Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Güncel yazılar

 Yıllar ve kazanımlarımız! Yıllar ömür tüketmek için midir?

Geçen yıl bugün duvara astıĝımız 365 sayfalık takvimden sadece bir sayfa kaldı, hatta kimileri biraz acele ederek bu son sayfayı da adeta geçen yıla lanet okurmuşçasına koparıp attılar. Sahi bu yıllar niçindir? Bir yıl boyunca bekleyip yılın sonunda Noel babaları kutlamak için mi, yoksa yeni yılda bir gecelik eĝlence yapmak için mi? Ya geçen koskoca yılda yapılanların muhasebesini kim yapacak? Yoksa “nasıl olsa geçene mazi derler, muhasebesini yapıpta ne yapacaz, işte iyisiyle kötüsüyle geçip gitti, biz yeni yıl için aldıĝımız hindileri afiyetle yiyip, ekran başında dansözleri seyredelim” mi diyeceĝiz?

Geçen her yılın ömrümüzden 365 günü alıp götürdüĝünü unutuyormuyuz yoksa, yoksa bunun hesabını yapsakta yapmasakta birgün mutlaka bu günlerin hesabı bizden sorulacaĝını bilmiyormuyuz? Unutmayalımki geçen her yıl bizi hesap gününe daha çok yaklaştırıyor, bunu görsekte görmesekte bu bir gerçek!..

Dönüp baktıĝımız zaman geçen koca yılda birçok fırsatı kaçırmışızdır. Bu kimine göre siyasal açıdan, kimisine göre ibadet açısından, kimisine göre parasal açıdan böyledir, tabi bu koca yıl içerisinde kasalarını dolduran zenginler, tahtını daha da kuvvetlendirmek için masum insanların kanına girenler de az deĝil.

Yaşadıĝımız her an herkes için önemlidir biliyoruz, ama önüne bir hedef koyan ve bir davaya inananlar için bu önem biraz daha artmaktadır. Zira idealist insanlar önlerine bir hedef koyarken, bunun için bir takvim de belirlemek zorundalar. Programlarını takvimlerine göre hayata geçirmek, uygulamak zorundadırlar. Yoksa ne hedeflerinin nede programlarının bir ehemmiyeti kalmaz. Bir misalla açıklamak gerekirse, kürd siyasetçilerini örnek gösterebiliriz!.. Acaba kürdler ne istediler, bunu nasıl bir programla nasıl bir takvime baĝladılar ve isteklerinde ne kadar başarılı oldular!..

Olaya bir bütün olarak baktıĝımızda genelde kürdler savundukları davada istenen hedefe varamadılar. Geçen yılda bir önceki yıla nisbeten Güneybatı (Suriye) ve Doĝu Kurdistan’da (İran) deĝişen bir şey olmadı, her iki bölgede de kürdlerin bir kazanımı olmadı, sadece her iki devletin idaresinde biraz yumuşama oldu diyebiliriz, ama bu da kürdler üzerindeki hakimiyetlerini daha da pekiştirmek ve dışardan olası gelecek müdahalelere kapı bırakmamak içindir, yoksa kürdlerle masaya oturup herhangi bir taviz verdikleri yoktur, belki misal vermeye de gerek yok ama Qamişlo serhildanından sonra ele geçirdiĝimiz kazanımlar varmı diye sorsak sanırım buna olumlu cevap verecek kimse olmaz.

Güney’in (Irak) durumunda da bir deĝişiklık yok, henüz Güney Kurdistan’ı arzumuz dahilinde idare edemiyoruz, hala bölge yönetimleri var. Kerkük hala halledilmis deĝil, eskiden Kerkük’e baĝlı ilçeler, nahiyeler var hala Kerkük’e baĝlanamadı, Kerkük’ten zorla çıkarılan kürdler henüz mekanlarına yerleşmiş deĝil, Saddam döneminde deĝişik arap devletlerinden getirilen ve kürdlerin yerlerine iskan ettirilen araplar henüz Kerkük’teler, komşu devletlerin Güney üzerindeki tehditleri hala devam etmektedir. Kürd malı olan petroller hala kürdler tarafından idare edilmiyor, öz petrollerinden bile ancak yüzde sekiz (%8) pay alabiliyorlar. Sanırım Güney’in de öyle takvimli bir programları yok, iş oluruna bırakılmış gibi!..

Gelelim Kuzey’e!.. Kuzeyde kürdleri iki kısma ayırabiliriz.
Birincisi Apo ve apocuların yürütükleri programlar.
İkincisi Apo karşıtı kürdler, yani yine kürdler birbirlerine karşı siyaset yapıyorlar. PKK’nın dün dünyanın en güçlü örgütlerinden biri olduĝu hepimizin malumudur, belki bügün düne nazaran kuvvetini üçte iki kaybetmişse de, bugün hala Kuzey Kurdistan’da en güçlü kurumdur, istesekte istemesekte, sevsekte sevmesekte bu böyledir. Bunun için de Kuzey’deki kürd siyaseti Apo’nun siyasetine paralel yürümektedir. Bir başka tabirle Apo hem kendi siyasetine hem de karşıt kürdlerin siyasetine yön vermektedir. Türkiye’ye geldiĝi günden beri devlete verdiĝi söz gereĝi Türkiye’nin Uniter yapısının bozulmaması için elinden geleni yapıyor. Her hafta avukat ve diĝer bazılarıyla görüşmeleri anında kürd alemi içerisinde yayılmakta ve herkes onunla uĝraşmaktadır.

Açık ve net ifadelerle ve çok bariz sözlerle ifade ediyorumki hiçbir yoruma gerek kalmasın. Apo Uniter ve bölünmez bir Türkiye için siyaset yapıyor, her türlü sorunun demokratik bir devlet içerisinde çözülebileceĝini iddia ediyor ve bu siyasetini büyük bir hızla yürütmektedir. Aynı zamanda buna destekte bulmaktadır. Kimisi hainlikle suçlar, kimisi taktik der, kimisi mehdi ilan eder bu ayrı mesele!

Peki Apo karşıtı kürdler ne yapıyorlar?..
Buna kısa bir cevap vermek isterim ama saygıdeĝer kürd siyasetçileri ve kürd aydınları dostlarım sakın alınmasınlar, amacım kimseye hakaret deĝil, ama gerçek bir şey varki o da “Apo karşıtı kürdler de sadece Aponun siyasetiyle uĝraşmaktadırlar.” “Apo böyle dedi, Apo şöyle yaptı, Apo devlet yanlısıdır, Apo şudur, Apo budur” gibi sözlerle vakit kaybediyorlar, bazen aklıma geliyor diyorum kendi kendime “ ya Apo olmasaydı sahi diĝer kürdler neyi konuşacak, neyi yazacaklardı.” İşin ilginç bir yanı daha var! Düne kadar demokrasi ve demokratik cumhuryet tezleriyle kürd sorunu hallolur diyen Apo’yu hainlikle suçlayanlar bugün federal yada baĝımsız Kurdistan’ı hiç dillerine almıyorlar, yani açıkçası onlar da artık kürd sorunun demokratik bir ortamda hallolacaĝına inanıyorlar gibi!.. Kısacası Apo’nun tezleri ve ona paralel Apo karşıtı görüşler pekte farklı deĝiller! Görünen o!.. Dün PKK’nın uydusu olan kurumlar bugün aynen o şekilde başkalarını kendilerine uydu yaparak aynı siyaseti yapmaktadırlar, deĝişen sadece isimlerdir ama siyasette hiçbir fark yoktur, sanırım dostlarım ne demek istediĝimi çok iyi anlamışlardır.

Avrupa Birliĝi Türkiye’ye müzakere tarihi vermeden önce AB’ye üç ayrı kürd raporu gitti. Bunun yanında bir de Paris çıkışlı bir gazete bildirisi (ilan) oldu ama hiç birinin müzakere tarihi üzerinde bir etkisi olmadı. Raporunda kürd kelimesine bile yer vermeyen Gunther Verheugen’lara kalırsak sanırım sorunumuz daha onyılları alacaktır.
Hangi demokrasi ve hangi hak hukuktan bahsediyoruz? Kurdistan’ı 4’e bölen şimdiki demokrasi havarileri olan eski demokratik devletler deĝilmiydi?

Bana kalırsa Kürd sorunu hakimiyeti altında bulundukları devletlerin demokratikleşmeleriyle hal olması mümkün deĝil, eĝer AB, ABD ve diĝer ülkeler gerçekten demokrasi ve insan haklarına inanıyorlarsa “Kürdlere kendi kaderlerini kendilerinin çizmelerine yardımcı olsunlar, kürdler de dünya milletleri gibi bir devlete sahip olsunlar, daha sonrasını kürd halkına bıraksınlar, onlar demokrasiyle mi, islamla mı, krallıkla mı v.s. kendilerini idare edeceklerini kendileri karar versin. Biz bu 2004 yılında bu fırsatı ele geçiremedik, umarım 2005 yılında aramızdaki farklılıkları, muhalif kurum ve fikirleri bir tarafa bırakarak Kürd Ulusu için elle tutulur bir siyasetimiz olacaktır, olmalıdır zira başka seçeneĝimiz yoktur.

Bu vesileyle yeni yılın bütün insanlık alemi için hayırlı olmasını diler, kürd alemi için de birlik, beraberlik ve kardeşliĝin tesis edileceĝi yıl olsun derim.
Saygılarımla
 
31.12.2004
M.Nureddin Yekta

Güncel yazılar sayfasına dönebilirsiniz!