Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

Mahkememi tiyatro mu?

O gün sabahı bizi mahkemeye çıkartacaklarını söylediler. Pek sevinmemiştim. Üçüncü gözaltına alışımdı ve gördüĝüm, rüyadan da eminimdi ki bu sefer hapse göndereceklerdi.
 
Sabahtan akşama kadar bekledik götürmediler. Meĝer mesai saatini bekliyorlarmış. Mesai saati bitecek, savcı ve hakimler deĝişecek, ayarladıkları nöbetçi savcı ve hakim polisin istediĝi doĝrultuda karar vereceklerdi.
 
Önce savcıya çıkarıldık. Savcı herhangi bir illegal örgüte mensup olup olmadıĝımı sordu. Ben; israrla yasal ya da illegal herhangi bir parti, örgüt veya kurumla ilişkimin olmadıĝını söyledim. Savcı önüme bir kaĝıt koydu, orada emniyette „PKK ile ilişkimin olduĝunu kabul ettiĝim yazılıydı“ ve imzama benzer bir imza vardı.

Reddettim, böyle bri kaĝıda asla imza atmadıĝımı söyledim. Gerçekten de yoktu öyle bir belge. Emniyette son günümüzde nezarethanelerdekileri teker teker çıkartıp ifadelerimizi daktiloya çektiler. Yazıldıktan sonra bize okuttular ve imzaladık. Polise de savcıya söylediĝimin aynısını söylemiştim, onlar da yazmış ve bana da okuttular. Yani o saat hiçbir zorlama olmadan gayet normal ifade alındı ve harf harf okuduk ve imzaladık. İmzaladıĝım kaĝıtta aynen „legal veya illegal herhangi bir parti, örgüt veya kurumla ilişkimin olmadıĝı“ yazılıyordu. Ama savcının önündeki kaĝıt farklıydı.
 
Savcıya imaznın bana ait olmadıĝını, polisin attıĝını esas imzaladıĝım kaĝıdın bu olmadıĝını söyledimse de savcı baĝırdı „be kardeşim hepsi yalan olabilir mi“ dedi ve söylediklerini yazdırdı.
 
Sonra sayın! hakimin huzuruna çıkarıldık. Akşam geç saaatlerdeydi. Sözde duruşma salonunda dört polis bir de hakim vardı. İki polis oturmuştu. biri daktilonun başındaydı, biri da arkamda durmuş, ben hakime cevap verirken sırtımı yumrukluyordu.
 
Hakim bey savcılık iddianamesinde: „Kürd olduĝum, baĝımsız bir Kurdistan devleti için mücadele ettiĝim, bunun için de bir kürd islam örgütü kurduĝum, rejimi deĝiştirmek istediĝim ve alanımda örgütümle birlikte PKK’ya yardım ettiĝim“ yazılı olduĝunu söyledi, itiraz edip etmediĝimi sordu.
 
Kürd olduĝum doĝru ama bu saate kadar da müslüman halkların federal bir yapıyla birlikte idare edilmeleri gerektiĝine inandım. İddia edildiĝi gibi öyle bir örgüt kurduĝum doĝru deĝil. Eĝer öyle bir örgüt kurduysam peki örgüt nerde hakim bey? Bir kişiyle bir örgüt kurulur mu? diye sordum.
 
Hakim: „Sen arkadaşlarının adını söylememişsin, (yani çözülmemişsin) inkar etmişsin tabiki bir kişiyle olmaz ama sen adlarını vermiyorsun“ dedi.
Ben güldüm o halimize. Çükü o esnada hakimden başka ben ve dört polis vardık.  İkisi oturuyor bizi dinliyordu, biri sözde hakime katiplik yapıyordu sözde konuştuklarımızı yazıyordu, biri de arkamda dikilmiş mahkeme süresince sırtıma vuruyordu!..
 
Dedimki; „hakim bey onbeş gün bu zalimlerin elinde olup çözülmemek, arkadaşlarının adını söylememek mümkün mü? Burası mahkeme ve mahkeme esasında sizin huzurunuzda beni yumrukluyorlar acaba nezaretin o işkence odalarında ne oluyor biliyormusunuz?
 
Hakim; „polisimiz işkence yapmaz, yalan söylüyorsun“ dedi.
 
„Hakim bey, galiba ben işenceyi yanlış tarif ediyorum. Bu onbeş gün içerisinde, tazyikli su, askı, elektrik verme, kaba dayak, ana avrada küfretmek ve hatta Allah’a Peygambere, hanımlarına küfretmenin adı nedir? Ben huna işkence diyorum adı başka şeyse nedir söylermisiniz? Ama ben görüyorumki siz beni hapse göndereceksiniz, ailemi çocuklarımı maĝdur edeceksiniz, bunu da sözde vatanı sevdiĝiniz için yapıyorsunuz. Hapse yollayın da vatan kurtulsun! dedim.
 
O arada hakim (belki de hakim deĝildi polisti) „tamam“ dedi. Yazıcı polis kaĝıdı daktilodan çıkarttı, koydu masaya bana „gel imzala“ dedi.
 
„Okuyabilir miyim“ diye sordum.  Hakim bir şey demedi ama katip polis „ne okuyacaksın, işte ne dediysen onları yazdık. Daha sırada birçok terörist var“ dedi.
 
Masaya gittim kaĝıdı kuzu kuzu imzaladım ve dışarıya çıkartıldım. Sıradakı nezarethane arkadaşlarının da ifadeleri alındıktan sonra bizi tekrar emniyete götürdüler, ondan sonra da grubu otobuse bindirip Mersin hapishanesine götürdüler. Hapishane duvarını görünce rüyam aklıma geldi. İçimde keşke rüyanın geri kalanı da gerçek çıksa dedim.
 
Yirmi iki kişilik bir gruptuk gece yarısı hapishane kapısından içeri alındık. Biz esir olduk ama vatan kurtuldu!...
 
Hani bazı türkler diyorlar ya!...
Vatan saĝ olsun!..
Türkün türkten başka dostu yoktur!
Tanrı türkü korusun!..
 
Korusun da işte görüyorsunuz bugün 1995’teki dönemden daha beter. Demek insanları hapse atmakla onlara işkence yapmakla vatan selamete ermez!....
 
(Hayatım ve hatıralarım kitabından)
M.Nureddin Yekta

 

 

Hayat ve Hatıralarım sayfasına dönebilirsiniz!