Malper/Anasayfa

M.Nureddin Yekta'nin sayfasina hoş geldiniz!..

 

Hayat ve Hatıralarım

 

Türkiye ve Mesihler

Bu kadar kepaze mesih olur mu?
Bu kadar deli mesih olur mu?
Mesihler hiç davalarından vazgeçerler mi?
Kim bu mesihler?
Ne kadar deli mesih varsa hepsi Türkiye'den çıkıyor ilginç değil mi?
Bu pazar da mesihler üzerine biraz sohbet edelim dedim sevgili okuyucularımla:))

Şimdi iki mesih var Türkiye'de, biri sessiz sedasız duruyor, öteki yaptığı cinayetlerin hesabını vermek üzere yine hapishaneyi boyladı.

Kendimi bildim bileli Türkiye'de kimileri biraz meşhur oldu mu o sıfatlarıyla durmak bilmezler, hayal alemine kapılıyor, kimisinin psikolojisi bozuluyor ve bir yüksek dereceye daha çıkmak istiyorlar. Caniyken Mesih, mesihken İsa oluverirler, eh bize de biraz gülmek düşer galiba:))

Şimdi bahsedeceğim iki Mesih, biri Mehmet Ali Ağca diğeri ise Hasan Mezarcı.

Ağca yıllar önce Papa'ya giriştiği suikast sebeiyle İtalya'da tutuklu bulunuyordu. O sıralar yine hapishanede saçmalamaya başlamıştı, "Ben Mesih'im' diye. Sonraları vazgeçti galiba, yada sessizliği tercih etti, sonra Hasan Mezarcı çıktı. Geçenlerde birilerinin torpili sebebiyle cezası yanlış hesap edilen Ağca serbest kaldıktan sekiz gün sonra tekrar yakalandı hapse atıldı. Hapse atılırken şöyle demiş: "BEN TANRI DEĞİLİM, MESİHİM.." Tobe tobe bir de az kalsın adam tanrıyım diyecek!.. Sanki mesihliğine pek inanan oldu da tanrılığı eksik kalmıştı:)) İnsan mesih olur da bu kadar rezil olmaz looo! Ben heeeeç böyle rezil, kepaze mesih duymadım valla. Gayri bundan sonra hapisteki faşist arkadaşlarına mesihliğinin alametlerini anlatsın dursun birkaç yıl daha.

İkincisi ise Hasan Mezarcı:
Birgün işyerimdeyim Mahmut adında Hoca bir arkadaş bana telefon ederek; ''Hasan Mezarcı Dortmund'a geliyor, bana telefona açtı, sana da haber vermemi istedi, adresimizi çıkaramıyormuş, milli görüş camisinin kahvesinde buluşalım" dedi.
Peki dedim, az sonra hoca arkadas yanıma geldi birlikte Milli Görüş camisinin kahvesine gittik. Hasan bir arkadaşıyla oturuyordu. Etrafında bir sürü sakallı türk sofular oturmuş nutuklarını dinliyorlardı. Sonra bizi tanıştırınca "Bunlar da Kurdistanli iki hoca" dedi. Kurdistan kelimesini duyan sofuların rengi biranda değişiti, birileri itiraz etmeye hazırlandılarki Hasan Mezarcı hemen müdahale etti, "yav kardeşim hem osmanlıyız diyorsunuz hem osmanlının tabirlerini hakir görüyorsunuz. Osmanlı döneminde Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerine Kurdistan denirdi, deyince sofular of-pofla sustular.

Ben Mezarcı'nın kılık kiyafetine baktığımda kendisini tam fotoğraflardaki Hz. İsaya benzettiğini grdüm, yanımdaki arkadaş Mahmuda dedimki; "keko bu adam bugün yarın kendini İsa ilan eder." Mahmut bana kızdı, "sen hep kötü niyetlisin bunu nerden da çıkardın?"
Dedim "kızma birader baksana adamın kılık kıyafetine!" Ama Mahmut hoca ikna olmadı. Biraz sohbetten sonra arabaya binip bir lokantaya gidecektik. Arabaya binerken onlar önde ben ve Mahmut arkada oturduk. Hasan'a seslendim.
"Hocam bakıyorum kendini tam Hz. İsa'ya benzetmişsin ama biraz geç kalmadın mı?"
Mezarcı şöyle döndü baktı "neden geç kalmışım Nureddin Hoca"
Dedim ''ağabey sen kendini İsa'ya benzetene kadar Apo çoktan kendini İsa ilan etti bile, (Apo'yu sevmediğini biliyordum) Daha önceleri Ağca ilan etti ama ona inanan pek olmadı lakin Apo farklı, biliyorsun apocular Apo'nun her dediğine inanırlar ve tasdık ederler!..''
Mezarcı buna kızdı ve dediki:
"Apo'nun kendini İsa ilan etmesi bir şey değil, önemli olan halkın ve milletin kendini İsa ilan edene inanmasıdır. Apo ne kadar kendini ilan etsede kimse ona inanmaz."
Bu sözünden sonra yanımdaki Mahmut Hoca'ya bir cimdik attım, kaş göz işaretiyle "bak inanmıyordun ama adamın niyeti var" demek istedim, o da anladı.

Sonraya arabadan inerken Mahmud'a dedim konuyu kurcala, onu konuştur, bu adam kısa zamanda İsa'yım diyecek. Mahmut "vallah ben de şüphelenmeye başladım" dedi. Gülüştük.

Lokantada otururken Mahmud'a işaret ettim, ama Mahmut Hasan'ın kızmasından çekindi sormadı. Ben yine meseleyi açtım.

-Hocam eskiden beri kıyamet alametlerinden biri olan İsa'nın gelmesi kafamı kurcalıyor, her alim birşeyler izah ediyor ama ben tatmin olmuyorum ve sonunda kanaat ettimki İsa (a.s.) böyle cüssesiyle aramıza gelmez, Bediuzzeman Seîdê Kurdi'nin 'İsa'nın gelmesini hırıstiyanların islama geçeceği şeklinde yorumu var' ama yine de sen daha iyisini biliyorsun, Hz. İsa gelecek mi? Bu konuda bizi biraz aydınlatırmısınız?" dedim

Hasan Mezarcı "yok tövbe de, Hz. İsa elbette gelecektir, hatta gelmiştir bile, aramızda dolaşıyor ama siz hala tanımadınız" dedi.
-Yapma Hasan abi, olur mu hiç? Hz. İsa geldiğinde bütün dünya duyuyor, biz nasıl duymadık? Yoksa sen duydun mu, tanıyor musun?
-Evet ben tanıyorum" dedi
- O zaman bize de söyle hocam, biz de tanıyıp iman edelim dedim. Yok dedi Hasan bey, "size söylersem bilirim Mahmud'la ikiniz iman etmezsiniz, olan imanınız da gider, ama ben size bir dua diyeyim, siz onu her akşam okuyun, ruyanızda görürsünüz"

Kağıt kalem çıkarmamızı istedi Hasan bey, ama ben dedim Mahmut yazsın ben ondan kopi yaparım, bende kağıt kalem yok.

Mezarcı'nın söylediklerini yazdı Mahmut Hoca, sonra ayrıldık.
Dışarda Mahmud'a dedim "Bak işte şimdi inandın mı adamın İsa olmak istediğini" Evet vallah ben de inandım ama hala bir türlü kafam almıyor, dedi.

Neyse 15 gün sonra Mezarcı Mahmut Hocayı aramış ve ona "rüyada İsa'yi görüp görmediğini" sormuş. Mahmut "yok göremedik" diye cevap vermiş. Mezarcı "iyi kendinizi yormayın, İsa benim bana iman edin" demiş ve bir kaç gün sonra hepimizin televizyonlarda seyrettiği gibi adam İsalığını ilan etti.
Daha sonra Türkiye'ye dönen Mezarcı'nın İsalığı da böylece çarmıha gerilmiş oldu.
Eh ne diyelim orası Türkiye bakalım daha ne isalar ve mesihler çıkar:))

Hayırlı pazarlar sevgili okuyucularım.
En derin saygılarımla hoşça kalın
2006-01-22

M. Nureddin Yekta’nın hatıralarından

 
 

Malper/Anasayfa