Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

 

Orası Kurdistan! (Rice yine Kurdistan dedi)

-Nerelisin?
-Mersin’li

-Doĝu ve Güneydoĝu Anadoluyu tanırmısın?
-Evet tanırım bey amca
-İşte orası Kurdistan!
-Sen de mi Kurdistanlısın?

Bu sabah gazetelere bir göz attıĝımda gördümki hemen hemen bütün gazetelerde şöyle bir haber var.

Dün Temsilciler Meclisi Hükümet Reform Komitesi’nde konuşan Amerika Dışişleri Bakanı Rice, “PKK’nın Kürdistan’ın en ücra köşesinde faaliyet gösterdiğini” belirterek “Bu nedenle onları tamamen oradan çıkarmak, yok etmek çok zor. Ancak Türk hükümetine, istikrarsız bir ortamda şiddet kullanarak kazanılacak hiçbir şey olmadığını söylemekteyiz. Şu ana kadar, diplomatik yola başvurduk. Bu problemle başa çıkmada, istihbarat ve bilgi paylaşımında birlikte çalıştık” dedi.

Ankara Kurdistan kelimesinden rahatsız!

Türkiye, Irak anayasası çerçevesinde “Kürdistan bölgesel hükümeti” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkmıyor, ancak üst düzey ABD’li yetkililerin, Kuzey Irak’tan doğrudan “Kürdistan” diye bahsetmesine tepki gösteriyor.  

Bu haberi okurken aklıma bir hatıram geldi, onu okuyucularıma anlatmak istedim.

Yıl 1996 Kasım ayının sonlarıydı. Bana (gıyaben)15 yıl siyasi ceza kesilmiş, ilk suçum olduĝundan Konya DGM’si lütüfta! bulunarak 12:5 yıla indirmişti. Ben de dışarı çıkmak için uĝraşıyordum.

Birgün Bursa’dan İstanbul’a geçiyordum. Yanıma yaşlı ama bakımlı, uzun boylu, sakal-bıyık traşlı, daha çok emekli subaya benzeyen biri oturuyordu. Karacabey ilçesine gelinceye kadar hiç konuşmadık. Hani yola devam ederken hayırlı yolculuklar falan denir yanındakine, belki de yol boyunca sohbet etmek, tedirginliĝi kaldırmak içindir falan. Ama ikimiz de hiç konuşmamıştık.

Ben Karacabeyi haritadan tanıyordum ama küçük bir ilçe, nüfusu olsa olsa 5-6 bin falan zannediyordum. İlçe tabelasında nüfusun 50 binin üzerinde olduĝunu okuyunca şaşkınlıĝımı yanımdaki bey amcaya dönerek şöyle dile getirdim. Ve aramızda şöyle bir sohbet geçti.
- Vay be bayaĝı büyük bir ilçeymiş bey amca! dedim.
Adam yüzüme baktı, baktı, sonra
- Sen ne kadar zannediyordun?

- 5 veya 6 bin
- O zaman ilk kez görüyorsun

- Evet

- Eskiden küçük ve sakin bir ilçeydi, ama daha sonra Kurdistanlılar buraya göçettiler, büyüdü.

- Kurdistan mı dediniz, yoksa ben yanlış mı anladım?
- Evet Kurdistan dedim
- Kurdistan da neresi oluyor bey amca?
- Nerelisin sen?
- Mersin’li

- Doĝu ve Güneydoĝu Anadolu’yu tanırmısın?

- Evet tanırım bey amca

- İşte orası Kurdistan!
- Sen de mi Kurdistanlısın yoksa?
- Yok hayır ben Kurdistanlı deĝilim, benim 70 sülalem türktür, ama gerçek oki orası Kurdistan’dır evladım.
- Saĝol bey amca, ne mutlu size?
-  Neden yeĝenim?
Hiç olmazsa siz Kurdistan dediĝiniz de kimse size bölücü, eşkiya demez, ama bu sözü ben desem vatan hayini olurum!
Adam yine öyle garip garip yüzüme baktı ve dediki
“Gerçekler örtbas edilmekle, inkar edilmekle yok olmaz!
 
Evet orası Kurdistan ister ikrar edin, ister inkar edin bu gerçek beş bin yıldır var ve dünya var oldukça da olacaktır.
26.10.2007

M. Nureddin Yekta’nın hatıralarından

 
 

Malper/Anasayfa