Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

Rabbim senden gafil olan kafir olur (Bir anı )

Yıl 1997’nin Aĝustos ayı idi. Almanya Paderborn’un Salzkotten kasabasındaydım. 14 Nisan‘dan beri burdayım. Daha önce Düren‘de kampta idim. Kampta yaklaşık 73 gün kalmıştım. Mahkemede siyasi ceza aldıĝıma dair belgelerimin olduĝunu söylemiştim. Mahkeme; onları ibraz etmemi istemiş ancak Urfalı tercüman adilik yaparak bana söylememişti. Uzunca bir zaman sözde bir kürd islam derneĝinde kalıyordum ve ordaki arkadaşlar almanca bilmelerine raĝmen bana söylememiş ve yardımcı olmamışlardı.
Daha sonra evrakları verdim ve Salzkotten‘e transferim çıktı (oraya gönderildim). O yüzden uzun zaman kampta, bir o kadar da Heim’de (Haym okunur) kaldım. Heim; bir derece kamptan daha iyidi. Kampta 13 kisi bir odadaydık, hani toplama kampları derler ya. Heimde ise 6 m² bir odada 6 kişi idik. Kampta yemekleri kamp veriyor, Heimde daha özgürsün kendin yapabiliyorsun!
Kampla ilgili durumları başka bir yazıyla inşallah birgün yazarım.  

Odanın her iki tarafına iki katli iki ranza koymuşuz. Araya ancak 70 cm. genişliĝınde bir sehpa.
Namaz kılınacak yer olmadıĝı için namaz vakitlerinde sehpanın üzerindeki eşyaları alır, üstüne seccademi serer namazımı kılarım.

Bir yatsı namazı vaktinde oda arkadaşlarımdan Musa yataĝında yatıyordu. Ben yine yatsı namazına kalkmıştım. Namazdan sonra dua ederken farkında olmadan sesli okumuşum duayı.
Musa birden başını kaldırdı, gözlerini oĝuşturdu ve aramızda şöyle bir konuşma geçti.  
Musa: Abi sen kimle konuşuyorsun?
Ben: Allahla konuşuyorum
Musa: Başını salladı ve alla alla ya sen şimdi Allah‘la mı konuşuyorsun?
Ben:  Evet, evet Allah'la dedim
Musa: Bu mümkün mü dedi?
Ben:  Evet mümkün dedim
Musa:  Peki sen ne dedin Allah’a
Ben:  Dedimki „ey Rabbim çok dardayım, saraydan şu kontenaya geldim, 485 m² evden 6 m² hücreye girdim, ama yine seni unutmadım, şu kaldıĝımız koca kasabada benden başka sana secde edecek kimse yok. Sen Alman hükumetinin gönlünü yumuşak eyle, bana oturum versinler, caminin, cemaatin olduĝu bir şehre göçeyim. Burdan bunaldım ey Rabbim“
Musa; şaşkın şaşkın benim yüzüme baktı, dudak büktü, epey düşündükten sonra:
Bu doĝru ama peki Allah ne dedi?
Ben: Allah da mutlaka bir şey demiştir ancak ben direkt O’nun ne dediĝini duyamam, lakin  kısa bir zamanda duama ne dediĝini anlarım.
Musa: Nasıl yani?
Ben: Eĝer duamı kabul ederse isteĝime olumlu bir cevap gelir, yok kabul etmediyse ben burda sürünmeye devam ederim, dedim.
Ben her işimi Allah'a havale ederim, her şeyimde O'na dayanırım, beni birçok sıkıntıdan kurtaran O'dur, birçok derdime derman veren O'dur, ben ona karşı suçluyum, günahkarım ama O‘nun dinine ihanet etmedim, O‘nun Ayetlerini dünya karşılıĝında satmadım. O'nun sisteminden başka sistem kabul etmedim. Biliyorum o da beni kurtarır!
Musa: Burada 16 yıldır bekleyenler var, bakalım senin nasıl olur dedi.
İkimiz de sustuk. Musa yine yorganı çekti kafasına uyumaya başladı. Ben bir müddet daha kaldıktan sonra yataĝıma uzandım yattım.
Aradan 5 gün geçtikten sonra, yabancılar polisine telefon açtık ve durumumu sorduk. Polisler; „3 gündür pas kararın geldi Pazartesi gel pasaportunu al“ dedi.
Musa’ya müjdeyi verdiĝimde, çok şaşırdı ve kafasını yine sallayarak „Ey Rabbim gerçekten senden gafil olan kafir olur, bunu şimdi daha iyi anlıyorum“ dedi.
Rabbim bizi gafillerden eylemesin.

M.Nureddin Yekta
05.06.2011
 

Hayat ve Hatıralarım sayfasına dönebilirsiniz!