Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

 

Şişko baba
 

O gün daha yeni ortalık aydınlanmıştı. Saat yoktu ama sanırım 08-11 arası bir vakitte bulunuyorduk. Daha yeni yeni sorgulama faslı başlamıştı. Genelde sabah 04’e kadar sorgulama ve işkence devam ediyordu, sonra sanırım polisler de yoruluyor bir-iki saat dinleniyorlardı, daha sonraları sabah devriyesi gelir, devir teslim dönemi bittikten sonra yeni grup başlardı sorguya. Aĝır işkenceler (elektrik, askı gibi) genelde geceleri yapılırdı. Gündüzleri genelde kaba dayak olurdu.
O gün sabah hücrenin kapısı açıldı ve uzun boylu, epey de kilolu birini koydular hücremize. Tahminen 130 kg vardı. Hücre altı metrekare idi. Sayımız 12 kişiydi, yeni gelenle sayı 13’e çıktı.

Adam içeriye korka korka girdi, sırtını duvara vererek yavaş yavaş pencereye doĝru gitti ve pencereyi tamamen kapattı. Her taraf karardı yine, sanki güneş bir daha batmıştı. Zaten küçük bir penceremiz vardı, sanırım 30x30 ancak vardı. Dışarı görünmediĝi gibi camı da bir kartonla kapatılmıştı. Onunla ancak gece ve gündüzü ayırabiliyorduk. Çünkü hücre bodrum katında bulunuyordu.

Adam pencereyi tamamen kapatınca “elhamdu lillah bugün erken akşam oldu” dedim.
Adam anladı ama yerinden hiç kıpırdamadı. Adama;
- Kardeşim şu pencereden biraz uzak dururmusun dedim. Adam;
- İyi ya durayım, dedi ve pencereden biraz uzaklaştı.
Tanışma faslı başladı, kimsin necisin dedik, kendini tanıttı. Pek yakından tanıştıĝımız birinin kardeşiymiş.
Malum orası nezaret, hem de Terörle Mücadele Şubesinin nezareti, ne olur ne olmaz oraya kimler gelmezdiki! Birçok defa polisler de içeri atılıyor sözde suçluları tesbit içinJ
Adamı tanıdıktan sonra aramızda şöyle bir sohbet geçti.
- Seni ne zaman getirdiler
- Bu sabah
- Direk buraya mı koydular yoksa sorguya aldılar mı?
- Yo.. Önce sorguya aldılar, bir-iki saat kaldım, bir şeyler sordular, sonra buraya getirdiler.
- Neyle suçluyorlar seni
- Nasıl yani?
- Suçun ne? Yani sana ne suç işledin diyorlar, ne sordular sen ne dedin?
- Bana örgüt üyesisin diyorlar, onlara yardım ediyorsun diyorlar.
- Peki sen ne dedin?
- Ben örgütlü deĝilim, ayda sadece yüzbin lira yardım ediyorum dedim.
Böyle deyince ben güldüm,
- Sana işkence yaptılar mı, dövdüler mi yoksa öylesine mi dedin.
- Yok işkence yoktu ama birkaç tokat tekme attılar, ben de dedim
Ben yine güldüm
- İ. arkadaş bir kaç tokatla yardım ve yataklıĝı kabul etti, eĝer bir-iki işkence yapsalar sanırım Çukurova’daki bütün cinayetleri üstlenir.
Herkes gülmüştü, o biraz kızdı.
- Ne yani şimdi ben örgüte yardım yataklık mı yapmış oluyorum, yüzbin lira neki?
Dedim “dostum örgüte uzaktan bakıp şikayet etmeyenler bile yardım yataklıktan yargılanıyorlar(*), kaldıkı ona para yardımında bulunmak, sen ne diyorsun!.

Sonraki sohbetlerde ona dedimki; “eĝer burdan evlerimize gidersek, yani hapse atmasalar öldürmeseler, senden bir ricam olacak. Seni evime davet etmek istiyorum. Bir oĝlum var üç yaşında. Bana hep “şişko baba” diyor. Seni ona göstermek istiyorum ve diyeceĝim bak oĝlum şişko bunun gibilerine denir, ben onun yanında kedi kalırım be.
Bir de hücre arkadaşlarına o meşhur Erdal İnönü fıkramı anlatmıştım, o işkenelere raĝmen herkes katıla katıla gülmüştü. 
M.Nureddin Yekta
Hayatım ve Hatıralarım kitabından


(*) O zamanlar kaĝıt üzerindeki kanunlara bakarak Devletin işlemleri ona göre yaptıĝını sanıyordum. Bir iki sene sonra olayları daha iyi kavrayınca anladımki “Devlet beyninde kendini Kürd hisseden vatandaşları cezalandırmak için herhangi bir şeyi bahane ediyor ve onları şu veya bu şekilde cezalandırıyor, ama beyni ile kürd olmayanlar ne kadar Örgüt adına çalışsalar da, ne kadar kürdüm deseler de devlet göz yumuyordu. Örneklerini gördüm. İlk kez (Şubat 1993) onun ifadesi üzerine nezarete girdiĝimiz ve Örgütün Mersin Maliyesinden sorumlu olan biri “adam öldürme, dükkan yakma, polise pusu kurma, halktan para toplama suçundan yakalanmıştı. Adam bu suçlarını samimi bir şekilde kabulde etmişti, yani kendisi örgütün bir üyesi olup bahsettiĝim eylemleri de üstlenmesine ve delil olarakta evinde bir sürü para ve dokument yakalanmasına raĝman Devlet ona sadece yardım ve yataklıktan ceza kesmişti.

14.11.2009

M. Nureddin Yekta’nın hatıralarından

 
 

Malper/Anasayfa