Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

Mekke dilencileri:

Öĝle vakti idi, telefonum çaldı, baktım telefonun ön kodu Arabistan’ın ama ses sevgili dostum, canım kardeşim Dr. İsa.
„abi beni ararmısın seni özledim“ dedi ve kapattı. Hemen numarayı aradım „kardeşim ne yapıyorsun Arabistan‘da“ diye sordum. Hacca gittiĝini söyledi. Ama daha hacca çok var, neden o kadar erken? Bir firma ile gitmişler firma da biraz erken götürmüş onları.
„Canım kardeşim sana bir müjde vereyim“ dedim, „nedir abi“ deyince dedimki „24 Aralık’ta saat 13:00 Safa tepesinde beni bekle“ İkimiz de çok sevinmiştik, zira 10 yıldı görüşmemiştik. Oysa eskiden her hafta görüşür bazen de motorlarla torosları gezerdik. Koskoca on yıl geçmişti.
24 Aralıkta saat 13:00’te Safa tepesine gittiĝimde Doktor orada oturuyordu. Önceleri sarıldık duygulandık. Uzun zamandan sonra Mekke‘de Kabe‘nin yanında buluşmak ise ayrı bir duygu idi.

O günden sonra firmalarımız ayrı olsa da, otellerimiz de ayrı olsa biz hep beraberdik. Ben Kabe yakınında bir otelde kalıyordum, o Aziziye bölgesinde kalıyordu ama ya o yanima gelir bizde yatardık ya ben oraya giderdim. Arafatta Mina da Muzeldifede beraberdik, Kabeyi beraber tavaf ediyorduk. Bazen birlikte lokantaya gider bize tavuk ikram ederdi.

Bir gün bizim otelden Kabe‘ye doĝru gidiyorduk, öĝle namazını kılacaktık. Yola sıra sıra dilenciler dizilmşiti. Kimisinin eli yok, kimisinin ayaĝı yok, kimisinin ikisi de. Kimi sırt üstü yatmış kıpırdanamıyor, kimis kör v.s. baktıĝında için sızlardı. Hemen hemen her dilden „Allah rızası için bir sadaka verin“ demeyi öĝrenmişler. Geçerken „Haci baba Allah rızası için bir sadaka“ derlerdi, sanki Türkiye‘den gittiĝimizi türkçe bildiĝimizi biliyorlardı. Sanırım yılların tecrübesi olacak, meslek bu öĝretmiş. Ben bazılarına bakıp hem üzülmüş hem de saĝlıklı olduĝum içim „Ya Rabbim sana ne kadar hamd etsem azdır, ya ben de böyle olsaydım“ derdim kendi kendime.
 
Biz tam dilenci kalabalıĝının içinden geçiyordukki bir ıslık sesi duyduk. Birdne ortalık karıştı. O tek ayakli yada carpık eĝrı ayaklılar birden koşturmaya başladılar, körlerin gözü açıldı, bir-kaç saniye içinde hepsi kayboldu. O iki ayaĝı iki eli olmayanları da birileri aldıĝı gibi gözden kaybettiler.
Biz hayret ettik, ben doktora o bana baktı. Ne mükemmel bir organize dedik ve gülümsedik.
Sonra birlikte Kabeye vardik, namazımızı kıldık. Doktor „Kabe‘yi de tavaf yapalım abi“ dedi. peki dedim. Zemin kat çok kalabalık, Kabe‘ye yanaşamazsın. Ben en üste çıkalım dedim Doktor yok birinci kat olsun dedi. Birinci kat üste göre daha dar ve direkler çok. Üst kat daha geniş ve rahat ama tur mesafesi çok uzun. Aşaĝı kat çok kalabalık olmazsa, en üstte bir tur yapacaĝına aşaĝıda 7 tur yapıp tavafı tamamlarsın bile. Doktorun sözüne göre önce birinci katta 2-3 tur attık, sonra tekrar yukarı çıktık. Hatırladıĝım kadarıyla bir tavafı 45-50 dakikada yapardık.

Tavaftan sonra yine bizim otele doĝru geliyorduk. Bir tavukçu lokantası vardı arapların, oraya giderdik genelde. Yürürken yine dilenci mekanına gelmiştik. Bir saat önceki gibi yine yol ortasına ve kenarlarına dizilmişler.
Doktora dedimki „ben hayatımda ıslık çalmadım, yani bilmiyorum çalamıyorum, sen deminki çalan ıslık gibi bir ıslık çalabilirmisin?“
„Neden abi“ diye sorunca dedim „bakalım dilenciler yine kaçar mı?“
Doktor, elini aĝzına götürdü ve bir ıslık çaldı. Çaldı çalmasına ama kimsenin kılı kıpırdamadı.
Sonra dönüp bana „abi bunların ıslıĝı farklı, bizim ıslıĝımız bunları yerinden hareket ettirmeye yetmez“ dedi.
Gülüştük ve yolumuza devam ettik.
---------------------------------------------------------------------------------------------
M.Nureddin Yekta
Hayatım ve Hatıralarım kitabından
 
 

Hayat ve Hatıralarım sayfasına dönebilirsiniz!