Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

Farelere savaş

Küçük bir bahçem vardı, aşaĝı yukarı 130 m², (şimdi 340 m²)içinde bir havuz 50-60 tane süs balıĝı (Goldfish, Japan Koi, Şubunkin, Golddorfe, Sarasa gibi), bir de 11 tane güvercinim.
 
Zaman zaman bahçemde lisani hal ile onlarla sohbet ediyorum. Kaç yıl oldu balıklarla bir türlü anlaşamadım. Tam alışacakları sırada file ile havuzdaki yaprak v.s.leri alıyorum, onlar kendilerini yakalıyorum korkusuyla bir o yana bir bu yana kaçıyorlar. Biraz alışırlar yine aynı olay başımıza geliyor. Wesselam anlaşamadık.
 
Ama güvercinler öyle deĝil, enaz onlarla iki kelime de olsa anlaşabiliyoruz. Bir de hareketlerden tabi. Bahçe evine girdiĝimi görünce hepsi kapıya doĝru koşuyorlar, biraz uzakta olanlar ise uçuyorlar. „Gelin gelin“ diye baĝırdıĝımda yanıma geliyorlar, bazen de „haydi eve“ diyorum kulubelerine gidiyorlar, tabi her zaman içeri girmiyorlar. Bazen kapının önüne gelip kirletiyorlar, onlara baĝırıyorum kulaklarını açıp iyice dinliyorlar, anlamaya çalışıyorlar, anlaşılan baĝırdıĝımı anlıyorlar ama niçin baĝırdıĝımı daha anlamadılar, anlasalardı aynı hatayı tekrarlamazlardı.
 
Neyse güvercinlerime özenle bakıyorum. Hele yumurtladıkları zaman biliyorum kuluçkaya yatacaklar. İlk yumurtayı hemen alıyorumki 2-3 gün sonra ikinci yumurtayı da yapsınlar sonra ikisini birden altına vereceĝimki ikisini birden çıkarsın. Bazen bir civciv 3-4 gün önce çıktıĝınfa güvercinler küçük ile fazla uĝraşmıyorlar bazen ölümlerine sepep oluyor.

Kuluçkaya yattıktan sonra özellikle 18. günden itibaren günde 2 defa kontrol ediyorum, ne zaman civciv çıkar diye. Hani derler ya hanım doĝum yapınca kocasıda sancı çekiyormuş diye. Gerçi ben buna inanmadım. Hanımım doĝum yapınca ben hiç sancı görmedim, sadece ona acıdım tabi, hemen hanımların nazistliĝi tutmasınJ

Ama güvercinler başka küçücük bir yumurtadan küçücük bir yavru çıkıyor, gözleri kapalı o kadar zayıf o kadar küçükki insan bakınca içi yanıyor. Anaları onlara öyle titizlikle sahip çıkıyorki insan şaşırıyor. Beninle o kadar iyi geçinen güvecinler, ben kümeslerine yaklaşınca yavrularına bir zarar vermemden korkuyorlar ve üzerime saldırıyorlar.

Rabbim ne büyüksün sen! Küçük hayvanlar bile yavruları için canını feda ederken, birçok insan çocuklarına ilahi terbiyeyi vermiyerek onları cehennem ateşine sürüyorlar!..

Güvercinlerle anlaşamadıĝım konulardan biri de bu yavru meselesi. Halbuki ben de enaz onlar kadar o yavrulara sahip çıkıyorum.

21 gün geçtikten sonra civcivi çıkıyor. Ondan sonra besliyor tabi. Bazen günlerce civcivlerin üzerinden kalkmıyor. Ben küçük bir tabaĝa yem koyuyor ve önüne bırakıyorum aç kalmasın diye. Malum onlar benim mahiyetimde, bakımlarından da ben sorumluyum.

Ben ve güvercinler o yavruları titizlikle büyütmeye çalışırken, bahçede arada sırada görünen farelerle aramız bozuluyor, aslında onlara da karışmak istemezdim. Varsın rızıklansınlar arasıra bahçeye attıĝımız yemek ve ekmek artıklarından. Ama onlar nankörlük yaptılar, güvercinlerimin yavruların saldırdılar. Hele bir gün baktımki birini yemişler. İçim yandı nerdeyse bir aĝıt yakacaktım. Daha körpe, henüz 18 günlüktü, ama artık uçuyor, bahçede dolaşıyordu. Bana da çok alışmıştı. Diĝer güvecinlere al atıp tutmak istediĝim zaman uçuşuyorlar ama bu yanımda dururdu, hatta bazen elimde yem yerdi. Arkadaş gibi olmuştuk onunla!

Kocaman bir fare (cardun) boĝazından yakalamış, boĝmuş ve kulubenin altına götürmüş.
O gün Köln‘e gitmiştim, döndüĝümde eve çıkmadan önce kuşlarıma bakıyorum. Bazen çocuklar şakalaşıyorlar „baba bizden daha çok güvercinlerini seviyor“ Ben de „ne yapayım evlenip torun vermiyorsunuz ben de onları torun kabul ediyorum“ diyorum. Bahçeye inince baktım benim ceylan gözlüm yok. O yana bu yana baktım yok ama kann lekesi var. İyice baktımkı namısız fare almış, kulubenin altında göĝsünü yemiş, (göĝsün lezzetli olduĝun biliyor puşt) gerisi duruyor tabi. Ay içim yandı, gözlerim karardı, baĝırdım
- len fareleeeeeeeeeeeeeerrrrr size savaş ilan ediyorum.
O gün bugün pusuda bekliyorum. Dün baktım beyefendi bahçede dolaşıyor. Hemde yemliĝin yanında, beni hiç umursamadı. Aslında çok sevdiĝim şervan (savaşçı) dediĝim güvercinimle sesli konuşuyordum. „Ne var ne yok ben yokken neler yaptın, yine hangilerini dövdün“ diye.
 
Bey effendi sesimi duymuş olacak ama hiç umursamadı. Geri döndüm küreĝi aldım, yavaşşa beyefendiye yaklaştım ve bir kürek indirdim  sırtına. Yan döştü ve baĝırdı. Biliyorum bana pis pis laf ediyor
 
- Len kalleş niye arkadan vuruyon, gizli gizli karşıma çıksana diye.
 
Ben ne olur ne olmaz Allah korosun darbe yerini bulmamışta üzerime saldırır korkusuyla hani can havluyla aman havliyle yani bir tane daha indirdim.
 
Baktım tamam kalkacaĝı yok, sonra ben baĝırdım
- Leeeeen bu bahçenin aĝası benim benden izinsiz ne dolaşıyon?

- Kalleşçe vurdun, bir on metre uzaktan seslenseydin ya diyor.

- Ya dedim sen benim güvcercinimi yerken kalleşlik yapmadın mı? Kim demiş kalleşlere karşı mertlik para eder. Hem kusura bakma artık dünyada kalleşlik daha çok para ediyor. Görüyorsun işte devletleri dolandıranlar ençok başta kalanlardır. Bu kadar kalleşlerin içinde mertliĝin ne önemi kaldıkı, kalleşçe hareket edenlerin hakkı da kalleşçe karşılık koymaktır, dedim.
 
Evet işte bu büyük savaşta ben birini öldürdüm hem de farelerin aĝasını ve katil oldum. (espri)
 
M.Nureddin Yekta
04.06.-2011
 

Hayat ve Hatıralarım sayfasına dönebilirsiniz!