Türkler?

Dünyada Türklerin en büyük dostu elbetteki Kürdlerdir, acaba Türkler de o kadar Kürd dostu olabildiler mi?

Ben burada Türkler deyince topyekun Türkleri kaydetmiyorum, genel üzerine konuşuyorum. Kasdım milliyetçiler, Kemalistler ve bir kısım Müslüman Türklerdir. Elbetteki Türklerin içinden Kürd dostları da vardır. Kürdün derdiyle dertlenen, onların acısını, sevincini paylaşanlar vardır, Kürdlerin insani hakları için konuştuklarından dolayı başı beladan kurtulamayan kıymetli şahsiyetler de vardır, örneğin İsmail Beşikçi!

Şöyle dönüp kısaca bir geçmişe göz atalım.
Kürdlerin coğrafyasının adı değiştirilmiş.
Dili yasaklanmış.
İsmi yasaklanmış.
Kültürü yasaklanmış ve talan edilmiş.
Tarihi yok sayılmış.
Kimliği inkâr edilmiş
Ama bütün bunlara rağmen Kürdler her zaman Türkler kardeşimizdir demiştir. Savaşlarda, dar günlerde Türklerin yanında yer almıştır. Türk Devletinin çıkarı için ölümden dahi geri kalmamıştır. Örnek; Çanakkale, Kore ve Kıbrıs! 1977’de askerdim, bir ara Kıbrıs‘a gönüllü asker demişlerdi, binlerce Kürd kendini kaydetmişti.

Yani Kürd‘ün Türk‘e düşmanlığı yoktur. Sitem sadece sistemedir. Kürd-Türk kardeşliği her zaman ön planda tutulmuştur. Eskiden sadece İslam kardeşliğiydi, şimdi Demokratik Cumhuriyet kardeşliği de eklenmiştir. Eskiden bütün müminler kardeştir, dolayısıyla Kürd-Türk kardeştir deniliyordu, şimdi Bijî biratiya gelan (yaşasın halkların kardeşliği) deniyor.

Ama Türk cephesinde öyle değil. Televizyonlara, gazetelere, internet sitelerine bakın, kaç yerde Kürdlere karşı kardeşlik ilanı görürsünüz. Kürd kelimesi geçti mi herkes saldırıyor, en sözde büyük gazetelerinde bile sözde yorumcular adına Kürdlere olmadık hakaretler yapılıyor. PKK sadece bir bahanedir. Bazen açıkça söylüyorlar “Kürd halkına karşı bir kinimiz yok, düşmanlığımız sadece PKK’yadır“ diye. Peki Türkiye sınırları dışında yaşayan Kürdlere niçin düşmanlık ediliyor? Örneğin; Sayın Barzani‘ye?

Türkiye‘nin dışında, Özellikle Irak devleti de dâhil bütün dünya Kuzey Irak‘a Kurdistan diyor. Siz bir Türk’ün ağzından bu kelimeyi duydunuz mu? Hani düşmanlık sadece (onlara göre) teröre idi?

Seçimlerde bile daha fazla oy almak için Kürd düşmanlığı ön plana çıkarılıyor. Hiç unutamıyorum, bir gün Televizyon seyrediyordum. BBP’nin başkanı M.Yazıcıoğlu şöyle diyordu: “Ben Barzani‘yi Erbil‘de yakalar, Ankara’da yargılar, Diyarbakır‘da asarım“ Hayret ya! Kürdlerin Türklere ne zararı oldu ki? Hizmetten, kölelikten başka! Neden bu kadar büyük bir düşmanlık besleniyor? Neyse zalimlerin bir planı varsa Yüce Allah’ın da bir planı vardır ve zülüm bir gün mutlaka son bulur!..
 
Ermenistan Cumhur Başkanı gelirse kırmızı halılar serilir, marşları dinlenir, bayrakları konur. Yunanistan‘dan bir yetkili gelse hakeza ayni muameleyi görür. Ama Kürd gelirse durum değişir. Bayrağı asılmaz, marşı dinlenmez. Hele de kendi diliyle bir kelime konuşulmaz. Ahmet Davutoğlu Kürdçe “Kek Mesut fermo” dedi, kıyametler koptu. “Vay nasıl olur da bir Türk bakanı bir Kürde abi der” diye adamı hain ilan ettiler. Acaba bu kelime, bir İngiliz’e, bir Fransız’a ya da bir Yunan’a söylenseydi bu kadar tepki olur muydu?

Bu nerden kaynaklanıyor? Elbetteki gizli düşmanlık ve kinden. Bunun başka bir anlamı var mı?

Sayın Barzani‘ye hala aşiret reisi diyorlar, hatta geçenlerde Bahçeli eşkıya diyor. Aşiret reisliği çok mu kötü bir şey acaba? Bir aşiret reisi devlet idaresinde hiçbir kademede yer almazsa bile, emrinde yüzlerce köy, binlerce hatta on binlerce insan var. Aşiret reisini beğenmeyenlerin acaba emrinde kaç kişi olabilir. Aşiret reisi Arap olsa devletin Başbakanı ve Cumhurreisi gece otele koşuştururlar, ama Kürd olursa yanına yaklaşan ihanet etmiş olur. Hani Kürdler kardeşti? Bu mu kardeşlik? Yo hayır, Kürdlere karşı gizli ve hatta şimdilerde açıkça bir düşmanlık vardır.

Kürdlerin Türklere sevgisi sadece yurtiçinde değil, yurtdışında da aynen devam etmektedir. Mesela Almanya‘da dördüncü sınıftan sonra Almanca’nın yanında ek bir dil daha öğretilmeye başlanıyor. Burada bile Kürdler, Ingilizce Fransızca yerine Türkçe dilini tercih ediyorlar.

Kürdler olmazsa Türklerin Avrupa‘daki işyerleri iflas eder. Bakkallarının, marketlerinin çoğunun müşterileri Kürdlerdir. İnanmazsınız ama Türkler de genellikle  Alman marketlerinden alış-veriş yapmaktadırlar. Gidin bakın Aldilara, Liedillere, Kauflandlara, Rewelere, FBL’lere vs. müşterilerin çoğu kimlerdir?

Ne zaman Kürdlerin Türkleri sevdiği kadar, Türkler de Kürdleri severse o zaman hiçbir problem kalmaz, birlikte yaşamak kolaylaşır. Bu da Türklerin sahip olduğu bütün haklar eksiksiz Kürdlere de verilmelidir.

Tutturmuşlar düşman dış güçler bazı şeyleri bahane ederek ayaklanmalara sebep oluyorlarmış!... Halla halla!...
Niçin?

Sözde bazı demokratik haklar bahane ediliyormuş. İyi o zaman Kürdlerin demokratik veya insani haklarını verin, kimse onları bahane etmesin. Ama yok, aslında o güçler devletin sistemidir. Sistemin kendisi zaman zaman Kürdlerin ayaklanmalarına yol açıyor.

Yok, dış güçler Kürdlere silah veriyorlarmış. Doğru… Dış Güçler Kürdlere kalaşnikof veya en ağır silah roketatarlar veriyorlar ama Türk Devletine de en ağır silahlar veriliyor. Uçaklar, Heronlar, Helikopter, Tanklar vs. Yani Kürdler dış güçlerin silahıyla savaşıyorlarsa, Türkler de yine onların silahıyla savaşıyor. Ama devlet bir gün akıl edip “Gelin Kürdler biz niçin savaşıyoruz, ne istiyorsunuz, gelin savaşmadan bunu halledelim“ demez. Neden? Çünkü devlet büyükmüş teröristlerle(!) muhatap olmuyormuş! Peki, en ağır silahlarla onlarla savaşmak muhataplık olmuyor mu? Muhatap alıp savaşıyorsun ama muhatap alıp konuşmuyorsun!

Veriyorlar Kürdlere silah, veriyorlar Türklere de daha ağırını “haydin dövüşün“ diyorlar, biz de dövüşüyoruz, ama barış yolunu kimse akıl edemiyor.

Sahi Kurdistan’ın Kuzeyi (Kürd coğrafyası, onlara göre Doğu ve Güneydoğu) Türkiye’nin bir parçası mıdır?  Bir parçasıysa seksen yılı aşkındır neden devlet bu parçasını bombalıyor, insanlarını öldürüyor, ormanlarını yakıyor?

Hala birçok aydın ve devlet yetkilisi Kürd sorununu bile bilmiyor ya da kasdi olarak Türk halkını yanıltmak istiyorlar. Hala Kürdlere yaptıkları zulmün çeşidinden bile haberleri yok!

Bazıları Kürdler adına çıkıp sanki Kürdlere iyilik yapıyormuş gibi, Kürd haklarını en asgariye indiriyorlar. Bize bayrak lazım değilmiş, toprak lazım değilmiş. Coğrafya lazım değilmiş! Halla halla!

Neden her millete lazım da neden Kürdlere lazım olmuyor?

Bazı Kürdler de sözde siyaset yaparak takiyede bulunuyorlar. Güya şimdilik bazı hakları alacaklar, daha sonra bu haklar daha da çoğaltılacakmış. Sanki yüz yıllık devlet idaresinde deneyime sahip Türkler bu kadar ahmak mı? Bu siyaseti anlayamıyorlar mı!

Yo yo! Yalancılığın, ikiyüzlülüğün kimseye faydası olmaz.

Doğrusu şudur ki sistem Türklerin kalbine Kürd düşmanlığını, Kürde karşı kini ve nefreti yerleştirmiştir. Kardeşçe yaşamanın birinci koşulu Türklere Kürderi sevdirmek lazım, o düşmanca tavırlardan dostluğa, kardeşliğe geçmek gerekiyor. Daha sonrada birlikte yaşanmak isteniyorsa Kürdler de en az Türkler kadar bu ülkede hak sahibi olması lazım.

Bu da kanaatimce iki şekilde olur.

1- Eğer coğrafya belirlenmezse, yani iç içe yaşanacaksa o zaman iki dilli bir devlet olmalı ve Anadolu coğrafyasında yaşayan azınlıkların da bütün insani hakları verilmeli. Rumlara, Ermenilere verilen hakların tümü Çeçenlere, Lazlara, Çerkezlere, Boşnaklara, Pamaklara ve diğerlerine de verilmelidir. Kürdler sözde asli unsurmuş ama Rumlara verilen hakların onda biri bile Kürdlere bugüne dek verilmedi. Kürdler avukat, doktor, bakan hatta başbakan  vs. oluyormuş gibi hikayelere karnımız toktur. Biz Anadolu ve Kurdistan coğrafyasında yani öz topraklarımızda bile Kürd olamıyoruz. Dağlarımıza ve bütün şehirlerimizin girişlerinde “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazılmaktadır. Çocuklarımıza her sabah and içtirilerek varlıkları Türk varlığına kurban ediliyor.

Devletin iki resmi dili olmalı, Türkçe ve Kürdçe. İsviçre‘de olduğu gibi, paranın bir tarafına Türkçe diğer tarafına da Kürdçe yazılmalı.

2- Yo coğrafya belirlenecekse yani federal bir devlet yapısı olacaksa; o zaman da Türkiye‘nin doğusu Kurdistan, Batısı da Türkistan olur. Her Federal Bölgenin bir hükümeti olur ve bu iki hükümetten de bir merkezi hükümet kurulur.
Diğer çözümlere kimse inanmamaktadır. Bazı Kürdlerin özerklik, otonomi vs. dediklerine bakmayın, onlar sözde siyaset yapıyorlar, gerçi kendileri de bu sözlerine inanmazlar.

Son söz: Ya eşit bir şekilde birlikte yaşamak ya da Kürdlere de kendi devletlerini kurma hakkı. Bundan başka diğer bütün çözümler geçicidir, sonu gelmez. Ne kimse başkasını kandırmaya çalışsın ne de biz kendimizi kandıralım.

Saygılarımla.
M.Nureddin Yekta
16.07.2010

 

Güncel yazılar sayfasına dönebilirsiniz!