Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

 

Hamburg toplantısından bir espri

Toplantıya bir kaç dakika ara verilmişti, salondan çıkan katılımcılar kimisi masada bulunan çay ve kahve semaverlerine koşarken, sigara tiryakileri de kendilerini dışarda buluveriyorlardı. Gesthacht’ın o daĝbaşındaki manzarasının güzelliĝi yanında kuru soĝuĝuyla Kurdistan Serhad’ının kış zemheririni arartıyordu.

Biz kendimizi çoktan dışarı atmış, kapıda üzerinde kül tabakları bulunan masanın etrafında toplanmıştık bile. Hızlı bir şekilde dışarıya çıkan kek Necdet’e seslendim,
- Keko gel sana bir sigara ikram edeyimki bir daha hocalar cimridir demeyesin, şahid olasınki hocalar da ikramda bulunuyorlar, dedim. Güldü ve

- Yok ya siz almaya alışmışsınız bir kere imkanı yok ikram edemezsiniz, dedi.
Sigara paketini çıkardım, kendisine uzattım, hem gülüşüyoruz hem de espri yapmadan duramıyoruz. Kek Necdet sigarayı aldı ve ben,
- Dur bir de sigaranı yakayım dedim
- Yok olmaz dedi, bu mümkün olamaz, hoca hem sigara ikram edecek hem yakacak, olacak şey deĝil dedi ve ekledi.

Hocanın biri sele kapılmış, daĝ gibi akan selde vatandaşın biri hocayı kurtarmaya çalışıyormuş ve uzatmış elini ve,
- Haydi hoca ver elini demiş, ama can çekişen hoca bir türlü elini uzatmıyormuş, adam baĝırıp çaĝırıyor ama nafile hoca ölmek üzereyken bile elini vermiyormuş, orada geçen bir vatandaş
- Kardeşim ne yapıyorsun sen, hocaya ver elini diyorsun imkanı yok, adam ölse de vermez elini, bak şimdi hocayı nasıl kurtarırım demiş ve uzatmış elini
- Hocam al sana elim haydi tut demiş ve hoca hemen yakalayıvermiş adamın elini, selden kurtarılmış, sonra dönmüş yanındaki adama
- Be kardeşim bunler vermeye deĝil, almaya alışmışlar sen hala ver elini diyorsun. 

Necdet beyle kaç kez karşılaştıysak bu espiriyi söylemeden duramaz, bu sefer yine ekledi espriden sonra ne yapalım kardeşim sizden kurtulamıyoruz, Ben güldüm dedimki
- Siz doĝacaĝınız günden ölüp mezara girinceye kadar biz hocalara muhtaçsınız, hiç boşuna uĝraşmayın, bakın eskiden üç zaman bize muhtac olurdunuz ama şimdi bu sayı dörde çıktı,
Nasıl dedi, dedimki
Birincisi anneniz sizi doĝururken hocalara koşarsınız “aman hocam bir dua oku, yada suya oku ona içirelim belki rahat bir doĝum yapar
Onu geç dedi, o eskidendi, şimdi yok artık öyle bir şey
Var dedim inan var, eskiden bizim köylerimizde olan bu adet şimdi Avrupa’nın tam göbeginde, en sosyete takımı bile buna başvuruyor.

İkincisi, hayatınızın en mutlu gününde yanımıza gelip diz çöküyorsunuz, nikahınızı kıyıyoruz.
Onu da gec dedi, artık belediyeler kıyıyor.
Hayir dedim, belediyeler kıyarsa da bir yanı boşluk kalıyor biz o nikahı kıymazsak ömür boyu rahat edemezsiniz, gittiğiniz her yerde 'dini nikanınızı kim kıydı derler'.

Üçüncüsü, bu tatlı dünya hayatınızı terkederken yine başucunuzda biz bulunuyoruz, öldükten sonra yıkıyoruz, kefenliyoruz ve cenaze kortejinin önünde sonsuz yolculuĝa biz uĝurluyoruz. Bir de cenaze namazı var, orada namazdan sonra dönüp cemaata soruyoruz
Nasıl bilirdiniz? Artık orası insafımıza kalmış birşey, biz neyi ilka edersek cemaat onu tekrarlar biliyorsun. Gülüşmeler….
- Geç onları da dedi, sonuncusu neydi.
- Dedim eskiden kürd parti ve kurumları olarak aranızda yer alamıyorduk, hep safdışı bırakılıyorduk, ama bak artık bizsiz siyaset te yapamazsınız, her toplantıya mutlaka islami kurumlardan da katılanlar oluyor, bugün iki müslüman kürd partisi katıldıĝımız gibi. Ordakı arkadaşların gülüşleriyle bu mola zamanı da bitmiş biz yine toplantı salonunda herkes yerini almıştı.

21.02.2004

M. Nureddin Yekta’nın hatıralarından

 

Malper/Anasayfa